DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Özlem Ş.Weber
Özlem Ş.Weber
Giriş Tarihi : 11-01-2021 03:17
Güncelleme : 20-01-2021 01:04

İzmir Depreminin Ardından (2)

      30 Ekim Cuma günü  Adıyaman/Gölbaşı’ndayken saat 15.00 de aldığımız deprem haberinden sonra bir an önce İzmir’e ailemizin yanına dönmek için. Gaziantep’ten 23.25 de uçağa bindiğimizde  hepimiz çok üzgündük!.   Hiç birimizin ağzını bıçak açmıyordu. Ben kucağımda olan küçük köpeğimiz Lokum’la ilgileniyordum. Onu sevmek bana iyi geliyordu.

***

      Gece saat  01.10 gibi  Adnan Menderes Hava Limanı’ndan taksiye bindik. Bir süre sonra evlerimizin bulunduğu bölgeye yaklaşmıştık. Uzaktan FolkartTowers ikiz binasını görebiliyordum. Ancak ilk kez ışıksız görüyordum. Gecenin karanlığında gökyüzüne uzanan simsiyah iki el gibiydi...!  gittiğimiz yol ise araç doluydu ve çok yavaş ilerleyebiliyorduk. Yol üstünlüğü olan onlarca siyah arabalar, Manisa, Denizli, İstanbul plakalı itfaiye ve ambulans araçları siren çalarak yıkılan binalara doğru gidiyordu.. Normal araçlara yollar kapalıydı. Evimizin bulunduğu mahalleyi uzaktan görebiliyorduk. Bütün binalar karanlık, hiç birinde ışık yanmıyordu. Ancak yıkılan binalarda seyyar ışıklarla arama kurtarma çalışmaları devam ediyordu. Bu arada  yarı yıkılmış, yana yatmış, balkonu çökmüş bazı binaları görebilmiştim. Mahallemiz gecenin karanlığında hayalet bir şehre benziyordu..

      O gece kardeşlerimin evlerine yaklaşamamıştık! Bütün yollar kapatılmıştı. Deprem sırasında evde olan ve kaçarak dışarı çıkan yeğenim, annesini  çalıştığı iş yerinden alarak Yenifoça’daki yazlığımıza gitmişlerdi. Biz de istikamet değiştirerek onların yanına doğru yola çıktık. Yazlığa geldiğimizde uyumamışlar bizi bekliyorlardı.,  gündüz yaşadıkları şiddetli depremin korkusu yüzlerine yapışmış öylece duruyorlardı. Heyecanla deprem anını anlatırken, böyle bir şey hiç yaşamadık daha önce diyordu yeğenim. Hepimiz hayatta kalmalarına bir mucize diyor ve şükrediyorduk! Psikolojik durumları iyi değildi. Artçı depremler devam ettiğinden Manavkuyu’ya gitmeyip Cumartesi ve Pazarı bu yazlık evimizde geçirdik. Büyük ablam ve yeğenim, diğer yeğenimin yanında kalıyorlardı ve sağlık durumları iyiydi.

      Nihayet pazartesi günü evlerimizin bulunduğu sitenin önündeydik.

      Karşı kaldırımlarda bekleyen onlarca aile vardı. Yönetici ve site görevlileri ve polisler binalara girilmesine izin vermiyordu. Bakanlıktan görevliler gelip, binaların hasar durumunu tespit edeceklermiş. Bir kaç gün binaların önünde penguenler gibi bekleştik. Her an izin çıkıp içeri girebilmeyi ve bir kaç önemli evrakla birlikte biraz eşya almayı umut ediyorduk.

*******************************

      Genç bir kız ağlıyordu sessizce. Verdiğim suyu içerken anlatmaya başladı. 31 Ekim cumartesi günü düğünleri olacakmış, düğünden bir gün önce deprem olmuş. Bu binadaki evi bir ay önce tutmuşlar. Dayayıp döşemişler. Hayallerini burada yaşayacakmış!!  Olmamış işte!

Kız anlattıkça içim acıyordu..! 

      Bir karıkoca evi yeni aldıklarını, kızının üniversite eğitimi için buraya geldiklerini söylüyordu.,

      Gelen görevliler hasar tespiti yapmış ve o sitelerdeki bütün binalar ağır hasarlı çıkmıştı. Şimdi görevliler eşliğinde ve dışarıdan taşınma asansörüyle evlere on dakika girme izni çıkmıştı..

      İçeri daire sırasına göre alıyorlardı.

      On dakikada ne alınabilirdi? Siyah çöp torbalarına ayakkabı, mont ve önemli evrak dışında ne koyulabilirdi ki?!...

      İşlemi biten binalar mühürleniyordu. Aynı anda kontrollü olarak yıkım işlemleri başlamıştı. Kocaman inşaat kepçeleri, sivri dişlerini binaların içine daldırıp geri çekiliyordu. Kepçenin ucunda sallanan perde, evliliğini burada yaşayacağını hayal eden kızın perdesiydi belki!

      Molozların içine düşen albüm, yeğenimin sünnet fotoğraflarıyla dolu olandı belki!! Öylece şaşkın, içim acıyarak bakıyordum yıkılan binaya!..

      Bütün bir geçmiş birazdan moloz yığınlarının arasına karışacak ve bir kamyonun arka kasasında molozların döküldüğü yere doğru yol alacaktı...

      Hayat sürprizlerle doluydu..Daha bir hafta önce son kez uyuduğumuzu bilmeden yattığımız kardeşim Şahinin evi, Ablamın evi, diğer ablamın evi, yeğenimin evi hepsi toz duman arasında yıkılıyor  o koca binalar yerle bir oluyordu. Günlerdir burada bekleyen diğer aileler gibi bütün geçmişimiz bu yıkılan binaların altında kalıyordu... Düne ait ne varsa bir hafriyat kamyonunun arkasında, bir daha dönmemek üzere gidiyordu...

      Arkasından el sallarken boğazım düğümlendi, yutkunamıyor. gözyaşlarıma engel olamıyordum…..

Özlem Ş.Weber

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
Gazete Manşetleri
E-GAZETE
Vefat Ve Teşekkür
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA