İlkesizlik Üzerine Konuşma


Bu makale 2017-11-04 19:31:02 eklenmiş ve 247 kez görüntülenmiştir.
Cezmi Doğaner

İlkeli olmak; savunulan düsünce ve görüṣlerinde ısrarlı olmak. Böyle bir tavır alıṣta gösterilen kararlı duruṣ pek önemlidir. Söylenenlerin arkasında olmak; zaman ve mekan ayrımı gözetmeksizin. Ne fırsat kollamak – ne de esen rüzgara göre yön belirlememek alıṣkanlığinda ki kiṣi davranıṣı, “ilkeli olmak” demektir. Tüm bunların aksisini yapmada öne çıkan fırsatcılara ise, ilkesizlikdemektir.

Doğru nasıl düşünülür? Gelinen bugün ki toplumsal gerçekliğe bakıldı-ğında, ülkemizde neyin doğru -veya neyin yanlış olduğunu kestirmek hiçte kolay gözükmüyor!.. Gerçek ṣu ki; doğruyu yanlış, yanlışın doğru olduğunu kanıtlayan siyaset adamları bizleri bu duruma getirdi. Yanlış olanı doğru gibi algılamak nasıl olanaklıdır bilemiyoruz.

Eskilerin “prensip” dediği, o insan “prensip” sahibidir tezine hasret kaldık, deyim yerindeyse. Toplum sizofrenik bir hal aldı.

Her geçen gün neden böyle ilkesizleşiyoruz. Bireyden toplumun geniṣ yelpazesine dek tutarsızlık ülkemizde bir yaṣam tarzı oldu bile. Neden ilkesizlik bizlerin niteliği olmaya başladı? Neden gerçeklerden kaçıyor ve ona yabancılaṣarak - onu önümüze koyan bir kader oyunu olarak kabulleniyoruz… İlkesiz olmakla mı başarı sağlayacağımızı sanıyoruz? Bizleri yönetmeye gelen bir ‘ilkesizden´, o gidince bir ‘başka ilkesizin´ yönetimine ‘kader´ diye tutsak oluyoruz. Maalesef, bizleri kişilikten ilkesizlige doğru yönlendirilen bir ülke çıkmazında hayat buluyoruz. Çok mu zararlı ilkeli olmak, gereksiz mi? Ya da ne pahasına olursa olsun ilkeli kalmayı sürdürmeli miyiz? 

Toplum ve birey gerçeğin kendisiyiz. Gerçeğin ne olup ne olmadığıNI düşünmeye gereksinim duymuyoruz ki ilkelerimiz olsun.Yoksa geliṣmiṣ ileri kapitalist ülkelerde ki “biliçli vatandaṣ” esprisinden mi yoksunuz?

İlkelerin hemen tümü yalnız doğru ile gerçek arasındaki çelişkiyi gidermek için değil - ben ile siz´in toplum arasındaki çelişkileri de gidermek için gereklidir. Bireylerin nitelikleri, bağlı kaldıkları düşün ve devinim biçimlerinin, doğru ve gerçek olmasıyla atbaṣı gider…

Bir belli düşüncenin ilke´ye dönüşümü için o düşünce Yadsındığında kimi sakıncaların ortaya çıkması gerekir.

İlke, tüm çelişkilerden arınmış gerçeğin doğru olanla bütünleşmesi demektir/gerekir. Yani tüm çelişkilerinden arınmış düşünce biçimidir. O düşünce biçimidir ki bireyi tutarlı, nitelikli, güvenilir ve kişilikli birey durumuna yüceltiyor. İlkesiz bireyler hemen hiçbir düşüncenin adamı değildirler, ne de bir düşüncenin adamı olmak için iradi kararlılığa sahiptirler. O yüzden güvenilmezdirler. Tutarsız olmayı içselleṣtirmiṣler.

Tutarsızlık, gerçek dışı düşünceye kilitlenmek, inanılır ve uğrunda öz veriye katlanılır bir ‘eylemde´ (söylemde) olamazlar. İlkesiz kişilerin neyi düşünüp ve neye inandığının belirsizligindeler.

Öyle ise, o tür düşüncenin bir süre sonra yanlış ve gerçek olmadığı ortaya çıkınca, kişi kendi saygınlığını yitirmez mi? Bir düşünce ya da hareket-devinim biçiminin bir süre sonra ona ters düşünce ve devinimi sergilemek midir ilkesizlik?

İlkesizliğin sadece çıkar açısından betimlenmesi bizleri yanlışlığa sürükleyebilir. Öyle bireylere rastlarız ki, onlar belli bir düşünceyi benimsemeyi özgürlüklerinin kısıtlanması biçiminde algılayabilir -ve hiçbir ilkeye bağlı kalmak istemezler. Kolaycılığı tercih etmek, onlar için artık bir yaṣam tarzı olmuṣtur. Bunlar biraz da toplum dışı mahlukler olamaz mı? Onların dünyasında düşünceler değil devinimler (değiṣmeyenlik) ege-mendir.

