DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Recep Sarkan
Recep Sarkan
Giriş Tarihi : 01-11-2020 02:21
Güncelleme : 01-11-2020 04:02

Eyvah Ben Ne Yaptım?!...

 

        1990 lı yıllardı. Fıransa-Lyonda Güvenlik Ateşe siydim. Zırhlı arabamıza  yeni bir şoför almıştık sözleşmeli olarak. Adı Nihat,  temiz bir arkadaştı. Kısa zamanda kaynaşmıştık. Bizden 10 yıl önce gelmiş Lyona, orada yaşayan bir Türk kızı ile evlenmiş, ikide çocukları olmuş. Mutlu bir aileydi. Maddi durumu da oldukça iyiydi. Türkiye de gayrimenkulleri varmış gelir getiren.  Son günlerde çok dalgın ve düşünceli görüyordum Nihatı;  belli ki bir sıkıntısı vardı. Bir gün başkonsolosluğun yemekhanesinde  a-4 kağıdına bir şeyler yazarken gördüm. “Hayırdır Nihat ne yazıyorsun?” Dedim.

Sorma dedi; “yıllardır dost bildiğimiz bir kadın  tarafından ihanete uğradık.  Bizi sırtımızdan vuran o kadına mektup yazıp İçimi boşalttım. Gidip postaya vereceğim.”  Okuyabilir miyim? Dedim. Buyurun oku dedi, mektubu uzatarak.

**********************************************************

        Cevriye hanım… Size, saygı çerçevesinde isminizin ardından hanım, hanımefendi olarak hitap ettim hep.   Taa… ki,  kocanız ve oğlunuzla bir olup. Bize kurduğunuz kumpasa kadar.

       Siz inkar etseniz de ben size hatırlatacağım. Sekiz yıl önceydi.  %25 hissenizin olduğu  şirket batmak üzereydi. Bir gün bana gelip, Nihat abi senin paran var bu şirketin Borçlarını ödersen, diğer hisse sahipleri hisselerini bedelsiz olarak verecekler,vermeyenlere de cüzi bir bedel ödeyip alırsın. Birlikte  bu şirketi yönetiriz, hem de bize meşgale olur. Demiştin. Bende : “Cevriye hanım kabul ederim ama bir şartım var.  Eşimde bende sizi çok sevip sayıyoruz. Eşimin doğumunda da bize çok yardımcı oldunuz. Hep yanımızdasınız. Benim devralacağım bu hisseler sizinkinden çok fazla olur. Hatta  alacağım bu hisselerin tamamını sizin üzerinize yapalım. Biz size güveniyoruz. Bu şekilde olursa kabul ederim.” Dediğimde; “Aramızda ayrı gayrımı var Nihat abi. Sen nasıl istiyorsan öyle olsun” demiştin.  Şirketin borçlarını ödedim. Hisselerin bazılarını bedelsiz bazılarını küçük bir bedelle aldık. Noterde tüm hisseleri sizin üzerinize almıştık. Paralarını ödedim. Sizin cebinizden bir frank bile çıkmadı. Sözlü bir ortaklık kurmuştuk aramızda. Yıllarca sürdü ortaklığımız. Parada kazandık. Ama  siz zamanla  kendinizi ortak olduğumuz şirketin tek sahibi gibi hissetmeye başladınız Çevrenize de  kendinizi patron olarak lanse ettiniz. Ben Önemsemedim,  havanız olsun istemiştim. Benim havaya ihtiyacım yoktu. Yakın çevremiz zaten ortak olduğumuzu biliyordu. Ama nerden bilebilirdim ki gün gelip, işyerimizi bana sormadan diğer firmayla anlaşarak kapatacağınızı. Şimdi o diğer firma Bizim işyerimizin kapanmasından dolayı ayda onbinlerce frank fazladan kazanıyor. Şirketi bana  satsaydınız. değerinin yarısını alacaktınız etik olarak. Ama bu size cazip gelmedi.  Belli ki paraya çok ihtiyacınız varmış.  Çevrenize zarar ediyordum kapattım diyormuşsunuz. Halbuki hiç zarar etmedik.  Taa başından beri cebinizden tek bir frank bile çıkmadı. Kasa kendinizdeydi ve paramızda vardı.  ayrıca   40000 frankta alacağımız vardı.  Bunu neden yaptığınızı hala anlayamıyorum!.

**********************************************************.

Gece yastığa başınızı koyduğunuzda; Çevirdiğiniz  entrikaların ortaya çıkması korkusuyla,“eyvâh, ben ne yaptım? tamamen şeytana uydum” diyerek özür dilemeni bekledik. Ama maalesef, bu olmadı.  Anlaşmak umuduyla, çalıştığınız tercümanlık bürosuna gelmiştim. Görüşmek için. Ama siz, o soğuk ve gaddar tavrınızla “ Hukuksal olarak hakkımın olmadığını” tekrarlayıp, Emtiayı kapattığınızı İşyerindeki demirbaşları da kocanıza verdiğinizi söylediniz. Ardından, cömertlik yaparak “Ama yinede,  40.000 frank alacağımızı tahsil ettikten sonra yarısını sana  vereceğim.” Demiştiniz. Bende; “Emtiayı kapatarak beni yüzbinlerce frank zarara soktunuz. Verecek olduğun o  parayı da size bağışlıyorum deyip,  “ sizin, görünen yüzünüz ak, gerçek yüzünüz kara diyerek, Tercümanlık bürosundan ayrılmıştım. Ne tesadüf ki aynı gün ortak olduğumuz işyerinin kilitleri de kocanız tarafından değiştirilmiş, Bize lütfettiğiniz 3-5 Parça eşyayı kıra döke dışarı attırmıştınız..  Bunu nasıl yapabildiniz?!.... Sizi Yıllarca asil bir kadın olarak tanıttık çevremize. Çoğu insanlar,” bu kadar güvenmeyin onlara” diyorlardı?!.. Hep susturuyorduk onları. Şimdi biz özür diliyoruz o dostlardan. “Maalesef haklıymışsınız.” Diyoruz.

