GÜNCEL
Giriş Tarihi : 30-07-2021 14:35

AGC, Covid-19-Tütün-Park ve kötü kokuları gündemine aldı

Adıyaman Gazeteciler Cemiyeti (AGC) Temmuz ayı olağan toplantısında koronavirüs (Covid-19) salgını başta olmak üzere tütün, parklar ve kentte yaşanan kötü kokuları gündeme taşıdı..

AGC, Covid-19-Tütün-Park ve kötü kokuları gündemine aldı

Temmuz ayı olağan gündem toplantısı sonunda konuşan Adıyaman Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Zeki Dişkaya, “Maalesef gündemimizden çıktı diye ülke olarak sevindiğimiz Covid-19 belası yeniden ülke genelinde tırmanışa geçtiği gibi ilimizde de maalesef çok ciddi bir tırmanış içerisine girdiği yönünde bilgiler var. O vesileyle bizim öncelikli çağrımız herkesin bu Covid-19 belasına karşı temkinli, dikkatli olması lazım. Aşı yaptırmayanların da süratle aşılarını yaptırmaları lazım. Yeniden ocaklara ateş düşmesin, yeniden evlerde matem olmasın. Herkese çağrımızdır. Umarım bu çağrımız yer bulur ve aşı yaptırmayanlar süratle aşılarını yaptırırlar. Vatandaşlarımızın bu aşıyla ilgili duyarlılığını göstermenizin bir elzemiyet olduğu kanaatindeyim. Çünkü tek silah aşı. Onun dışında da maskeleri atmıştık. Millet olarak maskelerin yeniden takılmasını, mesafe ve hijyene de dikkat edilmesi gerektiğini buradan bütün hemşerilerimize, bütün izleyenlerimize hatırlatmak istiyorum. Bu konuda herkesi duyarlı olmaya davet ediyorum” dedi.

“Adıyaman Organize Sanayi Bölgesindeki atık ve kokuyla ilgili çok sayıda şikayet var”

Organize sanayi bölgesinde atık ve beraberinde yaşanan koku nedeniyle çok sayıda şikayet aldıklarını kaydeden Başkan Dişkaya, “Adıyaman Organize Sanayi Bölgesindeki atık ve kokuyla ilgili cemiyetimize gelen çok sayıda şikayet var. Bu koku olayı, yöredeki insanları çok ciddi şekilde rahatsız ediyor. Buna bir arıtma tesisi mi kurulur ne yapılır bilmiyorum ama o bölgede bir huzursuzluğun çıkmaması için yetkililere çağrımızdır. Bir an önce bu konuda bir tedbir alınırsa makbule geçer. Bunu bekliyoruz. Çöp ayırma tesisimiz faaliyette Karadağ kısmında. Fakat oradan da çok ciddi şikayetler var. Ciddi kokular yaptığı söyleniyor. Bulunduğu yer rüzgarın getirdiği yön zaten ama yine de alınabilecek tedbirler varsa çok fazla, koku önlenebilir mi veya belediyemiz bununla ilgili ne tür tedbir alır bilmiyorum. Buradan en azından belediyemize çağrımız olsun. Konuyla ilgili bir tedbir alınırsa özellikle oraya yakın yörede oturan insanlarımız rahat bir nefes alır. Ayrıca ilimizle ilgili bir diğer şikayet konusu mahalle aralarındaki parklardan çok ciddi şekilde şikayet var. Belediyemizin bu parkları mercek altına lazım. Parklar yapılıyor, bakanı koruyanı olmadığı için heba oluyor gidiyor. Bu milletin parkı Sarhoşu, ayyaşı, bağımlısı, huzursuzluk vereninden dolayı o çevrede oturan ailelerden cemiyetimize çok ciddi manada şikayetler var. Her parka bir büfe yapılabilir. Her parka bir çay bahçesi yapılabilir. Her parka bir tane eleman istihdam edilebilir. Kıyamet değil. O kadar yatırım yaptınız, her parka bir eleman istidamı yapılabilir. Gece buraların güvenlik tedbiri alınabilir. İnsanlarımızın huzuru için belediyemizin ilgili biriminin bu sese kulak vermesini ve bu sorunun ilimizde çözmesi arzularımız arasındadır ve bize gelen sorulardandır” diye konuştu.

Turizm merkezi Nemrut Dağı’na giriş ücretlerinin yüksek olduğunu belirten Dişkaya, konuşmasının devamında şunları kaydetti:  “Nemrut’a kişi başı giriş ücreti 30 TL çok yüksek. Sayın valim 30 TL bir kişi için gerçekten çok yüksek. Bu parayı kim alıyor bilmiyorum ama bu konuya valilik makamımızın veya turizm müdürlüğümüzün bir el atmasını bekliyoruz. 30 olmasın 10 lira olsun. 10 kişilik bir aile gitse 300 TL. Gerçekten biraz fazla gibi. Kahta’da barajda HES’in sebep olduğu balık katliamı oldu. Tarım il müdürlüğümüzü buradan göreve davet ediyoruz. Bu balık ölümlerinin sebebi nedir? Sebep olan kimdir? Bu katliamı yapan kişi ve kurumlar hakkında gerekli işlemlerin yapılmasını arzu ederiz, talep ederiz. Besni’den İmam Doğan Çakırhüyük, beldesinde sağlık ocağımız kapatıldı. Bir enjeksiyon için bir fukara özel bir araç tutup parasıyla gitmesi gerekiyor. Parası olmayan gidemiyor. Mağdur olduk. Bu enjeksiyonlarla ilgili en azından temel sağlık hizmetlerinin verilebildiği bir sağlık ocağımızın süratle hizmete açılmasını talep ederiz.’ diyor. Bizler de tercüman olarak buradan arz etmiş olalım. Sayın sağlık müdürümüzün duyarlılığını biliyoruz. Zannediyorum konuya el atacaklardır.  Doğan ‘Karakolumuz kapatıldı. Güvenlik endişesi taşıyoruz. ’ diyor. Herhalde bu genel bir yasal düzenleme. Biz yine de söyleyelim. Çakırhüyük ile ilgili ciddi bir güvenlik endişesi yok ama sayın komutanım konuya gerekli ilgiyi gösterir.”

