ADIYAMAN
Giriş Tarihi : 16-03-2021 20:02

KESK’ten ek zam talebi açıklaması - Videolu Haber

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Adıyaman Şubeler Platformu adına Tarım Orkam-Sen İl Temsilciliği tarafından ek zam talebi basın açıklaması yapıldı.

KESK’ten ek zam talebi açıklaması - Videolu Haber

Demokrasi Parkı önünde KESK Adıyaman Şubeler Platformlar adına açıklama yapan Tarım Orkam-Sen İl Temsilcisi Yusuf Demirci, "Yıllardır yaşanan her krizin faturası biz emekçilere çıkarıldı." dedi.

Demirci, ülkeyi yönetenlerin "Büyümede rekor kırdık" dediler. "Dünya bizi kıskanıyor" dediklerini ancak, "Büyüyen Türkiye’den" bizim payımıza hep sahte enflasyon rakamlarına göre belirlenen maaş zamları, daha adaletsiz hale getirilen vergiler, gittikçe güvencesiz hale getirilen bir çalışma yaşamı düştü.

Biz ne zaman hakkımızı istesek “kriz var” dediler. Aynı gemideyiz, batarsak hep beraber batarız” dediler. Ama bize hep o geminin kazan dairesi reva görüldü. Bir avuç mutlu azınlık ise bizim alın terimizle, emeğimizle su yüzünde tutuğumuz geminin lüks kamaralarında keyif çatmaya devam etti."diye ifade etti.

"Pandemi ile birleşen ekonomik krizin enkazı yine bizim omuzlarımıza yıkılmak isteniyor"

"Yıllardır çarşıda, pazarda yaşadığımız enflasyon ile uzaktan yakından hiçbir ilgisi olmadığını çocukların dahi bildiği resmi enflasyon sanki gerçek enflasyonmuş gibi gösterildi" diyen Demirci, açıklamasına şöyle devam etti:

"Maaş artışlarımız bu sahte rakamların temel alındığı enflasyon hedeflerine göre belirlendi. Kendine  "yetkili sendika", "yetkili konfederasyon" diyenler oturdukları masalarda sahte enflasyon rakamlarının yarın puan üstündeki mutabakatların altına imza attı. Hükümetin teklif ettiği rakamların daha altına imza attıkları bile oldu. Üstelik sözleşmeli-güvencesiz çalışanların kadroya alınması, ek ödemelerin emekliliğe yansıtılması, gelir vergisi ve ek gösterge adaletsizliğinin giderilmesi başta olmak üzere yılladır biriken sorunlarımızı çözmeyen mutabakatları "tarihi başarı" diye yutturmaya çalıştılar.

Sıkıştıklarında danışıklı dövüş oyunları ile topu hakeme attılar. "İtibardan tasarruf olmaz" diyerek üyelerinden beş, altı kat fazla maaşlar almayı sürdürdüler. Bizim taleplerimizi savunmak, sorunlarımızı çözmek yerine son model makam arabaları ile her protokolde boy göstermeye devam ettiler. Bizler ise onların altına imza koyduğu “satış sözleşmelerinin” bedelini daha fazla yoksullaşarak, daha fazla güvencesizleşerek ödemeye devam ediyoruz.Tüm bunlar yetmezmiş gibi şimdi de pandemi ile birleşen ekonomik krizin enkazı yine bizim omuzlarımıza yıkılmak isteniyor. Pandemiye ayrılan kaynaklar nedeniyle işçilere, emekçilere, esnafa, çiftçiye verecek bir şey kalmadığını söylüyorlar.

Oysa devletin resmi rakamları Türkiye’nin Kovid-19 ile mücadelede vatandaşlarına en az nakit destek veren ülke olduğunu gösteriyor. Salgın nedeniyle toplam 52.7 milyar TL kullanıldığını, bunun 44.2 milyarının işsizlik fonundan, 2.1 milyarının bağış kampanyalarından karşılandığını, hazineden aktarılanın ise sadece 6.4 milyar TL’de kaldığını biz söylemiyoruz, devletin resmi makamları söylüyor. Sadece geçen yıl bütçede hedeflenenden 50 milyar TL fazla vergi toplandı. Vergi yükünü yine biz taşıdık. Ama her zaman olduğu gibi kaynaklar yine sermayeye, patronlara, müteahhitlere aktarıldı. Şimdi yıllardır bizim vergilerimizden, hazineden bir avuç mutlu azınlığa aktarılan yüzlerce milyar görmezden geliniyor.

