Rüyamdaki Kaymakam


Bu makale 2015-04-26 19:05:21 eklenmiş ve 648 kez görüntülenmiştir.
Haci Bozkurt

Rüyamdaki Kaymakam

Yine kan ter içerisinde kaldığım bir rüya gördüm.

 Sonbaharın son aylarından birindeydik.

Ama sanırım bir yıl öncesiydi.

Kahta İlçesinde insanlar arasında büyük bir telaşe vardı.

Sordum soruşturdum ne var diye?

Dediler ki; Kahta’ya atanan yeni kaymakam geliyor.

Eeee, varsın gelsin dedim bu telaş niye?

Dediler ki, önceki Kaymakam, kısa sürede O’nun, Bu’nun etkisine girmişti.

Ondan kurtulduk da yeni kaymakamın sevincini yaşıyoruz.

Öyle anladım ki; yaşanan telaşe meğerse O’nun, Bu’nun çemberine girmeyecek bir kaymakam beklentisiymiş.

Kimdir, nerden geliyor, neyin nesi, neyin fesidir diye sağa, sola sordum.

Dediler ki; kendisi doğu illerinden bir yerdenmiş ve batı illerinden küçük bir ilçeden geliyormuş.

Daha önce görev yaptığı yerler ise Kahta’nın bir mahallesi kadar küçük ilçelermiş.

Varsın, olsun dedim, Nice küçük yerlerden nice büyük dehalar çıkmaz mı ?

Rüyanın ilerleyen saatlerinde Kahtalıların ilçeye atanan bu adamı bağılarına bastıklarını şahit oldum.

Hükümet Konağı adeta insan seline dönmüştü.

İlçenin siyasetçileri, esnafları, gazetecileri, turizmcileri, eğitimcileri, sağlıkçıları, işçileri, köylüleri, çiftçileri, memurları ve amirleri  hayırlı olsun dileklerinde bulunuyorlardı.

 Kaymakamlık makamı ve giriş koridorları gelen çiçeklerle bize anlatılan o Cennet bahçelerinden birine dönmüştü.

Adı geçen kaymakam nihayet büyük bir heyecanla koltuğuna yaslanarak “ben herkesin kaymakamıyım” dercesine görevine başlamıştı.

Buraya kadar her şey tamamdı ve her şey yerli yerindeydi.

Gelelim rüyanın ilerleyen dakikalarına.

Kahtalıların başlarına taç ettikleri bu adam bakın kısa sürede onların hayallerini nasıl yıkmıştı?

Kahtalıların umudu olan bu adam büyük bir ilçeye atanmanın verdiği hava ile kendisini bir anda dev aynasında görmeye başlamıştı.

İlk icraatı hesabına göre bir randevu sistemini başlatması olmuştu.

Bu sisteme göre hesabına gelenleri anında içeri alıyor, halini hatırını sorarak çay kahve muhabbeti yapıyordu.

Hesabına gelmeyenlere ise hesabına göre randevu verip acil problemlerini bile dinlemiyordu.

Ve  “Ben öyle kolay ulaşılacak biri miyim?” dercesine günde defalarca görüşmeleri gereken kurum amirlerini bile kapıdan geri çeviriyordu.

Nihayet çok geçmeden Kahtalılar bu adamın olumsuzluklarını ve haksızlıklarını köşe, bucak konuşmaya başladılar.

Hatırladığım kadarı ile  Rüyamda aklımda kalan  satırbaşları şöyleydi:

-          Gelen gideni arattı.

-          Önceki kaymakama 3 ay sonra birkaç siyasinin çemberine alındı diyorduk, bu adam 3 gün sonra hem de daha dar bir çembere girdi.

-          Önceki kaymakama turizmcileri, esnafı, köylüyü, çiftçiyi sık sık ziyaret etmiyor, diyorduk, Bu adam, iade-i ziyaretlerde bile bulunmadı.

-          Önceki Kaymakam derdimizi dinlemek için fazla makamda durmuyor, diye sitem ediyorduk.

-          Bu adam, bir gün festivalde, ikinci gün Adana’daki yemek davetinde, üçüncü gün izinli derken makamında doğru dürüst göremiyoruz.

-          İlçede olduğu günlerde de aklınca kendisine yakın olan ya A kişisinin işyerinde, ya B kişisinin Köy Odasında veya C kişisinin çiğköfte partisinde olduğunu facebook paylaşımlarında görüyoruz..

-          Sözü geçen üst makamlarda bir siyasetçi ile arasını iyi tutmuş, geriye kalan siyasetçileri ve Gazeteciler başta olmak üzere hiç kimseyi tanımıyor, takmıyor ve bilmiyor.

-          Adeta “Ben bu ilçenin Kaymakamıyım, aynı zamanda paşasıyım, kralıyım, var mı bana yan bakan” dercesine üç-beş kişiden başka hiç kimseyi tanımıyor.

Mırıldanan şikayetler devam edip gidiyordu.

Tam “bunlardan bana” diyecekken işin kötü yanı rüyamda da Gazetecilikten kurtulamamıştım.

Bütün ahali adı geçen kaymakamın olumsuzluklarını yazmıyorum diye bana yükleniyordu.

Kendimi sorumluluktan kurtarmak için rüyamdan uyanmadan az önce dönüp hemşerilerime şunu söyledim:

 Bu memlekette kimse şah değil, padişah değil.

Gün gelir, devran döner ve herkes ettiğini çeker.

Bu Kahta’da ” Ben, benim” diyenlerin çoğunun hallerini sonradan hepiniz gördünüz.

Durduk yerde bir Kamu görevlisi gelip başımıza şah, padişah kesilebilir mi, sizce?

Siz beni uyardınız, ben de O adamı burada herkese adil davranmaya ve görevinin emrettiği şekilde çalışmasına davet ediyorum.

Ayrıca o daracık çemberden çok kısa sürede kendi rızası ile çıkmasını öneriyorum.

Şayet çıkmazsa,

Hep beraber kanunları, siyasileri devreye koyarak “hodri meydan” diyelim.

O zaman “El mi Yaman, Bey mi yaman” göreceğiz.

 Dedim ve uyandım.

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Gölbaşı Güncel
                    
© Copyright 2013 Gölbaşı Güncel Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.