Dişkaya, konuşmasının sonunda ise, Adıyaman tütünü hakkında yaşanan problemleri şöyle sıraladı; “Tütün, Adıyaman’ın aşı. Tütün, Adıyaman’ın ekmeği. Tütün Adıyaman’ın geleceği. Sulu tarıma geçmediğimiz için insanımız tütününü ekiyor, biçiyor, satıyor, geçimini idame ettiriyor. Bu sorun gerçekten herkesi ilgilendiren bir sorun. Ama sorunun biraz yanlış zeminlerde tartışıldığını, yanlış mecralara çekildiğini, farklı bir takım şeylerin olduğunu da gözlemliyoruz. Şöyle ki işin siyasi boyutu bir yana. Yani biz tütün üzerinden siyaset yapılmasının asla doğru bir şey olmadığını beyan edelim öncelikle. Çünkü insanların ekmeği üzerinden siyaset olmaz, olmamalı. Kim yasakladı? Sen yasakladın, ben yasakladım. Bu Anasol-M Hükümeti zamanında yasaklanan bir hadise. Kemal DERVİŞ yaptı. Philip MORRİS’e sattı bizi. Ankara’ya giden ekibin içinden bir tanesi de bendim. Gittik, dedik yapmayın, etmeyin, bakın bu millet biter, Adıyaman biter, tütün eken biter. Koca koca bakanlar bizi ağırladı. Valileri aradı. Dediler ki ‘Sayın Valim biz bu yasayı çıkardık ama lütfen siz kanunu uygulamayın, tütün satanları yakalamayın.’ Böyle garip bir şeyle de yüz göz olduk döndük. Aradan 20 sene geçti. Ak Parti iktidar. Bir kısım diyor ki, 20 yıl içinde bu yapılamaz. Uluslararası bir sözleşme var, beyan var. Yırtıp atamaz mısın atabilirsin. Keşke yapılsa. Bunu biz arzu ediyoruz. Fakat şimdi günümüzde tütün olayı bizim teyit ettiğimiz, gördüğümüz kadarıyla nedir?  Çelikhan Tütüncülük Kooperatifi 287 tane üyesiyle bir açıklama yaptı. Gazetemizde de yer aldı. Derdini şöyle anlatıyor. Çünkü ekici onlar, tütün ekici onlar. Ben değilim. Diyor ki, ‘Biz tütünümüzü ekiyoruz. 60 liradan 70 liradan tüccar bizden alıyor. Götürüyor bunu 150 liradan satıyor. Ticaret. Peki, bu kooperatifi biz kurarsak, bu tütünü direk biz satarsak 70 liradan değil 150 liradan satacağız. Tütünü eken 2 kat fazla para kazanacak ve zenginleşecek. Bu iyi. Onun için bu kooperatiflerin seslerine kulak vermek lazım. Hükümet yetkililerinin kooperatiflerle süratle bir araya gelip onların taleplerini dinlemesinde fayda var. Mesela verginin ben yüzde 70’ten yüzde 40’a düştüğünü biliyorum ama bunun daha da yüksek olduğunu söylüyorlar. Bu konuda bir düzenleme yapılabilir mi? Tütün öyle veya böyle ekilmeli ve satılabilmeli. Devlete de vergisini makul şekilde vermeli. Zaten üretici de vergisini veriyor. İkinci boyut da bizim gördüğümüz kadarıyla bu işin ticaretini yapanlar var. Bu işin ticaretinde çok para kazanma hırsıyla, sıfır gümrükle getirilen tütünlerin burada bir takım pazarlarda bir takım işlemlere tabi tutulduğu, kimyasallar atıldığı, saç boyası atıldığı, bunun kanser yapacağını hesaba katmadan, insanları öldüreceğini hesaba katmadan, Adıyaman tütününün markasına da zarar vereceğini hesaba katmadan bu işin yapıldığı söyleniyor. Burada da iş kime düşüyor? Burada da iş devletin yetkili kurumlarına düşüyor. Bu zehirlenmeye devlet yetkililerimizin izin vermemesi lazım. İnsanların sağlığı tütünden de önemli, paradan da önemli. Bu da bizim ayrı bir çağrımız olsun. Fakat bu kooperatiflerin tütünü rahatça satabilmesinin yolunun açık olduğunu, her türlü imkanın sağlandığını söylüyor siyasiler. Kooperatif de bunu söylüyor. Bunun ete kemiğe bir an önce büründürülmesi ve bu meselenin noktalanması lazım. Adıyaman’ın geleceğiyle kimsenin oynamaması lazım. Adıyaman eylem yapacak bir il değil. Adıyaman devletiyle kavga edecek bir il değil. Ama birileri de buna teşvik tahrik ediyorsa onun da tedbirlerinin alınması lazım. Yasal tedbirlerin de üretici için boşluk varsa alınması lazım.  Yine bu tütünle ilgili çok fazla girmiyorum. Ziraat odasına iş düşüyor. Siyasilerimiz ve kooperatiflerimizin 6 ay içinde bu işi bitirmesi bizim temennimiz. Bizim istediğimiz ilin huzurlu şekilde, tütün ekenlerin de çoluk çocuğunun ekmeğini onuruyla şerefiyle kazanmasının önünü açmak. Bizim talebimiz ve çağrımız bu.”

Kaynak : PHA