DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Cezmi Doğaner
Cezmi Doğaner
Giriş Tarihi : 10-05-2020 22:23
Güncelleme : 10-05-2020 22:30

Demokratik Toplum ve Sosyal Demokrat Seçenek

Teknolojik ilerleme ve değişimin yaşandığı dünyada ulusal ve evrensel düzeyde, çoğulcu demokratik bir toplumun ülkemizin çağdaşlaşması yolunda geçerli bir seçenek olduğu kuşkusuzdur.

Sosyal Demokrat seçenek, Türk toplumunun kendine özgü koşullarında 1960’lı yılların ortalarından itibaren etkin çözümler üretebilmiş, önemli bir düşünsel dönüşümü de gerçekleştirmiştir. Bununla birlikte 1970’li yıllardan başlayarak halen etkisini sürdürmekte olan sosyoekonomik bunalımın ve askeri darbelerin olumsuz sonuçlarından kendisini soyutlayamamıştır.

Demokratik çoğulcu toplum

İkinci dünya savaşından sonra Batının önde gelen sosyal bilimcilerinin geliştirdiği çağdaş toplum kavramlarının temek açıklayıcı sentezi, çoğulcu demokratik toplum önerisidir. Bu toplum biçimini niteleyen temel özelliklere göre teknolojinin gelişmesi, toplumsal değişimin stratejik itici gücüdür. Geçen yüzyılda da sanayi devrimi eski tarımsal ve kurumsal yapılarını yerle bir etmiştir. Teknolojinin gelişmesi zaman içinde gittikçe artan ölçülerde nitelikli işgücü talebi yaratmıştır.

Bu değişiklik, işgücünün organik bileşimini ve toplumun sınıfsal yapısını da etkilemiştir. Niteliksiz işgücünden oluşan geniş tabanlı eski toplumsal piramit ortalarda şişmeye başlayarak bir eşkenar dörtgen biçimine dönüşmüştür. Demokrasi-sanayi bakımdan gelişmiş ileri Batı ülkelerinde işçi sınıfının göreceli büyüklüğünün azalmaya başlaması, toplumda orta sınıfın ağırlığını artırmaya başlamıştır. Ayrıca gittikçe artan mesleksel uzmanlaşma işçi sınıfını parçalamış, yeni bir toplum mozaiğinin oluşmasına katkıda bulunmuştur.

Çatışma ve Uzlaşma

Çoğulcu demokratik toplumda, işverenlerle işçiler ve toplumun diğer çalışan kesimlerinin kendi aralarında çıkar çatışmalarının varlığı doğal kabul edilir. Fakat Demokratik toplum bu çıkar çatışmalarını uzlaştırıcı kurumlar da geliştirmiştir.

Çoğulcu demokrasilerde siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda, çalışma yaşamında müzakereyi sağlayan kurumsallaşmış bir alan bulunmaktadır. Yeni kurumların ortaya çıkışı, çalışma hayatının kendi bünyesindeki iç çatışmalarla öteki siyasal nitelikteki çatışmaların ayırt edilebilmesini sağlamıştır.

Sosyal demokrasi nedir?

 “Çağdaş “sosyal demokrasi”, başarıyla uygulandığı bazı demokratik Batı ülkelerinde, kendi sözcük anlamını aşarak, demokrasiyi tüm aşamaları ve boyutları ile içerir. Bu ülkelerde, “sosyal demokrasi” kavramı, siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel demokrasiyi bir bütün olarak kapsamaktadır. Liberal demokrasiye daha çok gerçeklik kazandırarak onu aşmaktadır.”[1]

