İzdüşümleri-Friedirch Nietzsche İle Müslüm Gürses


Bu makale 2017-12-07 19:49:35 eklenmiş ve 50 kez görüntülenmiştir.
Müslüm Kaya

Motosikletin üzerinde yapayalnızım, yollar uzun, yollar sonsuz ve hem yol alıyorum hem de daldan dala konan düşünceler denizinde tünellere dalıyorum. Bu yollar sonrasında köşe yazılarım kimi anlarda şekilleniyor. Son günlerde Friedirch Nietszsche ile Müslüm Gürses'i bir noktada buluşturup aralarındaki ayrımı görmeye, anlamaya çalışıyorum. Mevzu kadın erkek ilişkileri, bu ilişkilerde doğan aşk ve sevda halleri. Kadınlar tarafından reddedilip terslenen iki erkeğin yaklaşımını şu iki sözle, metinle irdelemeye çalışıyorum.

Nietzsche "Bir kadına mı gidiyorsun, kırbacını unutma." diye buyurur. Müslüm Gürses ise "Ölürsem kabrime gelme istemem/ Akan gözyaşlarımı silme/ Silme silme istemem istememem.."

Belli ki iki söylem de terslenen, reddedilen iki aşığın ağzından, ruhundan çıkmış sözler.

Nietzsche'nin buradaki "kırbaç" sözüyle bir şiddet aracı olarak kırbacı düşünmüyorum. Buradaki kırbaç kanımca bir sembol. Yani bir kadının gönlün çelmek için ona yalvarmanın bir getirisi yok. O kadına kendini beğendireceksen güçsel özelliklerle kendini donat diyor. Para, başarı, şöhret, sıra dışı üstün özelliklerle kendini yetiştir, ondan sonra kadına kendini sun, göster, diyor. Ben Nietzsche'nin bu yaklaşımına kendimi çok yakın görüyorum. Bir aşık şayet bir kadın tarafından kovulmuşsa gidip onun kapısında salya sümük ağlamanın hiç bir mantığı, soyluluğu yok. Tam tersi o ezik tavır ve duruşlar aşığı daha da rezil eder, aşık küçümsenir,aşığa hor bakılır. Kim tarafından mı? Tabii reddeden kadın tarafından. Her ağlama her zırlama kadının eline muazzam kozlar verir. Kadın kendisini dev aynasında büyütür de büyütür.

Gelelim Müslüm Gürses'in "Ölürsem kabrime gelme gelme istemem../ Akan gözyaşlarımı silme silme istemem, istemem.." teranesine. Yine kabul görmemiş bir aşık sevgilisine ölümünü gösteriyor, onu bu yanıyla merhamete çağırıyor. Gözyaşları döküyor, sevdiceğinden gözyaşlarını silmemesini istiyor. Yani tamamen pasifize bir biçimde işin en kolayına kaçıp çareyi ölmede buluyor. Bu sözleri duyan ve reddeden kadının içi bunu kaldırır mı hiç? Zaten bu çağrı kabul görmez de görse bile mücadele edilmeden, merhamet dilenerek elde edilen bir yavuklunun tadı tuzu olur mu? Ben Arabesk bir yaklaşımla kadından merhamet dileyen, ölmeyi ya da öldürmeyi, "Ya benimsin ya kara toprağın." yaklaşımlarını çok zavallı ve sığ buluyorum.

Ya işte dostlar, şu günlerde motosiklet üzerinde bir şahan gibi yol alırken bugünlerde aklımda hep bu mevzular geçiyordu.

Sizce "Bir kadına kırbaçla" mı yoksa mezarıma gelme" vasiyetiyle mi yaklaşılmalı?

Hı söyleyiverin gari!

Günün Sözü:

Zorla güzellik olmaz. (Atasözü)

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Gölbaşı Güncel
                    
© Copyright 2013 Gölbaşı Güncel Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.