Sokağa çıkma kısıtlamalarının olduğu günlerde bile otoyol, köprü, tünel, havalimanı müteahhitlerine hazineden on milyarlarca aktarılması görmezden geliniyor. Ama pandemiden en çok etkilenen dar gelirlilerin, ücretsiz izne çıkarılan, kısa çalışma ödeneğine mahkum bırakılan işçilerin kepenk kapatmak zorunda kalan küçük esnafın sınırlı bir kesimine, onlarca şarta bağlanarak, gıdım gıdım verilen 6,4 milyar çok görülüyor.

Pandemide gece gündüz demeden canı pahasına çalışan, Kovid-19'a yakalanan sağlık emekçilerinin meslek hastalığı haklarından yararlanması bile “yük” olarak görülüyor. İlliyet bağı isteriz, hastalığa yaptığın işten kaynaklı yakalandığını ispatla” deniliyor. Her ekonomik sarsıntıda, her krizde sıkılan kemerler hep bizim kemerlerimiz oldu. Her acı reçete bize yazıldı. İğneden ipliğe zam yağmurunun devam ettiği pandemi koşullarında giderlerimiz daha da arttı. Maaşlarımız mum gibi eridi. Bugün resmi enflasyon yıllık yüzde15,61 olarak gözüküyor. Ancak bağımsız iktisatçıların yaptığı araştırmalar yaşanan gerçek enflasyonun bu rakamın en az iki buçuk katı olduğunu ortaya koyuyor. Bugün Açlık sınırı 2 bin 800 TL’yi, yoksulluk sınırı 9 bin TL’yi aşmıştır.

Sadece 2020 Ocak – 2021 Ocak dönemini kapsayan bir yıl içinde dört kişilik ailenin yoksulluk sınırı  bin 450 TL arttı. Ama aynı dönemde bizim maaşlarımızda yaşanan ortalama artış sadece 464 TL’de kaldı. Tüm bunlara rağmen hiç kimsenin bizim yüzde 3 maaş zammı ile yetinmemizi beklemeye hakkı yoktur."

"Tüm kamu emekçilerini insanca yaşamaya yetecek bir maaş talebine sahip çıkmaya çağırıyoruz"

"İnsanca yaşamaya yetecek bir maaş hepimizin hakkıdır"diye ifade eden Demir, bunun için olması gerekenleri sıraladı:

"Sadece geçtiğimiz yılın kayıplarını telafi etmek için maaşlarımızın 2021 yılının başından itibaren geçerli olmak üzere seyyanen bin TL arttırılmasını, çoktan iflas eden mevcut sisteme son verilerek evrensel sendikal hak ve özgürlüklerle uyumlu grev hakkı ile tamamlanmış Gerçek Bir Toplu Pazarlık Sistemine geçilmesini. Yıllardır sahte enflasyon rakamları ile maaşlarımızda yaşadığımız kayıpların telafisi için Gerçek Toplu Pazarlık Masasının bir an önce kurulmasını.

En düşük kamu emekçisi maaşının; kira, yakacak, ulaşım gibi sosyal ödemelerle yoksulluk sinirinin üzerine çıkarılmasını.Tüm yükün emekçilerin üzerine yıkıldığı vergi adaletsizliğine son verilmesini, bunun için kar, faiz ve servet gelirlerine tanınan ayrıcalıkların kaldırılmasını, belli bir servet düzeyinin üzerindeki zenginlerden servet vergisi alınmasını. Birinci vergi diliminin yüzde 15'ten yüzde 10'a düşürülerek, yoksulluk sınırına kadar olan maaşlardan yapılan kesintinin birinci vergi diliminde sabitlenmesini, hangi sendikaya üye olursa olsun, ya da bir sendikaya olmasın, tüm kamu emekçilerini insanca yaşamaya yetecek bir maaş talebine sahip çıkmaya, hayat pahalılığına, adaletsiz vergi sistemine karşı emeğin haklarını korumak için birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz."

Kaynak : PHA
Haberin Videosu :