Dayanışma temelli, esnek ve istikrarlı toplum

Çoğulcu Demokratik toplum bu nedenle istikrarlı, temel dönüşümler gerektirmeyen değişiklikler karşısında esnek yapılıdır. Bu modelde belirleyici unsur, emeğiyle geçinen, işçilerin ve tüm çalışanların toplum içinde özgün yerlerinin belirlenmesi ve birbirini tamamlayan toplumsal mozaik içinde özümlenmesinin sağlanmasıdır. Bu çerçeve içinde sendikacılık, yaygın kooperatifçilik, her türlü toplumsal örgütlenme ve çalışma hayatının diğer kurumları demokratik gelişme süresi içinde giderek önemlerini arttıracaklardır. Siyasi ve ekonomik gücün akılcı bir dağılımı ve çatışmaların çözümünde iyi işleyen kurumlara dayalı bu istikrarlı nitelik, çoğulcu demokratik toplumu ideal toplum modeli olarak belirlemektedir. Böyle toplumlarda iç barış ve huzur, hakları ve özgürlükleri kısma gereği duymaksızın sağlanabilmektedir.

Çoğulcu demokratik toplum modelinin başlangıçtaki değişim motoru ve itici gücü bilim ve teknolojidir. Daha çağdaş görüşler ise başlamakta ve toplumsal değişmeyi, insanların karşılaştıkları çetrefil sorunların çözümünü, onların bilinçli çabalarına bağlamaktadır. Böylece insana verilen değer, maddesel büyüme ve mekanik değişime verilen önemin önüne geçmektedir.

Çağlar boyunca insanlığın temel sorunlarının başında, mal ve hizmet üretmek için örgütlenmek gelmiştir. İnsanların birbirleriyle üretim ilişkileri ve üretimde işbirliği, çevrelerinde egemen olan bazı koşulların etkisi altındadır. Bu unsurların bir kısmı -iklim, toprağın bolluğu ve kalitesi örneğin- veridir. Bir kısmı ise -teknoloji, diğer üretim araçları gibi- insanlar tarafından geliştirilmiştir. Üretimde insanlar arasındaki işbirliği ve üretimin örgütlenmesinin siyasal yaşamı düzenleyen kurumlarla sürekli etkileşimi tarihi sürece devingenlik kazandırmıştır. Çoğulcu demokratik toplum aşamasına gelinceye dek değişim gelişim süreçleri yaşanmış, toplumdaki ekonomik ve siyasal gücün dağılımı da buna bağlı olarak değişik bileşimler göstermiştir.

Güçler nasıl dağılır?

Çoğulcu demokratik toplumda dinamik istikrar ve barış sağlanabilmesi, toplumdaki değişik tabakalar arasında güç dağılımının dengeli uzlaşmamasına büyük ölçüde bağlıdır. Böyle bir toplumdaki güç kaynaklarını belli başlı üç başlık altında irdeleyebiliriz: Yaptırım gücü, iktisadi güç ve insan gücü… Bu üç güç; nitelikleri, başka kaynaklara dönüşme esnekliği, yoğunlaşma eğilimi ve etki alanının genişliği yönünden farklı özelliklere sahiptir. Örneğin, bir güç kaynağı olarak insan gücü; yoğunlaşamayan, başka güce dönüşemeyen parçalı bir karaktere sahiptir. Etkinliği ancak örgütlenme yoluyla arttırabilir. Sendikaların doğuşu bu gereksinmeden kaynaklanmıştır.

İnsan gücünün eylemlerini eşgüdümleyen sendikalar ve siyasi partiler, çoğulcu  demokrasilerde stratejik bakımdan en önemli güç odaklarını oluştururlar.

Siyasi partilerle sendikalar arasındaki başlıca fark, sendikaların sınıf temeline dayanması, siyasi partilerin vatandaşlar arasındaki sosyal tabakalaşmadan kaynaklanmasıdır. Sendikalar çalışanlar ile işverenler arasındaki çıkar çatışması üzerine dayalı olup, bu çatışma istikrarlı bir nitelik gösterir. Sendikalar kuramsal olarak bütün ücretliler sendikalaşıncaya kadar büyüyebildikleri halde, siyasi partiler sosyal tabakalar arasındaki çıkar çatışmalarının uzlaştırılması sürecine göre şekillenirler. Bu nedenle de siyasi partiler, özellikle sosyal demokrat/ sol partiler, kitlesel bir nitelik gösterirler.

