Asıl güzellik


Bu makale 2017-08-29 20:04:19 eklenmiş ve 246 kez görüntülenmiştir.
Cezmi Doğaner

Ben güzele güzel demem

Güzel benim olmayınca

Bizim´çin ayrılık yoktur

Ya sen ya ben ölmeyince -Karacaoğlan

Güzellikte, kalbin güzelliği, temizliği, saydamlığı, kişinin dürüstlüğüyle iç içedir. Duygu ile düşüncenin arasındaki çelişkiler tümüyle ortadan kalkmıştır. Duygunun düşünceyle birlikteliği doğmuştur. Güzelliği yaratan düşüncede, kişisel çıkar güdüsü kaybolur, kalbin özveri dolu çırpıntısı, gözlerde pırıldayan ışıltı, düşüncenin en güzel devinimi, en güzel davranışı, sözlü yada sözsüz ortaya çıkarır. Bu tür güzelliğin varoluş nedeni, kalbin düşünceyle bütünleşmesi, ego´yu ortadan kaldırarak bağımsızlığını kazanması olarak betimlenebilir. Asıl güzellik budur. Ego´yu gerilere itebilmek, onu etkisiz hale getirmektir. Asıl güzellik, iyilikle güzelliği birleştirebilmektir. Düşün güzelliğinin kalpten yükselen ışıltısıyla kaynaşmadığı bedende, güzelliğin kendisini belli edemeyeceğini göreceksiniz. Güzellik, tüm canlıların, insan olsun olmasın birbirine yaklaşımını sağlar. Doğa tümden güzelse, doğanın her parçası o güzelliği taşıyacak, paylaşacak, karşıtlığın yeri olmayacaktır.

Güzellik, gelişmenin de ürünü, sonucudur. Gelişmemiş insanlar güzellikleri  göremez, güzelliklerin ayrımına varamazlar. O tür kişilerden ortaya çıkan yöneticiler ancak toplumu, çevreyi kirletirler. Güzelliğin gizi, güzelliğin kendisidir. O gize, düşüncenin güzelliğiyle, saydamlığıyla, tüm çelişkilerinden arınmasıyla ulaşılabilir.

Ressam Nihal Çakmak hanıma çok teşekkür ederim. Kalbimize güzellik, düşüncelerimize esenlik kattınız. Şunu anladık ki, güzellikleri aramaktan dönmeyeceğiz ve düşüncelerimizin daha da güzel, doğru, gerçekçi olması için onu duygularımızın etkisinden kurtarmaya, aradaki çelişkileri gidermeye çalışacağız, özelliklerle, duygu ve düşüncelerimizi bütünleştirerek...

Nihal Çakmak yazısında, “ Güzellik çok geniş bir kavramdır. Artık sadece yüz güzelliğine değil, fizik olgunun estetize ölçülerde olmasına, yüzün de anlamlı ve düzgün olmasına, zihnin işlek ve müspet bilimsele yatkın, dialektiğin düzgün, terminolojinin zengin olması, müzik ve ritm duygusuna sahip, kültürel donanımının çağdaşlıkla uyum içinde olması ve kişiliğin özelinden bir davranış ve sunum inceliğinin de bulunması aranıyor.

Ayrıca toplumsal bir varlık olan insanın, çevreye uyumu, olumsuzluklara sabırla direnci, güzelliklere karşı da yönelimli ve katılımcı olması gerekiyor. Bu çağdaş dünyanın kadınlar için şimdilik güzellik tanımında elde olan değerler. Erkekler için de var. Düzgün fizik, işlek beyin, davranışlarda tutarlılık ve güvenilirlik, genel kültür sahibi, davranışları incelikli, girişimci vs.

Dünyanın bile estetize edilmiş en mükemmel yapıda, küresellik formunda olması, çok çeşitlilik gösteren canlı yaşama kucak açması, değişik iklim kuşaklarıyla öz toprağını kendinin sulayıp, bitkilerle donatması, gibi.. Evet, çağlar öncesinde, yazıdan  çok önceleri, ve insan konuşmayı bile bilmiyorken, ilkel de olsa çizgilerle resimsel mesajlar veriyordu.

İnsanın doğasında, yaratıcılık ve paylaşımcılık ve de iletişim ihtiyacı olagelmiştir. Gelişmiş toplumlar güzel sanatlara çok önem vermişler, ve sanatçıyı teşvik etmişlerdir. Ortaasyada Orhun  Anıtlarını yaratanlar bizim atalarımızdı. İslamiyet’le birlikte, Türk Kültüründe Arap yaşamının etkileri başlamıştır. Mİmari, geometrik biçimler, minyatür ve hat sanatı dışında kalan, yaratıcılık köreltilmiş, resim kesinkes yasaklanmıştır. Müzik  kültürel çizgide kalmıştır. Saray  hayatında farklı bir müzik ve söylem tarzı doğmuş ama, Anadolunun bundan haberi olmamıştır. Cumhuriyetle birlikte, güzel sanatlarda yaratıcılık teşvik edilmiş, geçen zamanda, müzik, resim heykel, mimaride sanatçılar yetişmiştir. Çağdaş çizgide sanat üretmek için devletin katkısını arttırması gerekir.”

Gözleri görmeyen bir kişi ile gözleri çok uzakları gören kişi arasında hiç bir fark yoktu ve bizlerin güzeli sezinleme yetimiz, zihnimizin ürünü. Neyin güzel neyin çirkin olduğuna bakmadan, görmeden, dokunmadan ve duyumsamadan da sezinleyebiliyor, görebiliyoruz. Bize bunu öğreten felsefe. Yani doğayı, çevreyi, bizleri ve ötekilerini, yakında olan ile uzakta olanı, felsefeyle, sanatla algılıyor, o yolla ölçüyoruz.

Nesnel güzellikler, doğanın parçasıdırlar. Onlar zihnimizin oluşumunu, zihnimizin derinliğini, genişliğini yapılandırır. Öyleyse biz zihnimizi oluşturan nesnel dünyayı, başından beri güzel görmeyi öğrenmişizdir. Neden? Doğa tüm güzellikleriyle zihnimizi biçimlendirdiği için. Doğa zihnimizin değil, zihnimiz doğanın ürünü, bir parçası olduğu için.

Hiç bir nesnenin, hiçbir varlığın güzel olamayacağını düşünemedim. Güzel olmayan hiç bir şey yaşamımın parçası olmadı. Sizler güzelleri aramaktan uzaklaşmayınız. Güzellikleri ararsanız, güzellikler sizi bulacaktır. Asıl güzellik sizin aradığınız güzelliğin sizi bulmasıdır.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Gölbaşı Güncel
                    
© Copyright 2013 Gölbaşı Güncel Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.