Rüyamdaki Başhekim


Bu makale 2015-12-20 22:33:58 eklenmiş ve 815 kez görüntülenmiştir.
Haci Bozkurt

 

Değerli okuyucularım benim bu rüya meselemi iyi bilirsiniz.

Makale yazmak için önce konuyu seçiyorum.

Konu seçiminden sonra o gece aynı niyetle uyuyorum.

Uyuduktan sonra işleyeceğim konu ile ilgili rüya görüyorum.

O gece rüyayı göremesem diğer gece aynı niyetle yatıyorum.

Sonuçta niyetim ile ilgili o rüyayı mutlaka görüyorum.

Rüyayı gördüğüm gecenin sabahı rüyamı yazıya dökerek okuyucularımla paylaşıyorum.

Böylece hem gördüğüm rüyamı anlatmış oluyorum hem de anlatmaya çalıştığım konuyu dile getirerek bir taşla iki kuş vuruyorum.

Dün gece vatandaşların ve kurum personelinin sık sık şikâyetçi olduğu hastane yöneticisi ve Başhekimi rüyasını görmek niyetiyle uyudum.

Bu önemli konuyu bazı nedenlerden dolayı şimdiye kadar niyet etmedim.

Şimdi tam zamanı deyip Hastane yöneticisi ve Başhekimi bir Dost’un niyetiyle uyudum.

Yastığa başımı koyup uyuduktan sonra Devlet Hastanesindeydim.

Hastanede birkaç personel ve birkaç hasta refakatçisi bana yaklaşarak kulaklarıma şöyle fısıldıyorlardı: “ Abi neden bu Başhekim hakkında bir şeyler yazmıyorsunuz?”

Ben de onlara “ Başhekimin neyi var ki yazayım “deyince hepsinin cevabı hemen hemen aynıydı.

“Abi havalara bürünmüş, kendisini kaybetmiş, koltuğuna kurularak vatandaşı kapıdan kovuyor. Personelinin görüşme taleplerini dahi kabul etmiyor

Adam ne oldum delisi olmuş,hepimiz huzursuzuz.

Derdimizi anlatmak için saatlerce kapısında bekliyoruz, içeri almıyor” dediler.

Rüyada kapısını çalıp kendisi ile bir Gazeteci olarak konuyu görüşmek istiyorum ama üzülerek söyleyeyim ki kapının arkasında dakikalarca beklemem rağmen içeri alınmıyorum.

Nasıl olsa sonradan beni arar diyerek oradan ayrılıyorum.

Aradan saatler, günler, haftalar hatta aylar geçiyor adam hala bana dönmeyince bu yanlışlığını düzeltmesi için birkaç kişi ile kendisine haber gönderiyorum.

Söyleyin o kendisine” Sayın” diyemeyeceğim şâhısa,

O başhekim değil,  ancak ve ancak Sonhekim olabilecek adama söyleyin.

Vatandaşa saygısızlık yapmayı bırakıp kendisini toparlasın.

O koltuklar ve o hastanenin babasının tapulu malı olmadığını bilsin.

O imkanları da babasının veya bir başka yakınının kendisine sunmadığını hatırlasın.

O koltukta oturup sağa sola dönerek personeline ve vatandaşa hava atmasın.

Bunu hatırlatın ve ayağını denk atmasını öğrensin.

Kendisine ayrıca şunu hatırlatıyorum;

Orası bir sağlık kurumudur.

Oradaki hastaların ve diğer vatandaşları derdini dinlemek zorundadır.

Hele ki hastanenin işi için kapıya gelen personelini kapıda asla bekletemez.

Onun oraya atanma şeklini hepimiz biliyoruz.

Burası Türkiye bir kuruma baş olabilmek için herhangi bir kriter zaten aranmıyor.

Elindeki diploma ve arada bir siyasetçinin olması yetiyor ve artıyor.

Sen öyle sıcak terler dökerek o koltuğu hak etmiş biri de değilsin.

Senin gibi elinde diploması ve araya girecek siyasetçisi olan çok sayıda doktor var.

Bunu düşünmeyip bu  tavırlarına böyle devam edersen geldiğin gibi de gidersin.

Sen asla bulunmaz Bursa Kumaşı da değilsin.

Şunun şurasında bir devlet memurusun.

Vatandaşın hizmetkarısın.

Bu nedenle diyorum ki;

Doktor olan herkes Başhekim olabilir,

Diploması olan herkes kurumuna Başmüdür olabilir,

Senin gibi devlet memuru olanlar başka, başka  başlar da olabilir,

Ama maalesef herkes adam olamaz.

Bu arada şunu da söylemeden geçmeyeyim.

Sık sık Basın toplantısı düzenleyerek “Hastane duvarına bir-iki  kapı açtık, hemşire sayısını üç-beş artırdık, bilmem iki odayı birleştirip acil odasını genişlettik” gibi yetkinin olmadığı demeçler de verip kendini kandırma.

Sen bu işleri babanın hayrına yapmıyorsun.

Bu nedenle belki maaşını helale bile çıkaramıyorsun.

Bu rutin işleri Devletin sana verdiği yüksek miktardaki maaşının karşılığında yapıyorsun.

Hatta hatta bu rutin işleri bile eksik yapıyorsun.

Yaptığın başka bir şey yok. Bu rutin işleri de yapmazsan seni anında oradan kovarlar.

Ne yaparsan yap, insanlara insan muamelesi yapmazsan, yaptığın işler, yerin dibine batsın. 

Bu memlekette Devletin Cumhurbaşkanı, devletin başbakanı “biz milletin hizmetkârıyız” diye meydanlarda nutuk atarken sen vatandaşa tepeden bakamazsın.

Bu tavırların nedeniyle hastanedeki görevinden istifa eden bir üst düzey yöneticin bile olmuş.

Bana bak, ve beni iyi dinle,

O makamın kapısı hiç kimsenin babasının çiftliğinin kapısı değildir.

Öğrendiğim kadarı ile sen tavsiye bile dinlemezsin ama yine de hatırlatacağım.

Herkes ile saygı ve sevgi kuralları dahilinde iyi geçin.

Koltuğuna yaslanıp “Ben Başhekimim” diye böbürlenme.

Koltuğunun arkasına sığınıp sağa sola ahkâm kesilme.

Oturduğun koltuğun her an başkasına devredilebileceğini sakın unutma.

Sen sen ol, kapına gelenleri yüzüstü çevirme.

Rüyamda gördüklerimi elçiler vasıtasıyla o Dost’a ilettim.

Rüyamda zaman su gibi akıp gitti.

Aylar sonra Başhekimin davranışlarının aynı tas aynı hamam olduğunu öğrendim.

Bu adamın benim tavsiyelerimle kendisine bir çekidüzen vermeyeceğini anladım.

Öyleyse durumu Kaymakamı Sayın Ahmet Gazi Kaya, Genel Sekreter Sayın Erdoğan Öz ve Sayın Vali Mahmut Demirtaş’a şifahen söylemeye karar verdim.

Tam o sırada birden uyandım.

Başka bir niyetle başka bir rüyada görüşmek üzere saygılarımla…

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Gölbaşı Güncel
                    
© Copyright 2013 Gölbaşı Güncel Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.