Türkiye gibi, tarımda çalışanların ağırlık taşıdığı bir ülkede, bir sosyal demokrat parti, köylüyü örgütleyerek kalkındırmaya ve köylünün sanayi toplumuna geçişini kolaylaştırmaya önem vermek zorundadır. Ücretle çalışanların siyasi alanda ağırlıklarını büyütmeleri, Batı ülkelerinde sosyal demokrat iktidarların özellikle sosyal politika, gelir dağılımı ve vergileme alanlarında işçiler/çalışanlar lehine yasal düzenlemeleri gerçekleştirmeleriyle sağlanmıştır. Aynı zamanda, siyasal partiler kitlesel nitelikleri dolayısıyla ve ulusal öncelikleri göz önüne alarak toplumun çeşitli katmanlarının çıkarlarını ortaklaşa bir sentez içinde birleştirebilirler.

İşçiler yalnız kalmamalı

Emekçi kesimi, sosyal demokrat siyasal hareketle birlikte bu sentezi sağlayamazsa, toplumda yalnızlaşabilir ve elde ettiği hakları bile yitirebilir. Bu bakımdan, özellikle Türkiye gibi, köylülerin esnaf ve sanatkarların, memurların, emeklilerin ve işsizlerin geniş yer tuttuğu, teknik personelin gitgide önem kazandığı bir toplumda, işçiler ve sosyal demokrat hareket, bu kesimler arasında dayanışmanın öncüsü ve harcı olmak durumundadırlar.

Bugüne dek sosyal demokrat partilerin en büyük ikilemini oluşturan dağıtıcı ve üleştirici politikalara mahkum olmaktan, bir kısır döngü içinde bocalamaktan kurtulmalarında üretimin tüm unsurlarıyla sürekli bir iletişim ve güç birliği içinde olmaları büyük önem taşımaktadır. Örneğin, Türk ekonomisinin bugünkü konumunda, sendikal örgütlenmenin ve tarım kesiminin başarılı bir üretim kooperatifçiliğiyle örgütlenmesi bu anlamdaki güç birliğine işlevsel anlamlı bir içerik kazandıracaktır.

Konu buraya gelmişken, Türk tarımının büyük holdingler eliyle çokuluslu yabancı sermayeye açılmasının Türk ekonomisini Latin Amerika tipi bir sömürü çarkı içerisine itmesi ve Türk köylüsünün çokuluslu yabancı sermayeye bağımlı kılınarak büsbütün ezilmesi tehlikesine işaret etmek gerekmektedir.

Çağdaş çoğulcu Demokratik toplumun günümüzün bunalımına sunduğu en geçerli seçeneklerden biri de, kamusal ve özel tasarruf kaynakları tıkandığı anda, toplumun tasarruf potansiyelini ve ekonominin yatırım gücünü büyütmek amacıyla toplumsal sermaye birikim mekanizmalarını devreye sokmasıdır.

Çalışanların işyerlerindeki durumlarını eleştirisel bir gözle değerlendirmeye başlamaları ve bağlı durumlarından kurtulmak istemeleri, toplumda ekonomik gücün ve servet dağılımının lehlerine değiştirilmesi için birçok Batı ülkelerinde işçilerin çalıştıkları işletmelerin mülkiyetinde pay sahibi olmalarını ve yönetime ve sorumluluğa katılmalarını sağlayan düzenlemeler gündeme getirmiştir.

Kapitalist süreç içinde sanayileşip gelişen toplumlarda çalışanların hayat standartlarının yükseltilmesi, tam istihdam sağlanması, işyerlerinde çalışma koşullarının iyileştirilmesiyle beraber, işletmeler lehine sübvansiyonlar, vergi teşvikleri, diğer dolaylı ve dolaysız özendiriciler aracılığıyla iktisadi büyümenin hızlandırılması, iktisadi gücün belli ellerde toplanmasıyla sonuçlanmıştır.

Buna karşı bir önlem olarak, Amerika ve Batı Avrupa ülkelerinde işletme düzeyinde varlıkların bir kısmının çalışanlara devredilmesi firmaların gönüllü katılımıyla gerçekleştirirken, İskandinav ülkelerinde özellikle İsveç’te iktisadi gücün bir kısmının çalışanlara aktarılması son yıllarda sosyal demokrat partilerin iktisadi programlarının odak noktasını teşkil etmiştir.

