CHP ve siyaset


Bu makale 2017-10-12 18:11:43 eklenmiş ve 110 kez görüntülenmiştir.
Cezmi Doğaner

Siyaset Arapça, Politika Yunanca kelimelerdir, aynı anlama gelirler ve “İSTEMEK” demektirler. Bir şeyi istediğiniz anda siyaset/politika başlamıştır. Ben siyaset/politika yapmıyorum diyen ya bilgisizdir ya da yalan söylemektedir. Ne ki bu “İSTEMEK” fiilinin bir “bireysel” türü bir de grupsal türü vardır. Hedefleri, içerikleri, boyut ve derinlik olarak farklı olabilir...

 

İsmail Cemü, “Siyaset, öncelikle idealdir, iddiadır. Oysa Türkiye’nin siyaseti, çok büyük ölçüde, ideal ve iddia olmaktan uzaklaşmıştır; partisel desteklere olanak sunmanın, eşe dosta iş yaratmanın çekim alanına girmiştir; profesyonelleşmiştir, ticarileşmiştir. Siyaset yapmak, kendi idealini toplumla paylaşmanın değil, öncelikle, şurada burada bir özel yarar sağlamanın, imtiyaz yakalamanın aracına dönüşmektedir...” diyor.

 

CHP grupsal bir harekettir, hedefleri toplumsaldır, onun için de adı “parti”dir. Toplumun demokratik özgürlüğünü, sosyal-ekonomik-kültürel ve inanç temelinde mutluluğunu, üzerinde yaşanılan ülkenin toprak ve halk bütünlüğünü ve bağımsızlığını hedeflemek ve bu hedefleri iktidara taşımak sorumluluğu altındadır. Mustafa Kemal Atatürk CHP’yi bu görevler için kurmuştur ve sorumlu kılmıştır.

 

Siyasi parti dendiğinde, aynı görüş, aynı çıkar ve aynı siyasal eylemde birleşen grubu anlaşılıyor.

 

“Parti” ise yukarıda belirttiğimiz istekler temelinde “Programlaşarak, birleşme, ortak güç olma” eylemidir ki o da siyaset/politika hareketinin ikinci adımıdır.

 

Siyaset/politika olgusunun üçüncü adımı “bu hareketin bir insanlık ve yurttaşlık görevi yani vatan hizmeti” olmasıdır. Diğer bir söyleyişle KKK (Karın-Kese-Keyif) türü bir yurttaş olmaktan kaçınıp BKKK(Beyin-Karın-Kese-Keyif) türü yurttaş olmak için çaba göstermek gerekir ve ilerlemek isteyen toplumlar için bu gerek

kaçınılmazdır. KKK türü insan toplulukları ile kuşatılmış ülkeler-devletler “koyunlaşmış” ülkeler-toplumlar ve devletlerdir ki günümüzde örnekleri çoktur.

 

Siyaset/politika olgusunun son adımı ise “davranmaktır”. Davranmak araştırmayı, öğrenmeyi, dinlemeyi, konuşmayı, yazmayı, üretmeyi ve fiili toplumsal davranışlara cesareti içerir. Bunlardan birini ya da birkaçını yapmamak ya da yapıyormuş gibi görünmek siyaset/politika kurgusunda olmaz, olamaz olması da kabullenilemez. Çünkü o zaman KKK insanı konumuna düşersiniz ki bir ülkenin batışı ve sönüşü buradan başlar. CHP’nin sorunu da bu son bölümdedir.

 

Ecevit, “  Siyaset çok iddialı bir uğraştır: Ülkeyi yönetmek veya en azından, ülke yönetimini etkilemek isteyenlerin uğraşısı...”diyor.

