Sevgi ve Hoşgörü


Bu makale 2017-11-21 14:58:44 eklenmiş ve 85 kez görüntülenmiştir.
Cezmi Doğaner

İnsan ilişkilerinde karşılıklı sevgi ve saygı, sağlıklı bir iletişim kurmak için kaçınılmazdır. Tabiatıyla insanlar farklı şekillerde yaratıldıkları için birbirlerine benzemeler. Farklı düşünceler, davranışlar, milliyet, din, statü gibi özellikler, kişiler arasında zaman zaman ihtilaflara yol açmaktadır. Bunun çatışmaya dönüşmemesi için söz konusu kişilerin birbirlerine katlanması, daha doğrusu hoşgörülü davranması gerekmektedir. Hoşgörü insanların toplum içinde uyumlu bir şekilde ilişki kurabilmesi için çok önemlidir. Sabır ve anlayış, hoşgörünün ayrılmaz bir parçasıdır. Zaten hoşgörülü davranışlar o kişinin olgunluğunun bir belirtisidir.

Hoşgörü kavramını, başkalarının davranışlarına veya düşüncelerine tahammül gösterme, herkesi olduğu gibi, kendi konumunda kabullenme olarak tanımlamamız mümkündür.

Kendisi düşünmeyen, kendisi gibi yaşamayan insanları olduğu gibi kabullenme veya karşıtlara tahammül gösterme şeklinde ifade ettiğimiz hoşgörü ise daha çok fedakarlık duygusuna dayanır. Başka bir deyişle hoşgörü, “yaratılanı yaratandan ötürü” sevmektir, bağışlamaktır. Karşısındaki insana değer vermek, gerektiği zaman başkalarının kahrını çekmektir.

Kişilerin veya grupların farklı düşüncelere olmaları farklı algılamaları veya olaylara farklı açıdan bakmaları kadar doğal ve güzel bir şey olamaz. Aksi bir durum, o kişi veya grupların oluşturduğu toplumların düşünce dünyalarının donuklaşmasına, ufuklarının daralmasına, dolasıyla sosyal ve ekonomik hayatın  dumura uğramasına neden olur. Esasen, bir toplumu meydana getiren insanların hepsinin aynı fikre sahip olmasıdır normal olmayan; bu da ancak totaliter rejimlerde görülebilecek  o da, sadece görünürde- bir durumdur.

Toplumdaki düşünce farklılıklarının, karşıt görüşlerin çatışma olmadığı sürece –o topluma dinamizm kazandıracağına inanıyoruz.

Hiç kimse bir başkasının düşüncesini paylaşmak veya kabullenmek zorunda değildir, dolasıyla kimsenin kimseye kendi fikrini kabul ettirme, dayatma veya kendisinin dışındakilere “tu kaka” deme hakkı da olamaz.

Hoşgörü birlikte olduğumuz veya olmak zorunda kaldığımız kişilerle olumlu ilişkiler içinde olmamızı sağladığı ve böylelikle yaşamı kolaylaştırdığı ve daha zevkli bir hale getirdiği için gereklidir.

Oysa eğitimin amacı özgür düşünceli, ahlaklı ve uyumlu bireyler yetiştirmektir.

“Eğitim her bireyi ahlakça ve zihince özerk bir insan kılmalıdır. Bu insan, kendi manevi gelişiminden haberli olacağı için, insanca olanın ne olduğunu iyi bileceği için, içinde yaşadığı toplumsal çevreye uyma yeteneğini göstermekle kalmayacak, onu etkilemesini bilecek, ilerlemesini sağlayacak”

Türkiye, özgürlüğün, demokrasinin, eşitliğin, adaletin, dostluğun kısacası insanı her şeyin üstünde tutan ideallerin ülkesidir. Bu idealleri yüce kılan şey tüm insanoğlunun yaptıkları ile bütünleşmesi ve her şeyin insanlık adına yapılmasıdır.

Yaşadığı topraklardaki özgürlüğü demokrasiyi yapacaklarımızı Ulusuma duyduğum sevgiden, kendi insanımızdan yola çıkarak, çağdaş insanın, kısacası dünya insanı yolunda ilerlemek...

İnsanlık sevgisiyle yoğrulmamış bir ulus sevgisinin düşünülemeyeceğinin bilinmesi gerekir...

Bütün insanlar el ele vererek ırk, dil, din ve sınıf ayırımının yaşanmayacağı, temelini güven, dostluk ve eşitlik kavramlarının oluşturacağı demokrasi dünyasını yaratmak için çaba göstermelidir. Bu da ancak bireyin bireye duyacağı karşılıklı güven ve sevgiyle gerçekleşebilir. Çünkü insana değer vermek, topluma değer vermektir.

Barış ve bağışlamak ancak sevgi ve hoşgörü ile gerçekleşebilir. Eşitlik ve kardeşlik sevgi ve hoşgörünün sonucudur. Demokrasi ise, sevgi ve hoşgörünün olduğu ortamda işlevini yerine getirebilir.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Gölbaşı Güncel
                    
© Copyright 2013 Gölbaşı Güncel Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.