Eğitim ve Sevgi


Bu makale 2018-02-26 08:06:54 eklenmiş ve 311 kez görüntülenmiştir.
Cezmi Doğaner

 

 

Cumhuriyetin kuruluş aşamasında, ilk milli "Eğitim çalışmaları  başlarken "Eğitimin Temel ilkeleri" arasındaki bir  madde çok önemliydi:

"Eğitim ve  öğretimdeki  zorlama ve baskıya son  verilerek sevgiyle  öğrenim ön plana çıkarılacak.

Yine Cumhuriyetin ilk  yıllarında Milli eğitim çalışmaları devam  ederken bu  konuda yapılan bir  açıklamada;

'Cumhuriyet yönetimine ve  çağdaş düşünceye yatkın insanlar yetiştirilmesinden amaç; Bireyleri birbirine kaynaştırarak, ulusun tüm bireylerini birbirini seven, anlayan ve aynı amaca yönelmiş,  sınıfsız ve katı bir kitle haline gelmektir.'

Toplumun geri kalmışlığı, ekonomik bozukluğu ve çarpıklıklar, kavgalar, çevre  kirliğliği  ve daha bir çok hoşumuza gitmeyen olayların temelinde daima 'sevgisiz toplum' ve bunun yetiştirdiği 'sevgiden yoksun kalmış insanlar'  olduğunu  düşünüyorum.

Ne yazık ki insanlar yıllarca yaşadıkları acılardan bir  ders  almadılar. Bütün olumsuzlukların temelinde 'sevgisiz insan ve sevgisiz toplum' olduğu  gerçeğini  göremediler.

Medeniyetin ve teknolojinin  bu  kadar gelişmiş olduğu dünyamızda hala açlık ve sefaletin görülmesinin tek nedeni,  bencillik, hırs ve paylaşıma yanaşmamak değilmidir?

İnsanlar önce kendisini  sevse, kendisine özen ve saygı gösterse, bu  sevgiyi ve saygıyı çevresindeki insanlara ve doğaya karşı da gösterse, ilişkilerinde güler yüzlü olsa,  kimse kimsenin hakkına kıskançlıkla el uzatmasa acaba toplumun gelişmesi nasıl olurdu, hiç düşündünüz mü?

"Olgun ve gelişmiş sevgi­de bireyler farklılıklarını ko­rurlar. Birlikteyken de ayrı bir birey olarak var olurlar. Olgun sevgi başkalarına değer verme düşüncesinin temelini oluşturur. Böylece insanlar çevresindeki insanları kendilerine uydurma ça­balarını bırakır, onlara ayrı bir varlık olarak değer verir. Bu şekilde kendi duyguları­nın zenginleşmesini de sağ­larlar. Kendinden farklı olan insanlar onun için korku kaynağı da olmaz. Olgun sevgi şöyle özetlenebilir: "Seni sevdiğim için sana ihtiyacım var." Diğer bir anlatımla kişi kendisini sevgi nesnesi ile birlikte bir bütünün parçası olarak görür. Eğitim kurumlarımız öğren­cilerde olgun sevgiyi ve bu­nunla koşut giden girişim duygusunu desteklemedik­lerinden sürekli olarak on­larda yanlış yapma korku­sunu canlı tutmaktadır

Başkalarının düşünce ve duygularındaki farklılıkları bir zenginlik olarak görmek, olgun  sevginin  ürünüdür. Bunu korku kaynağı olarak görmenin temelinde ise gü­vensizlik duyguları yatmaktadır. Çocuklarımıza karşı gösterdiğimiz sevgi için de benzer şeyler söyleyebiliriz: Söz ve davranışlarımızla onları kendimize uydurmaya çalışıyorsak yanlış ya­pıyoruz demektir.  Bunun sevgiden olduğunu söylü­yorsak bu daha büyük bir hatadır. Onların ayrı bir varlık olarak farklı bir kişilik geliştirdiklerini unutmamalıyız.

İnsan ilişkilerinin olumlu olarak kurulabilmesi ve yü­rütülebilmesi ancak hoşgö­rü ile olanaklı olabilir. Hoş­görü, erdemli bir insanın te­mel niteliklerinden biridir. Bu erdemi kazanmanın gizi (sırrı) sevgidir. Sevgi olma­yan yerde hoşgörü de olmaz. Sağlıklı ilişkiler kurulması da olanaklı olmaz. Okullarda çocuklarımıza sevgiyi öğretebilmeyi başar­malıyız."

Sevgiyle dolu  bir  yaşam  dileğiyle

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Gölbaşı Güncel
                    
© Copyright 2013 Gölbaşı Güncel Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.