Demokrasiden ödün vermeden

Sosyal demokrat hareket yukarıda belirtilen dinamiklere uygun olarak evrensel düzeyde kaçınılmaz, anlamlı bir devinim göstermektedir. Bu gelişmenin süreçleri tarihi gelişim çizgisi üzerinde ulusal düzeyde, bir taraftan ekonomik ve sosyal yapıları etkilemekte ve yeni bir ekonomik gelişme stratejisi önermektedir. Batı Avrupa ve özellikle İskandinav ülkelerinin bazılarında olgunlaşan süreçler bütün dünyada yaygınlaşmaktadır. Bir başka cephesiyle de bu çoğulcu stratejiler, evrensel düzeydeki çatışma ve uzlaşma pratiğini zenginleştirmektedir.

Bu stratejiyi başarıyla izleyen toplumlar, örneğin İskandinav ülkeleri, Avusturya, Hollanda ve Federal Almanya, bütün dünyayı sarsan ekonomik bunalımı en az zararla geçiştirebilmekte ve demokrasiden hiçbir ödün vermeksizin, toplumsal barış içinde, gelişmelerini sürdürebilmektedirler.

Denebilir ki, çağımızın ulusal ve uluslararası düzeyde ivedi çözüm bekleyen sorunlarının çözümünde ve uygulanabilir sonuçlarına ulaştırılmasında çoğulcu demokratik model en geçerli seçeneği oluşturmaktadır. Politik karar odakları çoğulcu endüstriyel önerileri tarihi sorumlulukları açısından dikkate almak zorundadırlar. Buna koşut olarak Türkiye’nin 1930’lu yıllardan beri yaşadığı süreçler ulusal düzeyde çoğulcu demokratik savları desteklemekte, öte yandan son on sekiz yıldır tercih edilen ekonomik ve sosyal yaklaşımları yörünge dışı sapmalar olarak belirlemektedir.

*Cezmi DOĞANER
Hollanda Sosyal Demokrat Platform Başkanı,
c.doganer@gmail.com

Kaynakça

.Michel Rocard vd. (1993), Geleceğin Sosyalizmi 2, Sosyal Demokrasi yayınları, Ankara 1993

Hadi Orman, “Sosyal Demokrasi İsveç Deneyi”, Güvercin dergisi, Sayı:1;3 ve 6 ,Eylül 1988;Kasım-aralık 1988 ve Şubat 1999. 

Hadi Orman, “Sosyal Demokrasi İsveç Modeli”, Çağdaş Toplum, sayı:1, Mayıs 1980


[1] Bkz. Michel Rocard vd. (1993),  Geleceğin Sosyalizmi 2, SD Yayınları, Ankara. ; Hadi Orman (1988), “Sosyal Demokrasi: İsveç Deneyi” Güvercin dergisi, Sayı:1 ,Eylül 1988; a.g.y , Güvercin Dergisi, sayı:3, Kasım-Aralık 1988; Sayı:6, Şubat 1989;  Hadi Orman (1980),  “Sosyal Demokrasi İsveç Modeli”

Çağdaş Toplum, sayı:1, Mayıs 1980.  Aynı tanıma DSP’nin programında da yer verilmiştir. Bkz. http://www.dsp.org.tr/dsp/program/program-bolum-1-demokratik-sol/  

 

  

