Kültüre Bakış


Bu makale 2017-11-23 19:10:26 eklenmiş ve 233 kez görüntülenmiştir.
Cezmi Doğaner

Kültür, her toplumun kimlik ve kişiliğinin içinde oluşturduğu bir çerçevedir. Toplumsal kimliğin dışa vurumudur. Kuşkusuz bir kültür yapısının, sürekli değişen, gelişen, yaşayan bir canlılık içinde oluşu kültürler arası ilişkilerden etkilenmesini kaçınılmaz kılar. Ancak bu etkilenme, toplumların gelişimi için yaptıkları kültürel çalışmaların zenginleşmesi ve derinleştirilmesi ölçüsünde ele alınabilir.

 Ayhan Baha Tuğsuz bey arkadaşımız İstanbul’dan yazıyor:

Sevgili dost Cezmi Doğaner’ in sanat ile ilgili makalesini okurken bazen karmaşık, bazen kızgın, bazen heyecan verici ama daha çok buruk duygular yaşamıştım !

 Bu kez Sayın Ahmet Saltık hocanın yazısı da gelince, hasbelkader müzik eğitimi almış ve birçok sanat olayı ile ilgilenen bir kişi olarak özellikle siyasetle uğraşan hazretlere , yüksek sesle çağrı yapılması gereğini tekrar vurgulamak istedim.

 Aslında bu yazıları okuyanlar , sorunun ne kadar büyük ve giderek kötüleşen bir hal aldığını biliyorlar ama iş sadece siyasi iktidarın ve onun stratejisine uygun müfredat koyan eğitim bürokrasisinin mi ?

Eğitim ana kucağından başlayıp mezara kadar devam eden bir süreçtir ve aydınlık bir toplumun duyargalarını açıp bireysel özgürlüklerine ulaşmasındaki en etkin araç/süreç sanat ya da sanata ilişkin aşamaların çocuklara öğretilmesi, yaşatılması ve gönül tellerini bir kez olsun titretecek bir düşün ve duygu ortamının yaratılmasıdır.

Eğer gelişmiş bir toplum düzeyi amaçlanıyor ve tesisi için emek verilecekse sanat dallarına ilişkin faaliyetler desteklenecek, en iyi örnekler ve klasikler mutlaka okunacak, dinlenecek, seyredilecektir.

Bunu Devletten beklemenin manası yok çünkü bizim  sorumluluğumuzdadır.

Çocuklarınız okula gidene kadar hangi hikayeler okundu, hangi güzel müzikler dinlendi, hangi müzeler gezildi ? TV kanallarından hangisi bunları veriyor ya da siz sanat kanallarını mı magazin mi izliyorsunuz ?

Zaten bu yoz ve gerici eğitim düzeyini yapılandıranlar, kendilerine verilmemiş ve çevrelerinde olmayan güzellikleri bilemedikleri için kazma oluyorlar !

Birçok sosyal faaliyet içinde yer alan, sanatsal gösteri diye sunulan kepazelikler bizim çocukluğumuzdaki panayır tiyatrosu düzeyini bile tutturamıyor , görmüyor musunuz ?

Umarım bu bir başlangıç olur ve içimizde bu kanalı açacak, açık tutacak ve gelişmesini sağlayacak arkadaşların olaya sahip çıkıp , işin üzerine daha dikkatle, özenle ve sanatsal bir titizlik ve disiplinle gitmeleri sağlanır !

Bilgilerinize ve değerlendirmelerinize sunarım !”

 

Hoşgörü ve özgür düşüncenin temel olduğu demokratik toplumu yaratamadığımız için boşlukları bağnaz tek boyutlu inançlar, yerleşik önyargılar doldurmaktadır.

Biriktirilmiş sorunların çözümü akılcı, laik ve insancı toplum için çağdaş eğitim düzeni ile olanaklıdır.

Gelişme yolundaki ülkelerin önündeki en önemli sorun, yabancılaşma, kimlik erozyonu ve kültürel yozlaşmadır. Bunun sonucunda oluşan kültürel bağımlılık öz kültürlerin gelişmesini sınırladığı gibi bozulmaya ve dağılmaya da yol açmaktadır.

 Biz, demokratik bir etkileşim içinde çeşitli kültürlerin bir arada yaşaması ve gelişmesi ile insanlığın kültürel varlığının zenginleşeceğine inanıyoruz. Kültürü bir egemenlik aracı olarak değil, demokratik ilişkiler içinde birlikte var olma ve var etme kaynağı olarak görüyoruz.

Yaptığı çalışmaların tutsaklığından ve sınırlamalarından kurtulan özgür olabilir ve ancak kendi özgür olan insan, güzeli düşünür,  toplumun da insanlığın da insanın da özgürlüğüne gerçek katkıda bulunabilir.

Güzeli düşünmek ve yaşamak için İnsan ilişkilerinde karşılıklı sevgi ve saygı, sağlıklı bir iletişim kurmak için kaçınılmazdır. Doğal olarak  insanlar farklı şekillerde yaratıldıkları için birbirlerine benzemezler. Farklı düşünceler, davranışlar, milliyet, din, statü gibi özellikler, kişiler arasında zaman zaman anlaşmazlıklara  yol açmaktadır. Bunun çatışmaya dönüşmemesi için söz konusu kişilerin birbirlerine katlanması, daha doğrusu hoşgörülü davranması gerekmektedir. Hoşgörü insanların toplum içinde uyumlu bir şekilde ilişki kurabilmesi için çok önemlidir. Sabır ve anlayış, hoşgörünün ayrılmaz bir parçasıdır. Zaten hoşgörülü davranışlar o kişinin olgunluğunun bir belirtisidir.

İnsanlar güzel doğar da sonradan mı çirkinleşirler. Doğduğumuz gibi neden güzel kalmıyoruz. Bizi kimler niçin çirkinleştiriyor. Ya da biz mi çirkinleşmek istiyoruz. Çirkinleşmedikçe mi amacımıza ulaşmamız olanaksız…

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Gölbaşı Güncel             <   
Copyright 2013 Gölbaşı Güncel Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.