Birlikte Yaşam


Bu makale 2018-04-17 21:20:10 eklenmiş ve 737 kez görüntülenmiştir.
Cezmi Doğaner

Eğer, insanlar arasında hoşgörü-sevgi varsa, saygı varsa, bir insancıl duygu pırıltısı varsa, her zaman karşılıklı bir anlayış platformu var demektir.

Türkiye’nin düzeni ve bugünün toplumu, devamlı birbirlerini anlamama, tanımama, kabul etmeme ısrarı ile, bizleri-toplumu-insanları  büyük bir güvensizlik içinde tutup, bir yapay “dayanışma” safsatası ile hep yönlendirme, bize-topluma egemen olma, toplumu-bizi koşullandırma, duygularımıza dahi ipotek koyma peşindedir.”

Bugünkü yönetim, bilgisizliğinden, kültürsüzlüğünden ve her türlü düşünce tutsaklığından utanması gerekirken, sırf kendilerini tatmin etmek, kendi haklılığını göstermek için cehaleti körükleyip duruyor.

Ama nedense, bizlere verilen eğitim ve aşılanmak istenen yaşam kültürü, ağırlıklı olarak nasıl daha çok para kazanılacağını, nasıl daha fazla güç elde edinileceğini, nasıl daha fazla üstünlük sahibi olunabileceğini ve hatta kendi başarı görüntüsü için başkalarını nasıl ezip geçeceğini öğretmek üzerine kurulmuştur.

Halbuki nasıl bir “Dayanışma” içine girileceği nasıl bir “paylaşım” bilincine erileceği, nasıl bir “ yardımlaşma” hazzına ulaşabileceği, nasıl daha güzel yaşanabileceği, nasıl daha faydalı bir toplum oluşturulabileceğini, öğreten bir eğitim düzeni kurulsaydı, hem daha seviyeli ve daha kültürlü, daha insancıl ve daha barışçı bir toplum bireyleri olabilirdik.

Doğaldır ki, insanlar birbirlerini tanıdıkça anlayacak, anladıkça da “Dayanışma”, “yardımlaşma” ve “paylaşma” gereksinimi duyacaklardır. Bu duygular aslında her insana doğuşu ile birlikte sunulan bir varoluş potansiyelinin hayata geçiş aşamasıdır.

Bugün toplum olarak çekmekte olduğumuz sıkıntıların başında yatan; ne yetişme yıllarımızda, ne de eğitim yıllarımızda, bizlere bu dünya ya bir insan ayrıcalığı ile gelmenin, tüm insanlarla bir “Dayanışma” içine girmenin ne demek olduğunu, bunların bize insanlara ne gibi  sorumluluklar yüklediğini hiçbir şekilde öğretmemiş olmalarıdır.

Etrafımıza şöyle bir göz attığımızda görürüz ki; “Ağaçlar meyvelerini, tarlalar ürünlerini hep hayatlarını devam ettirmek için vermektedirler. Peki ya biz insanlar ne yaparız?”

İnsan olmanın, bu dünyaya insan olarak gelmenin ayrıcalıklarını; insanın özünden gelen üstünlüğüyle ürettiği bir “paylaşım”, bir “Dayanışma”, bir “yardımlaşma” içine girmek konusunda neden bu kadar çekingen, bu kadar hasis hareket ediyor, neden bütün bunlara bu kadar uzak kalıyoruz?

Bizlere düşen, kendimizi bir ağacın meyvesinden, bir tahılın başağından aşağı görmekten ya da umursamamaktan kaçmak ve yüce duygularımızı bir an evvel hayata geçirmektir.

Hepimiz, büyük bir çaba içinde dünyamızı, her geçen gün artan bir şekilde kemirmekte olan bütün pisliklerden, kötülüklerden, cehaletten, acımasızlıklardan kurtarmak için, “Dayanışma”nın,“yardımlaşma”nın, “paylaşma”nın ön plana çıktığı, merhametin, şefkatin, hoşgörünün, anlayışın üstün geldiği, her türlü baskıyı, tutsaklığın zulmü kovduğu, nefretin, hasedin, hıncın, kinin yerlerini, coşkulu bir sevgiye bıraktığı bir dünya kurma çabası içine girmek zorunluluğundayız.

Bu gayretin içinde olmak, bu amaç uğrunda çaba sarf etmek, insan olmanın, bu dünya ya “insan” olarak gelmenin bize yüklediği kutsal bir görevdir.

Bir ömür boyu, anlayıştan, sevgiden, hoşgörüden nasibini almamış olan insanlar; kişiliği, toplumdaki yeri, zenginliği, gücü ne olursa olsun, yaşamın gerçek güzelliklerinden yana hep kayıp içinde olan insanlardır.

Eğer, “insanlar arasında, sevgi varsa, saygı varsa, bir insancıl duygu pırıltısı varsa, her zaman karşılıklı bir anlayış platformu var demektir.”

Ülkeleri belki güç kullanarak (insanları satın alarak) elde edebilirsiniz. Ancak insanları yalnızca “Dayanışma-yardımlaşma ve paylaşma” duygularını hiçbir ön yargıya kapılmaksızın uygulamakla fethedebilirsiniz.

Hatta fethetmek ne kelime, fethedildiğinizi görürsünüz.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Gölbaşı Güncel
                    
© Copyright 2013 Gölbaşı Güncel Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.