Çocuklarınızı Korkutuyor musunuz?


Bu makale 2019-05-06 20:19:09 eklenmiş ve 403 kez görüntülenmiştir.
Cezmi Doğaner

 

Ülkemizdeki siyasal iktidarların sürekli bizleri yönetmeye alışkın olmaları, önemli ölçüde hukuku ve adaleti yok eden karar ve eylemlerinin sonucu yarattığı korku duygusunun toplumsallaşması sürecini yaşamaya başladık. Korkunun toplumsallaşması deyimini özellikle kullanmaya gereksinim duyuyoruz. Ülkemizde toplum kendi kendisinden korkar duruma getirilmiştir.

 

Egemenlerin korkutucu olmalarındaki korkuyu açığa çıkarmak, o korkunun üzerine yürümek gerekmez mi? Paranın sağladığı korkusuzluk, açlığın getirdiği korkusuzluğa yenik düşmüştür hep. Emeğin alın teri, korkusuzluğu göze almasın bir kez. Kimin gerçekten korkusuz olduğu o zaman açığa çıkar. Korkusuzların korkak ve korkutulan yürekli olduğu bir dönemdir o.

 

 Uygar toplumlarda, korkunun yer değiştirmesinin aracı, siyasal erkin el değiştirmesi demektir. Ve demokrasinin kendisidir bu. Öyle ise, demokrasinin çarpık işleyişi yüzünden sizlere saldığı korkuyu yine demokrasi ortadan kaldıracaktır. 

 


Toplumda korkuya düşülmüşse olumsuzluklar, çözümsüzlük başlamış demektir. Çözümsüzlük korkusu, tüm öteki korkuların da üreticisi olur. Şimdi çözümün ne olabileceğini birlikte gözden geçirelim. Önce sizler, sizleri sorgulayan çocuklarınızı, korkutarak bundan vazgeçiriyor musunuz. Bana gerçeği söyleyin. Susmanızdan anlıyorum ki, sizi babalarınız ve siz de çocuklarınızı, korkutarak özgürce sorgulamaktan alıkoyuyor, onlardaki düşün özgürlüğünü daha başlangıçta yasaklıyorsunuz. Korkuyu yaratan değil misiniz. Tüm farklı düşüncelere ve sorulara apaçık olanak tanıyan bir toplumda ve aile içinde yetişmemenin sakıncalarıyla günün birinde kendinizin karşılaşacağının farkında değilsiniz

 

Zihnimin yarattığı ben ile doğanın yarattığı ikinci ve fizyolojik ben arasındaki tüm çelişkilerden arınmanın bir başka adıdır yücelmek ve erdemlilik ya da sizlerin deyimiyle kemale ermek. Ama ben hiçbirinize kemale ermeyi koşul olarak göstermiyorum. Sadece önerim şudur.

 

 Fizyolojik "ben" in tutsağı olmayınız. Onun güdülerine ve gereksinmelerine zihninizde yarattığınız ikinci ben ile karşı çıkınız. Bu sizin kültür düzeyini yükseltecek ve eşitliğin, özgürlüğün kendinize güvenin ve korkusuzluğun kapılarını açacaktır. Buna önce ailede, okulda, iş yaşamında başlayınız ve göreceksiniz ki siyasal parti içinde bunun verimli sonuçlarını alacak ve sizleri demagogların yönetmesine açılan kapıları daraltacaksınız.

 

Toplumsal korkuyu, bireysel korkusuzlukla değil, yine toplumsal korkusuzlukla yeneceğimizin bilincinde olmalıyız.

 

Topluma  korku salanlara açık yüreklilikle sesleniyoruz-sesleneceğiz: Ey korkusuz korkaklar, sizlerden korkmuyoruz. Ülke çıkarlarını kendi kişisel çıkarlarınız uğruna hiçe saymanızın sonu gelmiştir. Ülkeyi kirli ellerinizden kurtaracağız, sizlerden korkmuyoruz, diye suratlarına haykıracağız. Yüreğimize yürek kattın.

 

Korkuyu yenecek ve korkudan korkmayan toplumun sürekliliğini sağlayacak düşünce, inançla yolumuza ve mücadelemize devam edeceğiz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Gölbaşı Güncel             <   
Copyright 2013 Gölbaşı Güncel Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.