Tutuculuk


Bu makale 2018-06-08 21:09:11 eklenmiş ve 355 kez görüntülenmiştir.
Cezmi Doğaner

Tutuculuk

Gelişmiş ülkeler bilim ve teknoloji politikaları temelinde, ulusal stratejik kalkınma programlarını uygulayabilmesi için eğitim programlarını uygulayabilmesi için eğitim sisteminde, tüm çalışanların çalıştıkları alanda her türlü üretim bilgisine sahip, araştırıcı özellikleri gelişmiş, nitelikli insan gücünü yaratmayı hedefleyen, yapısal bir reform gerçekleştirmişlerdir.

Bugünkü uygulama, ‘Yaşam boyu eğitim’ programı uygulamasından sizinle birlikte yapılan bir program uygulaması olacaktır.

Yaşadığımız  yüzyıl içinde gerçekleştirilen teknolojik devrim ve ilerlemeler, ülkeden ülkeye değişen düzeylerde de olsa sanayi, tarım ve hizmet kesimlerinde büyük gelişmelere yol açmıştır.

Yine bu yüzyıl içinde her ülkede eğitim, değişik ölçülerde de olsa, giderek yaygınlaşmıştır.

İnsanlar çağdaş ulaşım ve iletişim araçları yoluyla öteki insanlar ve toplum hakkında okuyarak, gezerek, görerek ve yaşayarak bilgi edinebilmektedirler.

Bütün bunlar insanların elde ettikleriyle yetinmeme ve daha iyi bir yaşam kurma özlemlerini gitgide artırmaktadır.

Uygarlığın nimetlerinden yararlanma eğilimi, aslında, insan doğasından kaynaklanan bir eğilimdir. Çağımızda, insanların ve toplumların birbirlerini etkilemeleri sonucu, bu eğilim çok daha belirgin bir  duruma gelmiştir.

Artık, bu yüzyılın başında yaşayan toplumlardan ve insanlardan değişiktir günümüzün insanları ve toplumları... Hatta yüzyılın ortalarında yaşayan toplumlardan insanlardan farklıdır.

Yaşamları değişiktir, değer yargıları değişiktir, düşünceleri ve davranışları değişiktir, özlemleri ve beklentileri değişiktir.

Gelecekte de bugünkünden daha değişik olacaktır.

Bir yandan doğal kaynakların tüketilişi tehlikeli boyutlara ulaştı. Yaşamsal önem taşıyan bazı tükenir doğal kaynaklar daha yerlerini başka kaynaklar almadan sorumsuzca hesapsızca harcandı.

Öte yandan insanlığın ortak kültür ve uygarlık mirası olan teknolojik tekelcilik yaygınlaşıp kökleştiği için teknolojik atılımlar yeni sömürü olanakları sağlıyor.

Teknolojik atılımlardan öncelikle ve büyük ölçüde gelişmiş ülkeler yararlanıyor.

Kaderci veya karamsar ya da aşırı iyimser bekleyişle eli kolu bağlı da durmamak gerekir .

Dünya’nın bir çok ülkesinde ve ülkemizde kimi kişllerin eskiye dönmelere bağımıbağımlı kalmalarını, değişimi, gelişmeyi ve yenileşmeyi içine sindrremedikleri bir durumu yaşıyoruz.

İnsan zihinsel değişmesi ve gelişmesinin kaynağı doğadaki değişimlerdir. Gelişen koşullar ve ortaya çıkan yenilikler, çağın gelişmesinin sonucudur.

İnsanın zihinsel yapısı, doğanın gelişmesini izlemeye ve doğadaki değişim ve gelişmelere uyum sağlamaya ya da zararlı olanlarına çözüm bulmaya çalışır.

Gök gürlemese, gece ve gündüz olmasa ve yağmur yağmasaydı, sürekli değişmezliğin içinde insanların da zihni gelişmez ve kuraklaşır hiçbir değişimden sonuç çıkarmak gücüne ulaşamazdı.Toplumsal yaşamda, kimileri çağın ve toplumun gelişmesine uyum sağlayamıyorsa zihinlerinde gelişme sürecinin duraksamasının sonucudur bu. Gelişime uyum sağlayanlara karşı çıkmaları için bahaneler yaratmak zorundadırlar. Eskiye özlem duymalarının kaynağı, zihinsel durgunluklarıdır.

 Gelişme ve çağın koşullarına öncülük etme koşulu dışında kalanlar daha çok birliktelik sağlarlar. Geri kalan ve gerici olarak nitelediğiniz bireylerin birbirlerini bulmaları, çağın öncülerinden dışlanma sonucu kolayca bütünleşebilir ve aralarındaki söylem birliği ve bütünselliği gericilerin örgütlendikleri düşünülür. Tersine örgütlenemezler ve en küçük bir anlaşmazlıkta bir birlerinin ölümcül düşmanı oluverirler. Kan dökücü toplumsal cinayetlerin gerçek nedenidir bu.

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Gölbaşı Güncel
                    
© Copyright 2013 Gölbaşı Güncel Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.