Mehmet Akıncı’ya Mektup


Bu makale 2018-03-13 20:18:50 eklenmiş ve 766 kez görüntülenmiştir.
Etem Karaüzüm

Kalabalık bir çiftçi ailesinin son çocuğu oluyorum. İlkokul üçüncü sınıfında köyden Gölbaşı ilçesine göçmüştük… Boyum da kavak fidanı gibi hızlı uzuyordu sanki. Yaşıtlarıma baktığımda bunu farkına varıyordum…

Köyden biraz farklı olan bu ilçede ilk ve ortaokulu tamamlamıştım.. 1968 yılında siyasiler bir iyilik yaparak; 20 km uzağımızda olan Besni’ye İlk öğretmen okulu açmıştı. Ben ve öteki köylü çocuklarının(sınavı kazananlar) şans yüzlerine gülmüştü!..

Bu ilçenin (Besni) Sarhan Mahallesinin İlkokulunun bize ayrılan iki sınıfında(öğretmen olacağız) sevdasıyla eğitim yılına başlamıştık. Boyuma bakan bir kız, beni kendine aşık etmişti!.. Sınıfta kalmıştım… Ama okulun yarısı da sınıfta kalmıştı. Şu cümle ile takılıyordum samimi olan arkadaşlarıma: ’Sizde mi aşık oldunuz?’

Evet; o sevda başka yöne yönelmişti artık!..

Edebiyat Öğretmenimizin kültürel dokusuna sevdalanmıştık. Onu dinlerken; o Anadolu dokusunun uçsuz bucaksız denizinde yüzer gibi olurduk. O günün Türkçe ders kitabının konularını ve şiirlerini anlatırken akıp gidiyorduk sanki. Öyle sevmiştik ki onun derslerini, bugün hala özlüyoruz onu ve derslerini, yorumlarını!.. O günlere yeniden dönsek de, Mehmet Akıncı’nın dosyası koltuğunun altında, sınıfa girişini bir daha görebilsek diye açıkçası iç geçiriyoruz!.. Lakin yılları geriye çevirme olanağımız yok…

Peki başka hocalarımız yok mu idi? Vardı vardı. Okul Müdürü Süleyman Altunbulak, ışık içinde uyusunlar; Osman Durmuş ve Okan Öksüz, Kemanıyla bizleri büyüleyen Müzik Hocamız Mazlum Cihangir, Resim Hocamız Numan ARSLAN, Coğrafyacımız Mehmet Erbilir, Fizikçimiz Tamer Arın ve diğer hocalarımız…

Ayrı ayrı sevgilerimi iletiyorum hepsine. Yazımın konusu Mehmet Akıncı. Hocamla sık sık haberleşiyorum. Halâ ondan telefon aracılığıyla Türkçe ders alıyorum. Besni de okuduğum o dört yılın yeterli olmadığını hissediyorum…

Çalışma odamda bin kadar kitap olan bir kütüphanem var. Ayrıca yeni çıkan sevdiğim yazarların kitaplarını almaya devam ediyorum. Öbür yandan ulusal basını takip etmeye çalışıyorum. Yirmi dört saat bana yetmiyor. Örneğin; şuan saat gecenin dördü…

Yeniden Mehmet Akıncı öğretmenimin kulaklarını çınlatmaya devam ederek geçen o yıllara bir daha baktığımda sınıfta dersini dinliyorum. Neler neler öğretiyordu. Edepli-Erkanlı   tartışmayı, sorgulamayı, araştırmayı, fikir yürütmeyi, Atatürk’ü ve onun eseri olan laik Cumhuriyeti. Toplumsal yapımızı, öğrencilerimizin karşısında döşümüzün düğmeli olmasını, çatal-bıçakla yemek yemeyi, bayanlara karşı nasıl davranacağımızı, gerek duyulduğunda onları korumamızı!..

Peki  sonra ne oldu. Onun tayini başka okullara çıktı, bizlerde öğretmen olarak Anadolu’ya dağıldık…

Kırk beş sene sonra yeniden karşılaştık Besni de… Başka yerleşkelerde olsak ta devamlı görüşüyoruz.

Hem o çok sevgili öğretmenlerimiz ve biz öğrencileri çok dönemeçlerden geçerek geldik bu günlere!..

Acaba bugün o Sarhan’daki sınıfta okuyor olsak günümüz Türkiye’si için Mehmet Akıncı neleri öğütlerdi biz öğrencilerine…

Evet sevgili öğretmenim, geçen Mart ayında 47 kadın öldürüldü bu ülkede, çocuklara yapılanlar başka bir acı!..

Cumhuriyet düşmanlığı-Osmanlı özentisi, cinsiyet, ırk, inanç ayrımcılığı, bizden değilsen teröristsin!.. Yaftası. Bu ülkenin Kurucu Babalarına Atatürk ve İsmet İnönü olmak üzere iğrenç hakaretler!.. Uzayıp gidiyor işte…

Biliyorum ki bu sıkıntıları sizde hissediyorsunuz öğretmenim. Şöyle düşünüyorum ben: Berbat bir sınavdan geçiyoruz. Ama yürekten inanıyorum ki bu günleri de atlatacağız birlikte ve göreceğiz!..

Saygılarımı iletiyorum. Görüşmek dileğiyle…

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Gölbaşı Güncel
                    
© Copyright 2013 Gölbaşı Güncel Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.