Düşünceleri Öğrenme Ve Geliştirme(1)


Bu makale 2017-12-17 18:56:01 eklenmiş ve 230 kez görüntülenmiştir.
Cezmi Doğaner

“Dünya ana babalarının çoğu gibi, dünya öğretmenlerinin çoğu da çocuğun çocuk olmaması, basmakalıp, çatık kaşlı ahlâk ilkelerine, kendilerinin bile tutmamış oldukları, gerçekten inanmadıkları köhne öğütlere körü körüne uymalarını isterler. Uslu ol, rahat dur, çocukluğu bırak, büyükler ne derse onu yap, anlamadığın şeylere burnunu sokma, oyunu bırak dersine çalış, oynayacaksan benim öğrettiğim oyunu oyna, sus, ağlama, gülme, soru sorma, olur olmaz çocuklarla düşüp kalkma, sokaklarda gezme, amcanın elini öp, hocanın vurduğu yerde gül bittiğini unutma, çizmeden yukarı çıkma, gözlerini kapa ödevini yap, uyku zamanında uyu..

Çok yerde sözde lâikleşmiş olan dünya okulları, içten içe manastır ve medrese eğitimi sürdürmektedirler.”

Avrupa’da dört yaşında Anaokuluna başlayan öğrenci sözcük-kavram öğretim yöntemi, karşılaştırmalı sözlü dil etkinlikleri ve Felsefe dersleri ile düşünceyi geliştirmeyi öğrenmektedir.

ÖĞRENME

Düşünceleri somutlayıp belirgin kılan birtakım yollar vardır. Bu yollar tanımlama, örnekleme, tanık gösterme ve karşılaştırmadır. (1)Tanımlamaya üzerinde duracağımız kavramları belirlemede başvururuz. Örneğin özgürlükle ya da mutlulukla ilgili bir yazı yazarken, bu kavramların tanımının yapılması gerekir. Bu, sözlük tanımı da olabilir. Ama, en iyisi, yazı yazanın bu kavramlara kendi kültürü içinde verdiği anlamdır. Hemen her kavramın bir genel tanımı vardır, bir de öznel tanımı. Genel tanımlara, bir dilin bütün sözcüklerini içeren sözlükler de rastlanır. Öznel tanımları, o konuyu araştırmış, o konu üzerinde düşünmüş kişiler yaparlar. O konuda bir ödev yazan kişi bile, verilen kavramı ayrıntılı biçimde açıklamak zorundadır. Bunu yapmazsa, yazısının temel bir dayanağı olmaz.

Düşünmek soyut bir kavramdır. Her düşünce, kafada yeni düşüncelerin  oluşmasına yol açar. Ancak bu düşüncelerin gözde canlanması da gerekir. İşte yazılarda örneklemelere bunun için yer verilir. Yazıda soyutlamaların arka arkaya sıralanması da, sürekli örnek verilmesi de sakıncalı bir tutumdur. Önemli olan bu dengenin kurulmasıdır.

Tanık gösterme, bir başkasının düşüncesinden yararlanmadır. Bir konuyu yazdığımızda, o konuda  önceden düşünmüş kişilerin görüşlerini de değerlendirebiliriz. Bu kişiler alanlarında tanınmış kişilerdir. Bir çok kavramı yoğun biçimde açıklamış olabilirler. Böyle düşünceleri yerinde değerlendirmek, yazının inandırıcı olmasını sağlar. Ancak, yazıyı hep başkalarının düşünceleriyle doldurmak ise bize olan inancı sarsar. Okuma dünyaları zengin insanlar, hangi düşünceden, nasıl ,nerede, neden dolayı yararlanacaklarını bilirler.

Karşılaştırma, kanıtlanmak istenen bir düşünceyi somutlamak için başvurulan bir anlatım yoludur. Bir bakıma işlenen düşünceyi örneklemektir. Karşılaştırma, bir şeyin benzer ya da karşıt anlamlarını, durumlarını bir araya getirmekle yapılır. Olumsuzu söylenen bir düşüncenin olumlusu da düşünülür. Madalyonun iki yüzü gibi, karşılaştırma, ele alınan durumun, kavramın her yönüyle kavranmasını sağlar. Öğrencilerin bu yolda yazmaya alıştırılması, onlarda derinliğine düşünme alışkanlığının yaratılmasında da etkili olur.

 

Düşünmeyi öğrenmek daha zeki olmaktır

Dünyayı siyah beyaz ayıranlara karşı rasyonel düşünmeyi öğretecek bir program üzerinde çalışmak gerekir.

*Düşünmekten kaçınıyorsanız, kendi kendinize sorun.

*Aksi yöndeki kanıtları mutlaka araştırın.

*Asla bir düşünce ya da planın yola girmeyeceğinden emin olmayın.

*İnandığınız şeylere niçin inanıyorsunuz, verdiğiniz kararları niçin veriyorsunuz bilin.

*Sezgileriniz kararlarınızı alırken değil, delil olarak kullanın.

*Bir kararı ya da inancı asla son olarak görmeyin.

*Hata yapmaktan korkmayın.

*Bir şeyin doğru  ya da yanlış olmasını neden istediğinizi, kendi kendinize mutlaka sorun.

“İnsanlara rasyonel düşünceyi öğretmek, onları daha zeki kılacaktır.”

Belki de zeka ile ilgili en zor bilmece, gerçekten zeka bazı insanların neden hayatlarını karmakarışık ettikleri ve hatta bazen hiç bir işe bile sahip olmamalarıdır.

Bu konuda çok düşünen Sternberg, bu sorunların zeka ile ilgili olmadığına inanıyor. Zeka performansını düşüren faktörler arasında motivasyon(güdü) ek sikliği, azimsizlik, kontrolsüz tepkiler ve kendi sınırlarını bilmemeyi sayıyor ve “bunlardan hangisinde en iyiyseniz onun üstünde yoğunlaşmalısınız. Zekanın püf noktası, güçleriniz dahilinde davranmaktır.” Diyor.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Gölbaşı Güncel             <   
Copyright 2013 Gölbaşı Güncel Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.