Darülfün’a geri dönüş


Bu makale 2018-01-13 09:28:43 eklenmiş ve 188 kez görüntülenmiştir.
Cezmi Doğaner

Yıl 1932… Zamanın maarif vekili Darülfünun düzenindeki aksaklıkları tespit etmek göreviyle bir yabancı uzman getirilmesini istemiştir. Görevi İsviçreli Prof. Albert Malche kabul etmiş ve raporunu vermiştir. 1932 yılı bütçe tartışmaları arasında, milletvekilleri bu raporun hazırlanmasını istemişlerdir. Dr. Reşit Galip, verdiği uzun bir demeçte, adı geçen raporda, Prof.  Malche’in belirttiği bozuklukları 16 nokta da toplamıştır.

1.Darülfünun’un Fakülteleri arasında bilimsel çalışma ortaklığını sağlayacak bağlantı yoktur.

2.Bazı fakülteler sadece öğretimle ilgilenerek birer meslek okulu haline gelmişlerdir.

3.Öğretim üyelerinin çoğunluğu, kendilerini sadece belirli saatlerdeki derslerden sorumlu sayarak bilimsel inceleme ve araştırmadan uzak kalmışlardır.

4.Öğrenci öğretici arasındaki ilişki dershane içinde bitmekte, dershane dışında öğrenci yol  göstericisiz ve kendi başına kalmaktadır.

5.Öğretim, genellikle ve sadece Müderrisin (öğretim üyesinin) söylediklerinden öteye gitmemekte, öğrencinin öğrenme sorumluluğu da belirli bir kitabın sayfaları ya da hocanın tutulan notları içinde kalmaktadır.

6.Seminerler genellikle sözde kalmaktadır.

7.Laboratuvarlarda daha ziyade demonstransyonla yetinilerek, öğrencinin kişisel çalışma da bulma ve araştırma usullerine alışma olanakları en aşağı orana indirilmiştir.

8.Hocaların kendi yazdıkları (telif) eser ve yayınlar yok denecek derecede azdır.

9.Müderris ve Muavinlerin (öğretim üyelerinin) çoğunluğu, dışardaki iş ve ilişkilerin çokluğu yüzünden Darülfünundaki görevlerini ikinci derecede sayacak kadar müesseseyle bağlarını azaltmışlardır.

10.Darülfünun öğretimi, memleketin hayatı ve çalışmalarıyla bağlantıyı kaybetmiş, teorik bir içine kapanma halinde kalmıştır.

11.Haydarpaşa’da, kendi aleminde kalan Tıp Fakültesi şehrin hastaneleriyle bağlantı kuramamış, bu nedenle Tıp öğretim ve eğitiminde birinci derecede önemli olan klinik öğretimi çok sınırlı bir alanda kalmıştır.

12.Bir kısım öğretim üyeleri ( Müderris ve Muallimler) yıllardan beri Darülfünunda çalıştıkları halde, ortaya henüz bilimsel değeri olan belli başlı bir eser çıkaramamışlardır.

13.Basit bir tercümenin bir tez olarak kabul edilmesi, kişisel araştırma ve telif eserlerin değerlerini hiçe indirmiştir.

14.Aynı fakülte içindeki öğretim üyeleri arasında, verimli, mutlu bir fikir ve ideal birliği, birlikte çalışma yerine çatışma ve düşmanlıklar bulunmaktadır.

15.Eminlik (Rektörlük), Reislik (Dekanlık), Divan üyelikleri gibi durumlar, sadece bazı öğretim üyeleri arasında ihtiras ve kıskançlık doğurucu bir makam halini almıştır.

16.Darülfünun muhtariyeti yalnız mevki ve makam ihtiraslarını kaynaştıran olumsuz bir etken olmuştur.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Gölbaşı Güncel
                    
© Copyright 2013 Gölbaşı Güncel Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.