Gençlik aşkımız!...


Bu makale 2017-04-28 19:25:13 eklenmiş ve 544 kez görüntülenmiştir.
Etem Karaüzüm

Başlığın sonundaki ünlem; “tehlike”, yandaki üç noktada gizli anlamında kullanılmıştır .

Şuanda saat gece yarısını çoktan geçti .

İnternet sayfalarında gezinirken Besni öğretmen okulu “A ve B “ sınıfı arkadaşlarla karşılaştım .

Onların bir kısmı çoktan uyumuşlardı,bazıları yani uyanık olanlar anılarla dolu tiki- taklar göndermeye başladılar …

İster istemez duygu yoğunluğu yaşanıyor .

Kırk beş yıl geriye yolculuğa çıkıyorsun !..

Gözlerin dolu dolu olup , boğazında bir düğüm oluşuyor .

İişte o gecelerden birindeyim şu an : Dünya vız geliyordu, aşkımızın aşkımdan çıldırırdık , adlarını çakılarımızla akasya ağaçlarının gövdesine çizerdik , seneye o çizgiler genişleyip okunsun diye . Okulların açıldığı ilk gün sevgili müdürümüz Süleyman Altınbulak , oldukça etkili nutuklarından birini söylerken, bizim aklımız okul tatilinde aşkımızın adını çizdiğimiz akasya ağacında olurdu!.

”Acaba çizik genişleyip isimler ortaya çıktımı” diye o yıllarda okuldaki kızların sayısı çok fazla olmadığında; aynı kıza en az beş – altı genç aşık olurduk …

Tesadüfen akasya ağacının kabuğuna çizilen ismini ve çizeni okursa eğer, çıldırırmışçasına bağırırdık!..

Ben o şanslı günümde bağırıyordum okul bahçesinde .

Adını saygıyla andığım meslek dersleri hocamız Osman durmuş sol kulağımdan yakalayarak ;”eşek mi oldun lan ..?”diyerek kulağımı çekiştiriyordu:İşte o günden –bugüne solcuyum . O sol aşı tutup , dal verdi meyve verdi.

Amaaa!... aynı sevdalımız , başka bir ağacın gövdesinde değişik bir ismin yanında kendi adını okuduğunda oldukça havalara girer tepeden bakardı gözaltından;.. gözaltından da olsa baktıysa , sabahlara kadar Besni caddelerinde tur atardık:.. sert mizaçlı edebiyat hocamız Mehmet Akıncı’nın dersini gıkımız çıkmadan dinlerdik : eyiki de dinlemişim , dünyaya bakış açımızı değiştiriyordu anlatımlarıyla… bu zamana kadar beş kitabım yayınlandı . altıncı kitabımda hazır ama ülkemin üzerindeki kara bulutlar gün be gün koyulaşıyor.

Bu yüzden onu nadasa bıraktım !.. Benim kulağımı çeken o tılsımlı el gibi bir el , o karabulutların kulağını çekerek , güneşi ortaya çıkartırsa; son kitabımda gün yüzüne çıkar her halde !..

Evet; resim öğretmenimiz baharın burnu gözüktüğünde dışarıya alırdı sınıfı.

Küçük bir dere akardı okulun yan tarafında, sulu boya çalışmamamızı derenin suyuna batırır çıkartırdık.

Renkler karışırdı birbirlerine . işte o karışık renklerin şekillerinde aşklarımızın gözlerini arardık . Numan Arslan hocamız çok beğenirdi bu tip resimleri… Müzik hocamız kemanıyla büyülerdi bizleri. Kırk yıl sonra Besni’de buluştuğumuzda mazlum Cihangir hocamız kemanıyla gelmişti.

İşte o keman sesi yeniden on sekiz yirmili yaşlarımıza alıp götürdü hepimizi .

Sevgili Mehmet Erbilir hocamızı unuturmuyuz, coğrafya dersimizi anlatırken , birbirimiz dünya haritası olurduk sanki Tamer Arın Allah rahmet eylesin Okan Öksüz hocalarımızda beyefendikleriyle taşkınlıklarımızı geçiş dönemi düşüncesiyle hep gülümserlerdi gözlerimize…

Meğerse o yıllar altın harflerle çizilmiş zaman dilimiymiş. Neymiş be o gençlik, neymiş be o arkadaşlıklar ? Geçen sene Besni’ye gittiğimde son iki yılımızı okuduğumuz okulu yıkmışlar , akasya ağaçları da yoklar yerlerinde…

Sevdalandığımız o kızlarda uçup gitmişler bir daha dönmemek üzere !...

Merhabalar Seydi Ertürk , İsmet Kılıçarslan, Mithat Dutlu!..? Turan Ertürk müsait bir zamanda Besni çayı içelim olmaz mı ?

Etem Karaüzüm

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Gölbaşı Güncel             <   
Copyright 2013 Gölbaşı Güncel Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.