NELER SÖYLENDİ?
@
Cezmi Doğaner

Cezmi Doğaner

DİĞER YAZILARI Demokratik Toplum ve Sosyal Demokrat Seçenek 10-05-2020 22:23 CHP Soldadır 24-01-2020 23:43 Çocuklarınızı Korkutuyor musunuz? 06-05-2019 20:19 Korkularımız 28-04-2019 19:40 Neden Düşündüğünü Söylemez İnsan Korkar(2) 27-04-2019 20:40 Neden Düşündüğünü Söylemez İnsan Korkar(1) 24-04-2019 15:00 Sosyal Demokraside Yerel Yönetimler 17-02-2019 19:31 TIP da Yeni Bir Devrim-Buluş 25-01-2019 12:42 Atatürk Dünya’da Sevilen Lider 29-12-2018 19:36 Açık Mektup 17-12-2018 18:42 Türkiye’nin Dışardan Görünüşü 07-12-2018 14:45 Anadolu’da Hümanizma’nın Doğuşu 30-11-2018 13:20 Avrupa’da Hümanizma’nın Doğuşu 23-11-2018 18:37 İnsan ve Yaşam 21-09-2018 13:17 Mahatama Gandi’den Ders 15-09-2018 16:38 Çevre Felaketi Yaşıyoruz (1) 31-08-2018 20:14 Sosyal Demokrat Düzende Yerel Yönetim(1) 05-08-2018 23:13 Anadolu halı ve kilimleri 31-07-2018 18:04 Demokrasi ve diktatörlük 19-06-2018 13:45 Gericilik ve içyüzü 14-06-2018 23:33 Tutuculuk 08-06-2018 21:09 Osmanlıcılık 02-06-2018 21:39 Osmanlı Hastalığı(2) 28-05-2018 21:45 Osmanlı Hastalığı(1) 21-05-2018 11:14 Demokrasi-Nasıl Engelleniyor 08-05-2018 19:58 Türk Ekonomisi Uzun Vadede Kırılgan Görünüyor 28-04-2018 21:02 Birlikte Yaşam 17-04-2018 21:20 Yıkıma Karşı Barış 14-04-2018 21:07 Öğretmen ve Eğitimin Hedefleri 06-04-2018 20:48 Gül 01-03-2018 07:42 Eğitim ve Sevgi 26-02-2018 08:06 Türk -Ermeni Sorunu 20-02-2018 18:29 Derin yalnızlık... 13-02-2018 15:09 Hollanda, Ankara Büyükelçisini Resmen Geri Çekti 06-02-2018 13:47 Siyaset Seçmen(1) 05-02-2018 21:16 Uyum-Suz Ahlakı 18-01-2018 22:15 Darülfün’a geri dönüş 13-01-2018 09:28 Düşünmeyi Geliştirme(2) 06-01-2018 14:30 Düşünmeyi geliştirme (1) 05-01-2018 07:52 Düşünceleri Öğrenme Ve Geliştirme(2) 21-12-2017 20:49 Düşünceleri Öğrenme Ve Geliştirme(1) 17-12-2017 18:56 Toplum ve başarı 07-12-2017 18:51 Eğitim, okuma anlama 30-11-2017 18:41 Kültüre Bakış 23-11-2017 19:10 Sevgi ve Hoşgörü 21-11-2017 14:58 Atatürkçülük Ve Çeşitleri 17-11-2017 13:09 Hindistan,Pakistan ve Demokrasi 16-11-2017 21:14   İlkesizlik Üzerine Konuşma 04-11-2017 19:31 CHP ve Örgütlenme 30-10-2017 14:02 Aşk Üzerine 26-10-2017 18:35 AB´nin Türkiye´Ye Mali Yardımı Azaltması Ne Anlama Geliyor? 23-10-2017 19:32 Eksen Kayması Rejim Sorunu 14-10-2017 20:34 CHP ve siyaset 12-10-2017 18:11 Aşk Kitapları Üzerine 28-09-2017 18:48 Anaokulu Eğitiminin Gelişim Alanları 23-09-2017 20:16 Sanat Yolunda Pisacco 21-09-2017 20:21 AB'de Tartışma 20-09-2017 21:09 Dil Gelişimi ve Okuma 14-09-2017 20:31 Anaokulunun Yararları 09-09-2017 07:58 Mustafa Kemal Ve Mahatma Gandi 03-09-2017 21:39 Asıl güzellik 29-08-2017 20:04 Sanatın Gücü(1) 21-08-2017 15:04 Yaratıcılık 19-08-2017 13:17
NAMAZ VAKİTLERİ
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA