Korku toplumu!


Bu makale 2018-01-11 19:04:37 eklenmiş ve 249 kez görüntülenmiştir.
Fatma Ulubey

Bugün ilk aklıma gelen Korku Toplumu üzerinde biraz araştırma yapmaktı . Aslında sosyolojik içerikli yazılar , toplumların ruh hali açısından çok önemlidir. Bizim ülkemizde özellikle son yıllarda yaşadıklarımızın etkisinin ağır bastığı , bazen sıkça bahsettiğimiz Korku imparatorluğu kavramı yerine korku toplumu üzerinde biraz araştırmak istedim . Korku toplumu üzerine yazılmış alıntılamalara da başvurdum.

Bir toplum niçin korkar, Hukuk ve demokrasinin egemen olduğu toplumlarda korku olur mu?

Hukuk ve demokrasinin egemen olduğu toplumlarda korku ve kaygı olmaz, huzur ve güven olur. Korku ve endişe "otoriter ve totaliter" rejimlerin ürünüdür.

Demek ki korku baskıcı bir anlayışla beslenir ve halka halka yayılır.

Rıza Türmen bir makalesinde Korku Toplumu üzerine , "

Toplumu tahakküm altında tutmak için korkunun gerekli olduğunu söyleyen 17. yüzyılda yaşamış İngiliz düşünürü Hobbes. Hobbes’ın bu sözleri günümüz için de geçerli. Otoriter-totaliter rejimlerle yönetilen pek çok ülkede korkunun toplumu kontrol altında tutmak için kullanıldığını görüyoruz.

Bu düşünceler bağlamında toplumları ikiye ayırabiliriz;

1- Korku toplumları.

2- Özgür Toplumlar

Korku toplumlarında hukuk dışılık, keyfilik, baskı egemendir. Temel hak ve özgürlükler, muhalefet güvence altında değildir. Özgür toplumlar anlattıklarımızın tam tersi. Rejime muhalif olduğu için 9 yılını Sovyetler Birliği’nde bir cezaevinde geçiren Sharansky’e göre, korku toplumlarında üç grup insan vardır; rejimi destekleyenler, yaşamını, ailesini tehlikeye atarak muhalif olanlar ve rejime karşı olsalar bile korkudan ses çıkarmayanlar. Bu üçüncü grubun yaşadığı iç gerginlik, arkadaş toplantıları, iktidara ilişkin öyküler, fıkralar, karikatürler yoluyla biraz azaltılsa bile temel rahatsızlık sürer. Bu gruptaki insanlar, sanat, kültür olayları aracılığı ile rejim tarafından kabul edilebilir sınırın nereden geçtiğini bulmaya çalışırlar. İktidarın baskısı arttıkça bu sınır daralır, muhalif sesler de azalır."

Ülkemize gelirsek özellikle son yıllarda basın üzerindeki baskılar, tele kulak skandalı, iktidara muhalefet eden bilim insanlarının, yazarların, gazetecilerin, gözaltına alınmaları, uzun tutukluluk süreleri , tutuklanma şekilleri, evlerinin gece yarısı basılıp aranması, "Türkiye otoriter bir rejime mi kayıyor?" sorusu akıllardaki sıcaklığını koruyor!

Fetö terör örgütünün yarattığı derin tahribat , sonrasında gelişen olaylar , mağdur olan yüzbinlerin ruh hali toplumu belirsizlik umutsuzluğa ve korku toplumuna itmiştir. Şimdi iktidara düşen bu soğuk havayı yumuşatmak, vatandaşın kendini güvende olduğunu hissettirmesini sağlamaktır. Demokrasiyi ve özgürlükleri içselleştirmektir.

11.01. 2018 Fatma Ulubey

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Gölbaşı Güncel
                    
© Copyright 2013 Gölbaşı Güncel Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.