İlkesizliği çıkar karşılığı yöntem, nitelik durumuna dönüştürmenin sakıncalarından yakınmaktadır. Bu tür bireylere daha çok siyaset arenasında rastlanılır. Yozlaşan asıl amacını yitirip erdemdem uzaklaşan siyasetten söz ediyorum. O tür siyasete egemen olan bireyler ilkesiz olmak zorundadır -ve ilkesizlik onların ruhuna iṣlemiṣ içsel bir olgu halini gelmiṣtir.

Evet, kimi bireylerin ilkesizliği kendisini ilgilendirir ve toplum o ilkesizlikten zarar görmez ya da görmeyebilir. Çünkü onlar siyasetin hep bir ‘arka bahçesi´ olmayı tercih ederler. Șu da bir gerçek ki; toplumu yöneten ve yönlendirenlerin ilkesizliği ve verdikleri zarar – bütün bireylerde bire bir hissedilir biçimde iz bırakır. Onları sözkonusu ilkesizliğe iten nedenin siyasal çıkar çıkar çatıṣması olduğunu da biliyoruz. Ama neden o ilkesizler böyle kolayca üst düzeylere tırmanabiliyorlar. Onlara bu kolaylığı sağlayan ilkesizlikleri mi? Ya da siyaset denilen kaygan alan mı?

Siyaset alanında yakındığınız o kişiler, bir düşünceden ona zıt olan bir başka düşünceye kolayca sahip çıkarlar, çıkarları öyle gerektiriyorsa, onu yapmaktan hiç çekinmezler!..

İlke sadece bir düşün biçimi değildir, o aynı zamanda bir davranış biçimidir de. O düşün ve davranış biçimini hangi çıkar karşılığında olursa olsun, sözkonusu alıṣkanlığı terk edip ilkeli olmayı yeglemek gerek.

Eger bir ülkede ilkesizlik yoğunlukta ise; toplumun ve bireylerin  değer yargılarında aşınma var demektir. O değer yargıları ki, doğruyu yanlıştan, yararı zarardan, iyiyi kötüden, güzeli çirkinden ayırmaya muktedidir.

Yaşamakta olduğunuz dünyanızda ilkelermiz evrensel nitelik kazanmış ve toplumsal yarar ölçütüne göre betimlenmeye başlamıştır. Toplumsal çıkar yerine, birey yararını ikame etmeye başlayan siyaset adamları elbette ilkesizliği kendi niteliğine dönüştürüyor demektir. Onların ilkeli olabilmesi için önce toplumnun ve bireylerin ilkeleri olmalıdır. Uğruna her tür özveriye katlanılacak ilkeler bütününe endekslenmelidir. Doğruluk, gerçekçilik, tutarlılık ve dürüst olmak gibi.

İlkeli olmamız öylesine zor ki; liderlerin ilkesizliğinden yakınanların, ona yakınlaştıkça nasıl ilkesizlikleştiklerini görüyoruz -ve ilkesizleştikçe de liderlere daha çok yakınlaştığını görmemek mümkün değildir.

En ilkesiz olanlar da bu yarışı en önde sürdürüyorlar. Artık kimin ilkeli kimin ilkesiz olduğunu bilemez olduk. İlkesizlik bir virüs gibi zihnimizi boşaltıyor ve zihnimiz boşaldıkça da yerini çıkar ilişkilerinden kaynaklanan tutarsızlıklar alıyor. Zaten ilkeli olduğu için başa geçen kişi, sonradan o ilkelerden öylesine kolay vazgeçiyor ki, biz de ilke ile ilkesizlik arasındaki farkı anlayamaz fark edemez olduk.

Hiç olmazsa ilkeli insanlar, ilkelerinize sırtınızı dönmeyiniz. Çünkü toplum bir gün o ilkelerden ötürü sizlerin varlığına gereksinim duyacaktır. Toplum ve doğa, daima doğrunun ve gerçeğin arayışı içindedir. Bağlı kalacağınız ilkeleri, doğanın ve toplumun iyiden, güzelden, doğru ve gerçekten yana gelişmesi doğrultusunda korumalısınız. O ilkelere bir gün sizlerin ve toplumun ihtiyacı olacaktır. Bugün olmasa bile yarın.

Yüreğim ışıltılarla dolu olarak ülkeme geldim dönüyoruz. Karamsarlıkların üzerine düşüncelerimizin yol gösterici pırıltıları düşüyor.

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Gölbaşı Güncel             <   
Copyright 2013 Gölbaşı Güncel Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.