***********************************************************

    İnsanlara,” benim vicdanım rahat” diyerek kendinizi temize çıkarmaya çalışıyorsunuz.  Olmayan vicdan rahat olsa ne olur, olmasa ne olur.. işyerimizi ne karşılığında kapattığınızı bilen ve konuşan onlarca kişi var ama siz  "deve kuşu gibi başınızı kuma gömüp". zarar ediyordum kapattım diyerek kendinizi temize çıkarmak için çırpınıyorsunuz.  İnsanların size inanmadığını göremiyorsunuz. Sizin son dostlarınız bizmişiz. Kala kala bir biz kalmıştık yanınızda;  bizi de kaybettiniz. …. Gerçeği söyleyeyim mi; bize çok koydu, çok üzüldük. Biz işin maddi boyutunda değildik, hala da değiliz. Bizi asıl üzen şey, bu yapılan haksızlığın, adaletsizliğin; dost bildiğimiz sizin tarafınızdan yapılmış olmasıydı. günlerce uykusuz geçen gecelerimiz oldu. Size konduramıyorduk. Eşim:  “ Geceleri vicdanı ile baş başa kalınca.” “Eyvah ben yaptım? tamamen şeytana uydum” diye, düşünerek uykuları kaçıyordur. Diyordu. O hala içinizde birazcıkta olsa vicdan kırıntısı kalmış olabileceğini düşünüyordu safca.

 Hani bana diyordun ya,” ufak hesap yapmam”   Siz gerçekten büyük hesapçıymışsınız, deveyi hamuduyla götürdünüz…((…  Şu anda gülümsüyorum, niye gülümsediğimi de bilmiyorum. Acı bir tebessüm var dudaklarımda. Belki de yıllardır dost sandığım sizler hakkında yanılmış olmaktandır. Keşke  bana paraya ihtiyacınız olduğunu , Oğlunuza Türkiye de  ofis açmak istediğinizi söyleseydiniz. Gereken parayı ben size gene verirdim. Bana en çok koyan şeylerden biride ne biliyormusun?  :-((  Birgün, oğlunla birlikte şirkete  gelmiştiniz. Oğlun bana: ” tüm hukuksal haklar Annemde; ister satarız ister kapatırız” dediğinde; bende “ Biliyorum Annenize güvenip, Hisseleri onun üzerine yapmakla hata etmişim. Ama bu dünyanın ötesi var.” Demiştim.  Oğlun : “.hayatın her alanında hukuk vardır “  diyerek bana hukuk dersi verip,  ardından saygısızca (ellerimizde büyüyen çocuk) “senin  bu ortaklığa koyduğun paralar bende; öbür dünyada benden alırsın! ” dediğinde  siz hiç ses çıkarmadınız. Ne kadar traji komik değil mi? Fransada, böyle bir  hukukçu yetişiyor.! Hem de mesleğinin başlangıcında,  Annesini iş ortaklarının hakkını yemeye yönlendirerek., adaletin haklıdan yana olan terazisinin ayarıyla oynuyor!

Ama gün gelir, bu terazi doğru yerde durur!”

***********************************************************

Mektubu okuyunca Nihatın son günlerdeki Düşünceli hallerinin nedenini anladım. Dost kazığı yemişti... Nihat, dedim.Sen canını sıkma her şeyi Allaha havale et!. Haramla Yapılan binanın temeli çürük olur bir gün gelir yıkılır. Türkiyede açacakları ofis de  onlara hayır getirmez. -Sağol abi, zaten bizde onları hayatımızdan sildik- dedi.

………………………………………………………………………………………………………………………….

Aradan 20 yıl geçti. Nihat beni facebook tan araştırıp, bulmuş.  Görüşmeye başladık. Bir gün beni telefonla aradı. Hal hatır  sorduk birbirimize. (Emekli olduktan sonra Türkiyeye yerleşip. Egede bir sahil kasabasında Eşiyle birlikte Emekliliğin tadını çıkardığını Çocuklarını okutup meslek sahibi yaptığını ve evlendirdiğini söyledi.)  Birden Aklıma Nihatın bana verip okuttuğu  o mektup geldi.

 O sana dost kazığı atan kadın noldu?. Diye sordum. Abi, kadın Türkiyeye döndü. . Yalnız şunu duydum. Kadının oğlu Lyonda  Hukuk fakültesini bitirdikten sonra Türkiye den denklik almış. Baroya kaydolmuş.. Avukatlığının daha ilk yıllarında Hırsızlık ve tahsilatçılık yapan suç örgütüyle ilişkilere girmiş. Kendiside bu işlere bulaşmış olmalı ki, emniyetin telefon dinlemelerine takılıp, tutuklanmış. Avukatlık hakkı da elinden alınmış. Şimdi ne yaptıklarını bilmiyorum.

 Onların Bana yaptıkları bunca haksızlığa rağmen gene de üzüldüm. Dedi…..

  • Nihat Kardeşim, Hani sen mektubunda demiştin ya,” Gün gelir bu adalet terazisi doğru yerde durur” Üzülme,Adalet yerini bulmuş.Sana ve ailene mutluluklar diliyorum.Görüşmek üzere;
  •  
NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
Gazete Manşetleri
E-GAZETE
25,11,2020 Gölbaşı Güncel
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA