SİYASET
Giriş Tarihi : 13-06-2021 20:28

Siyasetçi yazar Ulubey: Bir haksızlığa uğradığımızda bizi kim aklayacak

Siyasetçi yazar Fatma Ulubey, “Ne güzel söylemiş Fatih Sultan Mehmet, "Aklı öldürürsen, ahlak da ölür. Akıl ve Ahlak öldüğünde, millet bölünür. Kadıyı satın aldığın gün adalet ölür. Adaleti öldürdüğün gün, devlet de ölür…” şeklinde ifade etti..

Siyasetçi yazar Ulubey: Bir haksızlığa uğradığımızda bizi kim aklayacak

Adıyaman’da tütüne getirilen yasaklar nedeniyle tütün üreticilerinin eylemine destek verdiği iddiasıyla 4 yıldır süren yargılanmasına ilişkin açıkalamada bulunan  Ulubey,  "8 Haziran'da duruşmam vardı, duruşma ileri bir tarihe ertelendi. Adliye  çıkışında mediven basamaklarından  inerken o anda  kendimle sessiz  bir konuşmam oldu. Şimdi  bunu sesli paylaşmakta sakınca görmüyorum. Dedim ki ülkemizde ortalık bu kadar toz duman içindeyken Sedat Peker'in YouTube iddiaları-itirafları kirli ilişkiler ağı ortadayken yaşanan sessizlik karşısında, benim sadece çiftçilerin yanında durmam, onların emeğini savunmamın karşılığı yaklaşık dört yıldır yargılanma olmamalıydı.” İfadesini kullandı.

"Biz çelişkiler ülkesiyiz"

“Bir siyasetçi ne yapar? Bulunduğu ilin, bölgenin temel bir sorunu varsa geçim kaynağı üzerinden oyun oynanıyorsa onu dillendirmez mi?” diye sorgulayan Ulubey, açıklamasında şunları dile getirdi:

 

“Hele de ülkenizin sorunlarını kendinize dert edinmişseniz tabi ki kayıtsız kalamazsınız. Gerçi haksızlığa uğramak bizim ülkemizde alışık olduğumuz bir durumdur. Bazen yazılarımda da derim ya, biz çelişkiler ülkesiyiz diye! Bir parantez açmak isterim suç işleyenler elbette hesap vermelidir. 

Bir haksızlığa uğradığımızda bizi aklayacak, haklarımızı koruyacak hukuktur. Yargı bağımsızlığının ne kadar önemli  olduğunun altını bir kez daha çizmek isterim. Ne güzel söylemiş Fatih Sultan Mehmet, ‘Aklı öldürürsen, ahlak da ölür.
Akıl ve Ahlak öldüğünde, millet bölünür. Kadı'yı satın aldığın gün adalet ölür. Adaleti öldürdüğün gün, devlet de ölür....’Yazının içeriğiyle ne kadar ilintili olur bilemem ama aklıma çok bilindik kurbağa hikayesi geldi. Kurbağayı kaynar kazana atarsanız, ilk etapta can acısının verdiği refleksle kendini suyun dışına atar. Oysa, önce kazana atıp sonra suyu ısıtmaya başlarsanız, yavaş yavaş  ısınan suda kendini bekleyen sonu algılayamaz, sıcağı hissettiği zaman ise çok geç olur. Türkiye’de bence gelinen nokta bu.  Mesele benim durumum değil elbette, asıl mesele ülkemin içinde bulunduğu durum beni çok üzüyor. Kaşla göz arasında deyimi vardır... bir eylemin çok hızlı, kimse fark etmeden yapıldığını belirtmek için kullanırız ya durum öyle!...."

“Daha kaç felaket haberiyle uyanacağız?”

Nişasta bazlı şekerlerin kotasına 100’de 100 artış uygulandığına dikkat çeken Ulubey, “Daha bir kaç gün önce nişasta bazlı şekerlerin kotası yüzde 100 artırılarak, yüzde 2.5'ten yüzde 5'e çıkarıldı. Çoğunuzun haberi bile olmadı. Halkımıza zararlı diye soruldu mu?.....Marmara denizi kirleniyor,  yaşanan deniz salyası (müsilaj) sorunu. Hoyratça mahfedilen doğada oksijen almakta zorlanacağız! Daha kaç felaket haberiyle uyanacağız?....Erim erim erimek derken tüm bu olumsuzluklara dikkat çekmek istedim. İnsan sağlığının ne önemi var ki dediğinizi duyar gibiyim!....” dedi.

“Hakimler ve Savcılar Kurulu neden harekete geçmiyor”

Ulubey, Türkiye gündeminde son günlerin hatta haftaların sıcak konusu "mafya- medya- siyaset üçgenin de faili meçhul cinayetlerin üzerinden sis perdesi, haraç olayları gibi ciddi iddialar karşısındaki suskunluğun, mevcut AK Parti iktidarının hiçbir şey olmamış gibi davranmaya devam etmesine ilişkin, şu ifadelere yer verdi:

“Susurluk hala hafızalardadır. Türkiye'de devletin ve siyasetin karıştığı çeteleşme  faaliyetlerini  ortaya saçan Susurluk'ta 1996'da meydana gelen trafik kazası ile nelerin ortaya saçıldığını görmüştük. Aynı kişiler yine gündemde.İşte o kaza ile öğrendiğimiz, devletin emniyet görevlisi, siyasetin milletvekili vs. "organize suç" örgütü  devletin göz yumması halinde  nasıl büyüyeceğinin en büyük kanıtı gözler önüne serilmiştir.  Susurluk olayı devletin önemli kurumlarında görev alan  siyasetçilerin suç örgütleriyle zaman zaman "terörle mücadele" etmeyi de bahane ederek "devlet içinde devlet" örgütlenmesinde işbirliği içinde oldukları sırrı ifşa oldu. O gün o kaza ifşa etti her şeyi. Bugün  yine bu yapılanmaları konuşuyoruz. Yıllardır faili meçhul cinayetleri konuştuk. Bu ülkenin ulusal değerleri için mücadele eden cesur araştırmacı gazetecilerin nasıl bir kör kurşuna, ya da bir bombaya kurban gittiğini!

Cesur gazeteci Uğur Mumcu, Kutlu Adalı cinayeti  hakkındaki iddialar ve devletin önemli kurumlarını temsil edenler hakkındaki iddialar araştırılmalı ve sis perdesi derhal aralanmalıdır. Bu ülkemizin içerde ve dışardaki prestiji açısından çok önemlidir. Hakimler ve Savcılar Kurulu neden harekete geçmiyor? Bu iddiaların araştırılması gerekmez mi? Bu kadar iddiaların ortada dolaştığı bir ülkenin bırakınız içişleri bakanını, o ülkenin hükümeti istifa ettirilirdi. Ya da masumiyetini şeffaf olduğunu topluma ispatlarlardı.” 

“İnsanın insanca yaşadığı bir ülke istiyorum”

TÜIK’in yine iyimser bir işsizlik rakamı açıkladığını sözlerine ekleyen Fatma Ulubey, sözlerini şöyle tamamladı:

“Nisan 2021 işsizliği yüzde 13.9, ben demiyorum! Kimin amacı nedir? Bilemem ama ben, demokrasinin gerçekten yaşandığı, yoksulluğun son bulduğu, ülke kaynaklarından herkesin eşit şekilde yararlandığı emeğe, alın terine saygının olduğu ve hoşgörünün daim olduğu acıda, sevinçte, el ele, yürek yüreğe olduğumuz. Yani kısacası insanın insanca yaşadığı bir ülke istiyorum!”

Kaynak : PHA