Atatürk Dünya’da Sevilen Lider


Bu makale 2018-12-29 19:36:40 eklenmiş ve 649 kez görüntülenmiştir.
Cezmi Doğaner

Türk devriminin özü Atatürkçülük oluşturur. Atatürkçülük: Gerçeklere dayanan, evrensel değeri olan, geleceğe yönelik, birbiri ile uyumlu amaçlar, uygulamalar ve ilkeler bütünüdür. Bu içeriği ile yeniliğe açık, dinamik özelliği ve bütünlüğü olan, birbirini tamamlayan bir düşünce sistemidir. Bağımsız ulusal devleti, ulusal eğemenliği, kişi özgürlüğünü, her çağda çağdaş olmayı amaçlar, insan sevgisine, akla ve bilime dayanır.

Türk devrimi teokratik bir ortamdan laik zihniyete, otoriter bir sistemden demokratik düzene geçişin ilke yöntem ve örneğini veren eisiz ve evrensel değeri olan bir olaydır.

GENÇ MİLLETVEKİLLERİNİN DİRENİŞİ(1)

Bir yandan bu ünlü 25. Madde üzerinde Meclis’te kopacak fırtınanın işaretleri belirirken, öte yandan Gazi, Çankaya’da güvendiği arkadaşlarına maddenin gerekçelerini anlatıp tartışarak, gerektiğinde Meclisi fesih yetkisinde ısrar ediyordu. Ancak çevresinde heyecanlı ve uygar cesaret sahibi bir grup genç  “mebus” ise, O’na istediği bu yetkiyi vermemekte direniyorlardı. Direnenler , Gazi’ye güvensizliklerinden değil, üzerine titredikleri “ulusal egemenlik” ilkesinin yara alacağından korkuyorlardı.

Tartışmalar Atatürk’ün sofrasında geceler boyu sürmüştür.

Bu olayın öyküsünü,  onu bizzat yaşamış bir tarihsel kişiden, rahmetli  Cemal  Hüsnü Taray’dan (2) dinlemiş, 1968 de Akşam Gazetesinde kısaca yazmıştık.

Rahmetli Taray; Atatürk’e gönülden bağlı ama bu konuda ödün vermeyen. Sonuna dek direnen genç milletvekilleri grubundan idi. Anlattığına göre Gazi Mustafa Kemal; cumhuriyete karşı bazı güçlerin temsilcilerinin Meclis’e sızmasından endişe ediyor, gerektiğinde bu yetkiyi kullanarak  önlem almak istiyordu.

Bu genç kadro, ateşli bir Kemalist olan rahmetli hocamız Prof. Mahmut Esat Bozkurt’u sözcü seçerek, her defasında yeni gerekçelerle Gazi’nin karşısına çıkmıştır. Ancak Gaziyi kararından vazgeçirmek mümkün olamamıştır.

Nihayet “son raund” denilebilecek bir gecenin ilerlemiş saatında, arkadaşlarıyla Atatürk’ü ziyaret eden Bozkurt, sofrada gerekçeyi heyecanlı ve sert bir dille şöyle açıklamıştır:

- Paşam Türk İhtilali; Türk halkının, yoksul Türk köylüsünün kanı üstüne kurulmuştur. Öyleyse Cumhuriyetin temelinde, bu halkın kanıyla birlikte hakları ve egemenliği de vardır. Bu egemenlik yalnızca millete aittir. Hiç kimseye verilemez ve devrolunamaz. Aksi halde Cumhuriyet kendi varlığını, kendi felsefesini inkar etmiş olur!.

Sözlerinin bu noktasında Bozkurt, yumruğunu masaya vurarak:

-“Eğer –der- Cumhurbaşkanına Meclisi feshetmek yetkisini verirsek, sizin  Abdulhamit’ le ne farkınız kalır”?

Sofrada bir an ölüm sessizliği  egemen olmuştur. Oradakiler Mahmut Esat Bozukurt’un bu sözlerine, Mustafa Kemal Paşa’nın sert tepki göstereceğini düşünerek, üzücü bir olaydan endişe ederler. Ama sonuç hiçte beklenildiği gibi olmamıştır.

Bunca direnişten sonra Gazi’nin  Bozkurt’a cevabı kısa ve anlamlıdır:

- “Haklısın çocuk Türk Milletinin hakları ve hürriyetleri elinden alınamaz, teklifimden vazgeçiyorum.”

Böylece Atatürk yüksek bir hoşgörünün en güzel örneğini veriyor, ulusal egemenlik ilkesine bir kez daha sahip çıkıyordu.

Atatürkçülük ve Türk devrimi barış içerisinde ve teröre başvurmadan teokratik düzeni Laik yapıya, totaliter sistemi demokratik düzene geçirmiş; akla, bilime, insan sevgisine, kısaca özgürlüğe dayanan bir düşünce ve uygulama sistemi kurmuştur. İnsan haklarına, özgürlüğe ve bilime öncelik veren değerler sistemidir.

1) Şinasi Özdenoğlu, Suskunlar Ülkesi, Dost-yayın dağıtım, Ankara1990, s.32-33

2) Cemal Hüsnü Taray, Atatürk İlkeleri Işığında Türkiye’de Demokrasi ve Sol, İstanbul 1971

 

 

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Gölbaşı Güncel             <   
Copyright 2013 Gölbaşı Güncel Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.