Mustafa Kemal’in İlk Aşkı


Bu makale 2017-11-14 15:30:45 eklenmiş ve 197 kez görüntülenmiştir.
Etem Karaüzüm

 

Yirmi Dokuz Otuz yaşlarında Sofya’ya (Bulgaristan’ın başkenti) Ateşe olarak atanır. Henüz çevresi yok . Daha çok boş zamanlarını kültür etkinliklerine ve davetlere katılarak değerlendirir.

Bir gün yarı resmi bir davettedir. Çevresindeki genç kızların gözü ondadır. Zımba gibi ve yakışıklı bir Osmanlı subayı, mavi gözleriyle temasa geçen genç kızlar bulundukları yere çivilenip kalıyorlar…

Kendisinin iki masa ilerinde oturan bir ailenin yanında ki kızla göz göze geliyorlar . Mustafa Kemal’in mavi gözlerinden  bir ateş topu yüreğine doğru yolculuğa çıkıp, varacağı yere oturuyor. o ateş topunun sıcaklığı sıkıştırıyor, daha hızlı çarpıyor kalbi !..

Bir birinde asılı kalan gözlerin öbür sahibi de bulunduğu yerde dumanı tütmeyen bir ateşin içinde kavrulmaya başlıyor…

Onunda kavrulduğunu fark eden Mustafa Kemal, yerinden ok gibi fırlayarak kızı kaptığı gibi dans pistine götürüyor.

Çevre masalardan bir kısmı alkışlıyor, bir kısımda kıskanıyor !.. Bu mavi gözlü sarışın sırım gibi Osmanlı subayı boz kurtların çobanın elinden oğlağını kaptığı gibi; nasıl oluyor da kapıyor Bulgar Emekli General’in kızını diye !..

Onlar hareketli bir müziğin eşliğinde, kırk yıllık sevgili gibi yarı yapışık şekilde dönüp duruyorlar!..

Program bitiyor ve dağılıyorlar. Bir kaç gün buluşup birlikte geziyorlar parklarda… Aile kısa süre sonra evlerine davet ediyorlar. Kız babası emekli Paşa: ‘’Bu sevdadan vazgeçin, çevrede dedi kodu yayılıyor…’’ Ama; bu aşk ferman dinlemiyor…

Daha sonra kıza baskı yapıyor babası: ‘’Şu yüksüğü parmağına tak ve nişanlacağını ona söyle!’’ diye. Mustafa Kemal’in kalbine tık diye oturuyor. Ve de o ara Çanakkale Savaşı başlıyor. Valizini aldığı gibi dönüyor ülkesine!..

İşte o Çanakkale’de destan yazıyor Mustafa Kemal. Emperyalist devletlerinin en modern savaş gemileri Çanakkale’nin soğuk sularına gömülüyor!.. Ve Çanakkale Geçilmez destanı yayılıyor…

İşte  o destan Türkiye Cumhuriyeti’nin ön sözü olarak tarihe geçiyor. Ama 1. Dünya Savaşı acımasız bir şekilde devam ediyor. Mustafa Kemal ise o cephe senin bu cephe benim savaşmaya devam ediyor. Yastığı taş, yorganı üzerindeki elbise!.. Sonra savaşı kaybediyoruz. Çanakkale boğazını geçemeyen düşman gemileri, peş peşe o boğazdan geçerek Dolma Bahçe Sarayı’na çeviriyorlar silahlarının ucunu ve padişahın sarayı rehin alınıyor!..

Mustafa Kemal bulunduğu cepheden İstanbul’a döndüğünde o gemilere bakarak :’’Geldikleri gibi gidecekler!..’’ diyor.

İzmir’in işgalinden sonra Anadolu’ya geçiyor . Ve Kurtuluş Savaşı!..

Sofya’da ki sevgili bir gün döner diye bekliyor. Ne Mustafa Kemal gidebiliyor ne o gelebiliyor. Zorla bir evlilik yaptırıyor kız ailesi. İki kızı oluyor bu evlilikten ve daha sonra ayrılıyor eşinden. Gözü yolda, aklı ve yüreği Mustafa Kemal’de. Bulabildiği kadarıyla basından takip ediyor Mustafa Kemal’ini!..

Ve nihayet hastalanıyor. Hasta yatağında kız kardeşini yanına çağırarak: ‘’Bugün rüyamda onu gördüm. Yanına gelmemi istedi. Nihayet Mustafa Kemal’ime kavuşuyorum!..’’ Sözlerinden sonra son nefesini veriyor ve kendisini çağıran o mavi gözlü adama doğru yola çıkıyor!..    

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Gölbaşı Güncel             <   
Copyright 2013 Gölbaşı Güncel Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.