Sosyal Demokrat Düzende Yerel Yönetim(1)


Bu makale 2018-08-05 23:13:05 eklenmiş ve 978 kez görüntülenmiştir.
Cezmi Doğaner

Türkiye, hızla yenide bir seçim atmosferine yaklaşıyor. Önümüzdeki yıl yapılacak yerel seçimlere iç ve dış politikada olsun, ekonomik, sosyal ve siyasal anlamda yaşamsal sorunlarla karşı karşıya olduğu bir ortamda seçime gidilecek.

Mart 2019’da yapılacak olan yerel seçimler, Laik demokratik hukuk devleti Türkiye Cumhuriyeti’nin kırılma noktasıdır.

CHP’nin, Mart 2019’da yapılacak yerel seçimlerde başarılı olması ve yerel yönetimlerde iktidar olması ülkemizin geleceği için bir zorunluluktur.

Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran CHP’nin, kurduğu Cumhuriyete karşı sorumluğu var. Bugün bu sorumluluğu, her zamankinden daha çok öne çıkmış ve önem kazanmıştır.

Aksi halde, Cumhuriyetin Laik demokratik hukuk devleti yapısı yok olacaktır. Erdoğan, Cumhuriyetin yapılanma ve işleyişini değiştiriyor. Devleti, din kurallarına göre yeniden inşa eder. Bu bağlamda Mart 2019’da yapılacak yerel seçimler, yaşamsal önemdedir.

Sosyal demokratlar için yerel yönetimlerin görevi yalnızca bina, imar vb. fiziki yapı projelerinden ibaret değildir. Kültürel ve sosyal politikaların geliştirilmesi de yerel yönetimlerin görevleri arasındadır. Sosyal demokratlar bu anlayışla yerinden yönetimin geliştirilmesini savunmaktadırlar. Yerinden yönetimin güçlendirilmesini, aynı zamanda temsili demokrasinin katılımcılığının artırılması ve doğrudan demokrasiye doğru geliştirilmesi olarak görmektedirler.

 

Gerçekten de demokrasinin yaşam biçimine dönüşmesinde yerel yönetimlerin rolü son derece önemlidir. Çünkü demokrasi kültürünün ve geleneklerinin yerleşmesi en küçük yerleşim biriminden başlayarak her aşamada katılımın sağlanmasıyla olanaklıdır. Bu anlamda sosyal demokratlar, yerel yönetimleri ‘demokrasi okulu’ ya da ‘demokrasinin beşiği’ olarak görmektedirler.

 

Avrupa'da yerel yönetimlerin -belediyelerin- kuruluşları 1860'lı yıllarda başlar. Örneğin İsveç ve Hollanda'da belediyelerin kuruluşunun özünü iki temel düşünce oluşturmaktadır: Bunlardan birincisi toplumsal kararlara bireylerin düşüncelerini en geniş düzeyde aktarabilmek ve yurttaşlarla yan yana olabilmek. İkincisi ise devlet gücünün yurttaşlar üzerindeki baskısını kırabilmek, yurttaşları yerel konularda güçlü kılmaktır. O nedenle eğitim ve öğretim, yurttaşlara ekonomik yardım, güvenlik, alkol ve uyuşturucu maddelerle savaş, yaşlıların ve çocukların bakımı, çocuk yuvaları, yerleşme merkezleri planlaması, kamu taşımacılığı, spor tesisleri yapımı, yetişkinlerin eğitim ve öğretimi, kültür hizmetleri, müzeler, sanat sergileri, tiyatrolar.. gibi devletin temel işlevleri belediyelere bırakılmıştır.

İkinci Dünya savaşıda Hitler faşizminin yerle bir ettiği Avrupa Ülkelerinde Sosyal Demokrat Partiler önce yerel yönetimlerde sonra, sonra Ulusal Parlemento seçimlerinde seçimleri kazanarak iktidar oldular.

Avrupa’ yı yeniden kurdular ve inşa ettiler.

Avrupa huzur, güven ve mutluluk içinde yaşayan insanların Barış adası Sosyal Demokrat iktidarlar tarafından kuruldu.

Demokrasi ve Sosyal hukuk devletini kurdular.  Halkı yokluk, yoksullukdan kurtardılar, iş sahibi yaptılar. Sanayileşmeyi ve ekonomik kalkınmayı gerçekleştidiler.

Güç ve yetkinin paylaşımını istemeyen ve insanların daha bilinçli, doğruyu ve yeniyi görebilen, düşünen, yaratan, sağlam ve sağlıklı kişilik yapısına sahip olmalarından korkan kesimlerce, halkın yönetime katılımı hep engellenmiştir.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Gölbaşı Güncel             <   
Copyright 2013 Gölbaşı Güncel Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.