Aynaya Baktığımızda Gördüğümüz Neydi? Ta Kendimiz miydi? Yoksa…


Bu makale 2018-03-19 14:06:58 eklenmiş ve 6443 kez görüntülenmiştir.

                                                               

Kendimizlle ilgili, yakın çevremizle, geleceklle  ilgili  yaşama dair  planlar yaparız.

Kimi  zaman  istediğimiz doğrultuda değil,tam  tersi  sonuçlarla  da karşılaşılır, başarısızlıkla da sonuçlanabilir.

Başarısızlık sandığımız durumlar bizi aşan, gücümüz dışındaki  gelişmelerdir  çoğu  zaman da… 

O  halde  ‘’keşkelerle’’   kendimizi  neden suçlarız ?

‘’ Hayat Siz Planlar Yaparken Gülendir ’’ demiş, Joh Lennon.

Biz plan yaptığımızı  ya da her şeyin  en  güzel sonuçlanacağını sanırız.

 ‘’Elimden geleni yaptım’’ dediğimizde vicdanen rahatlamış oluruz belki.

Çoğu zaman da ‘’hayır hayır!

Elimizden geleni yapmak insani bir görevdir, olağandır ’’deriz.

Ya  ne yapmalıydık?

Elimizden  gelenin  en iyisini  yapmalıydık, daha çoğunu,  hatta  daha zor olanı başarmalıydık ‘’Böyle şartlanınca da başaramama ihtimalinden bile çekindik.

Herhangi bir şeyde  başarısız olduğumuzda yıkılıyorduk, eksiliyorduk  kendimizden  azar azar.

Sanki biz o işi yapan değil  de o işin kendisiymişiz gibi davrandık.

O işte başarı elde edemeyince doğrudan kendimizi suçladık; ‘’Biz bitmiştik! ‘’ Bu aynen şuna  benziyordu.

Aynaya baktığımızda gördüğümüz neydi? Ta kendimiz miydi? Yoksa…

Ayna düştü yanlışlıkla  ve  kırıldı…

Peki aynada   gördüğümüzü  sandığımız kendimize  ne olmuştu?

Aynayla birlikte o da  mı kırılmıştı?

Parçalanmış, yok mu olmuştu?

Düşen  aynanın ardından bakakalan bir çift  gözü  üzerinde taşıyan bir beden  hala  var olduğuna  göre, demek ki  aynada ‘’ kendimiz ‘’ olduğunu iddia  ettiğimiz şey, sadece  yansımasıydı; görüntümüzün yansıması.

Oysa  biz yaptığımız herhangi  bir şeye ,  kendimizden  bir ‘’ şahıs’’ yerleştirdik.

Adımızı  verdik  o şeye.

İstediğimiz  o  sonucu  elde edemeyince, yenisini ve daha güzelini yapacağımızı hiç düşünmeden  pes ettik.

Kırdık kendimizi zaman zaman.

İhtimallere takıldı ayaklarımız.

Yürürken düştük, bazen de koşarken.

‘’Ya şöyle olursa ‘’lara takıldı zihnimiz.Aşmayı beceremeyince  de korkar olduk  hayattan.

Sabır kuvvetimizi dağıttık dört bir tarafa.

Aslında  mahrum  bıraktığımız  kendi hayatımızdı, kendimizdik yani…

Geçmişin elemini  atamadık  üzerimizden.

Halbuki  geçmişin kalan ibreti  de ‘’ tadı, tuzuydu ‘’ hayatın.

Avunmayı  da,  ders  çıkarmayı da bilmeliydik oysa.

Durmadan  geçmiş  acılarla hüzünlendik. Evet izi kalmıştı bir  şeylerin…

Fakat ‘’geçmiş ,  geçmiştir ‘’deyip  kafamızı  kaldırıp  bugünü  yaşamalı  ve geleceğe  umutla bakmalıyız.

Karamsarlık girdaplarına kapılmak şöyle dursun, umutvar olmalıyız.

Ağladığımızda  göz yaşlarını  silmesini  bilmeli,  düştüğümüzde  kalkmasını….

İhtimallerin henüz ‘’ yok ‘’ olmadığını iyi analiz  edip, her şeye rağmen yaşama şevkini  kırmamalı.

VE kendi elleriyle  insan küsmemeli hayata  ve sormalı insan kendi kendine.

 Bana ne yetebilir? Maddi Olanaklar mı? Huzurlu  Ve Dingin Bir Yaşam mı? Bireysel menfaatten çok, çevremizdeki  diğer insanların mutluluğu ile bütünleşerek ,birlikte  mutluluk olmalı  amacımız.

Şahsi  istikbalimiz  için, kişisel  çıkarlar uğruna  küçülmeden. İnandığımız doğrulardan vazgeçmeden…

İlkeli Ve Onurlu Bir Duruş Sergileyerek.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Gölbaşı Güncel
                    
© Copyright 2013 Gölbaşı Güncel Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.