Bir Aşka Bir Yıl Feda Olsun!


Bu makale 2017-11-21 14:52:19 eklenmiş ve 243 kez görüntülenmiştir.
Etem Karaüzüm

Anıları silip atamıyorsun. Onlar belleğinin bir köşesinde kendi kendilerini arşivliyorlar  zamanı ve zemini yakaladıkları an güncellenip karşına dikiliyorlar…

Gecenin bu saatında iç dünyada şiddetli bir deprem olduğunu uykudan uyanarak hissediyorsun!... Arşivinden kendini kurtaran bir anı ; ‘’ Uyan ve beni güncelle!...’’ diye feryat ediyor. Yazının başlığını da kendisi söylüyor sana: ‘’ BİR AŞKA BİR YIL FEDA OLSUN!...’’

Evet; bir aşka bir yılımı feda etmiştim.

Öğretmen okulu 1. Sınıfta okuyorum. İki odalı toprak damlı bir evde dört kişi kalıyoruz. Hepimiz gariban aile çocuklarıyız. Bu okul Besni’ye yeni açılmıştı. Sarhan mahallesindeki bir ilkokulun iki sınıfı; öğretmen okulu öğrencilerine ayrılmıştı. Ben ve birlikte kaldığım arkadaşlarım B- sınıfında idik. Oturduğumuz toprak damlı ev yolun üzerinde okulun bulunduğu mahallede idi.

Okul yönetimi; takım elbiseyi, mandolini, büyük atlası mecbur tutmuştu. İlk defa takım elbise giymiştim. 04.03.1969 tarihinde çektirdiğim fotoğraf elimde şu an, o takım elbise de üzerimde, dikey çizgili siyahın hakim olduğu bir elbise, ince uzun boylu; gençliğe yeni adım atmış yetiştiğin bir çocuk desem de olur. Yüzümün bazı noktalarından kendini gösteren sakal tüyleri, bu günkü halimden daha daha yakışıklı bir genç, ıslatarak taradığım siyah saçlarım, resimde bile kendisini gösteriyor!...

Gelelim bir yılımı feda ettiğim aşkıma; öğle tatilinde okuldan eve geldiğimizde, genellikle peynirli ekmek yaptırırdık bize yakın olan fırına, herkes kendi peynirlisini yedikten sonra özgürce çalışırdı. Bende dışarı bakan pencerenin iç tarafında mandolin notalarını öğrenip istiklal marşımızı çalarak öğrenmek üzereydim. Her gün bu saatlerde penceremin önünden iki kız geçerdi. O ikilinin bir tanesi beni fena halde kesmeye başlamıştı. Göz göze geldiğimizde, içimden yükselen bir ateş, gözlerimden akarak onunkilerine ulaştığını hissediyorum…

Adına sevda mı desek, aşk mı desek? Beni benden alarak; kendisinin kölesi haline getirmişti. Ne peynirli ekmek yiyebiliyordum; ne de ders çalışabiliyordum,  pencerenin önüne bırakılan karşılıklı mektuplar, bu aşkın barutuna dönüşüyordu!...

Bu sevda benim ilk aşkım oluyordu. Okuyucularımın şöyle bir soru sorduğunu duyar gibi oluyorum; ‘’ Kaç defa aşık oldun hocam?’’ cevap veriyorum: Birden fazla!...

Keşke bin defa aşık olabilseydim. Her aşk bir doğum gibidir. Her birisinde, her bir hücrem yeniden doğar ve yenilenir. İsterseniz deneyin ve yenilenin!...

Bu çapkın anıyla bakalım yenilenecek miyim?  Yarın yeni doğan güneşle aynaya bakacağım, ya da okuyucularıma soracağım size!...

Sevgili okuyucularım bu sevda buraya sığmaz, ben sonucunu yazayım size:

İşte o yıl sınıfta kaldım, okulun yarıya yakını da sınıfta kaldı!...

Sınıfta kalan diğer arkadaşlara sordum; ‘’ siz de mi aşık oldunuz’’ diye.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Gölbaşı Güncel
                    
© Copyright 2013 Gölbaşı Güncel Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.