İnsan ve Yaşam


Bu makale 2018-09-21 13:17:47 eklenmiş ve 1493 kez görüntülenmiştir.
Cezmi Doğaner

Önce  bir  kaç  tespit yapmak  istiyorum.  Türkiye içine kapalı bir ülke durumundadır. Aslında politize olmak bakımından Türkiye’nin taşrası taşra olmaktan çıkmıştır. Fakat dünya ile ilişkiler, dünyadan haberdar olma bakımından Türkiye tümüyle dünyanın taşrası haline gelmiştir. Bu kadar ülke dolaştım, Türkiye kadar dünyadan kopuk  bir ülkeye  rastlamadım. İletişim  çağında  içe kapalı eğitim ve  kültür politikası yürütmek olanağı  kalmamıştır. Bir sel gelecek onun  önünde fazla  direnilemez…

Hele Türk İnsanını, Anadolu halkını başkaları ile karşılaştırma olanağını her günkü yaşantıda bulmak ve aradaki farkı gözlemlemek ise gerçekten değişik bir olgu. Bu ülke bir çelişkiler ülkesi. Bir yandan duygusallığın fedakârlık aşamasını, sevgilerin en derin halini yaşarken, bir taraftan da bencilliğin en aşırılığını, zalimliğin en çekilmezini yaşayabiliyoruz.

Toplumsal gerçekleri görmeyen, görmek istemeyen, hatta yadsıyan bir millet olduk sanki!. Yalnız toplumsal değil, bilimsel gerçeklere de sırt çeviriyor ve bütün bunları kendi görüş açımızdan-ve yalnız bu açıdan- değerlendirip yorumlamak yolunu tutuyoruz:

“Oysa insan çok yönlü düşünmek için yaratılmıştır. İlkel insan bile kendisini kuşatan bin bir tehlikeden korunmak için çok yönlü düşünmeye başlamış, savunmasını böyle sağlamış, savunma ve beslenme yöntem ve araçlarını böyle geliştirmiştir. İnsanın kafa yapısı çok yönlü düşünce doğrultusunda yaratılmış olmasaydı, uygarlık ve korkunç teknik gelişme bugünkü olağanüstü aşamaya ulaşabilir miydi?” Hvoğlu       

İnsanlar çok yargılayıcı ve  eleştirici insanlardan kaçmak, buna karşılık   hoşgörülü ve olumlu düşünen insanlarla birlikte olmak ister.

İnsan ve Göç

Günümüzde Türk insanın özellikle -İÇ VE DİŞ GÖÇ-biz köyden gelenlerin ve göç eden insanların yaşamı, aslında bir dramdır. Ömrü boyunca ekmeğe, suya muhtaç edilen, karanlıkta bırakılan, dikkati başka yönlere çekilip boyuna aldatılan, sömürülen insan yığınlarını,  gerçekçi bir gözle anlatın, ortaya kendiliğinden “dramatik ortam” çıkar.

Göç bir çeşit savaştır. İç göç ve dış göç... Göçü yaşamamış insan, göçün insanın ruhsal yaşamında açtığı travmayı anlaması mümkün değil.

Sorunlarımızın karşısında olumlu bir görüş ve düşünce sahibi olmadan, çağdaş bir insan tavrı takınmadan bu ilkel durumdan kurtulma olanağı yok. Siyaset, insanı değiştirmeli, daha iyiye, yüceye, güzele yönetmeli. İnsana kendi çıkarlarını duyurmalı. Yaptıklarımızda, çalışmalarımızda bu nitelik olsun isterim.

Toplumumuz kendi çıkarlarına karşı yabancılaştırılmıştır. Yüzyıllar süren kulluk eğitimi, insanımızda kendine güvenme duygusunu zayıflatmıştır. .....

Her şeyi başkalarından bekleyen, baştaki ne derse doğru sanan, eldekine razı olan, daha iyiyi araştırmayan, hakkını istemeyen durgun bir doğu toplumu görüşündeyiz. Bu kişilikte insan yetiştiren eğitimi hala sürdürüyoruz. Oysa çağdaş insan “başkaldıran” insandır. MEYDAN OKUYANDIR. Ömrü boyunca, “evet, peki, baş üstüne” diyen, beyni buna alıştırılan insan  feci şekilde sömürülür. Kendi sorunlarından uzaklaştırılır. Ağır zorbalık baskıları bir yandan, kul etme eğitimi bir yandan...halkımızı yerinden kımıldamaz, yekinemez, gelişemez bir toplum haline getirmiştir.

İnsanımızı yeniden işlemek, kendi gücüne kavuşturmak, sorunlarını duyurmak ve devrimci bir tavır takınmasına yardım etmek gerekir. Bunu eğitim yapar, bilim ve sanat yapar. Bilimsel ve laik eğitim politikasını uygulayacak olanlar Sosyal Demokratlar olacaklardır.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Gölbaşı Güncel             <   
Copyright 2013 Gölbaşı Güncel Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.