CHP Türkiye’nin ikinci büyük partisinden biridir.. Tek başına iktidar olma iddiasındadır. Böyle bir partinin geniş bir tabana dayanması doğaldır. Bu da elbette toplumun belli kesimlerinin özlemleri, yararları arasında tutarlı ve adaletli bir uzlaştırmayı gerektirir. “Tutarlı ve adaletli” derken, uzlaştırmada iki noktanın gözden kaçırılmaması gerektiğini belirtmek istiyorum:

Birincisi, uzlaştırma uğruna kendimizle çelişkiye düşmemeliyiz. İdeolojimizden, İlkelerimizden, programımızdan, özümüzden ödün vermemeliyiz. Gereğinde en zor seçmeleri yapabilmeliyiz.

İkincisi, olanakları en sınırlı kalmış toplum kesimlerine öncelik tanımalıyız.

Biz bu iki noktaya da dikkat etmeliyiz. Birincisi, toplumun belli kesimlerinin özlemlerini, yararlarını uzlaştırırken Sosyal Demokrat doğrultumuzdan sapmamaya, tutarsızlığa düşmemeye özen göstermeliyiz.  İkincisi, toplumun hangi kesimlerine öncelik tanıdığımızı da saklamamalıyız.  Sosyal politikamızla işçiye,  köylüye, dar gelirlilere, yoksula öncelik tanıdığımızı, ekonomik politikamızla da emeği ile geçinenleri kayıracağımızı kimseden saklamamalıyız. Emeği ile geçinenler  ise, esnaf, sanatkâr, emekliler ve kamu görevlileri de giriyor.

“İdeoloji niçin önemlidir bir parti için? İdeoloji partinin tutarlılığında çok önem taşıyan bir öğedir. Bir partinin başarısı da, tutarlılığıyla doğru orantılıdır. Parti tabanı ideolojisi, örgüt yapısı ve bunun doğal sonucu olarak da söylem tutarlılığı içinde olduğu zaman o partinin başarıya ulaşmaması zordur. Sol Partiler düzeni değiştirmek ya da en azından düzeni düzeltmek  savıyla ortaya çıktığı için bir sol partinin tutarsızlığı, özellikle de ideolojik tutarsızlığı onu çok olumsuz etkiler.

İdeolojinin belirsizliği, parti içerisinde birbirinden çok farklı ideolojik grupların oluşması, bu ideolojik grupların birbiriyle çelişen söylemlerle ortaya çıkmaları ve onları bastıracak güçlü bir liderliğin olmaması bir partini erimesine en büyük etken.

 

İdeolojiler, belirli toplumsal koşulları paylaşan ve bu koşulların ürünü olan ortak sorunlara çözüm arayan kitlelerin gereksinimlerini karşılar, Ortak koşullar ortak sorunlar doğurur. Herkes bu sorunlara çözüm arar, bu çözüm bir düşünce sistemine dönüştüğü zaman biz buna öğreti diyoruz. Bir öğreti, tutarlı bir düşünce sistemi, yöneldiği toplum kesimi tarafından, toplum kesiminin en azından önemli bir bölümü tarafından inanç düzeyinde benimsendiği zaman da ideoloji doğmuş olur.”

 

Napoleon’un çok güzel bir sözü var, diyor ki: “ “Süngülerle her şey yapabilir, üzerine oturulmaz.” Yani süngülerle iktidara gelebilirsiniz ama süngülerle iktidarda kalamazsınız. Her toplumsal hareketin bir ideolojisi vardır, elbette o ideolojiyi taşıyacak da bir tabanı vardır. O tabanla ideoloji arasında uyum olursa, dediğim gibi başarı sağlanır.

 

Bu yönde başarı, günümüzün gerektirdiği bilgi ve becerilerin ortak amaç yolunda  örgütlenebilmesine bağlıdır. Bu amaca ulaşmak için ilk yapılacak iş; üye, örgüt, kongre, genel merkez ilişkilerini yeniden tanımlayacak bir Tüzük hazırlanmasıdır.

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Gölbaşı Güncel
                    
© Copyright 2013 Gölbaşı Güncel Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.