Ramazan- Lütfiye Vuruşkan İle Söyleşi

Etem Karaüzüm Sordu Bu İkili Cevapladı
Bu haber 2014-11-12 19:59:23 eklenmiş ve 2182 kez görüntülenmiştir.

E.K: Biz sizi çok yakından tanıyoruz. Hatta sizinle anımız var, ben Yarbaşı’nda çalışıyorken arabam yoktu kış günlerinde rastladığınızda durup beni alıyordunuz.

R.V:  Evet Lütfiye Hanım da Yukarı Çöplü’de Öğretmendi.

E.K: O soğuk havalarda bana her  rastladığınızda arabanıza almanızla dostluğumuz başladı.  Benim yanımda Sizlerin ayrı bir öneminiz var.

R.V:  Teşekkür ederim Etem hocam.

E.K: Sizi böyle tanıyoruz,  bazı içinde bulunduğunuz durumları da biliyoruz ancak vatandaşların bilmediği yönleriniz var siyasi bir geçmişiniz var, yaklaşık 6 yıl CHP ilçe başkanlığı yaptınız. Neler yaptınız bu dönemde? Önce kendinizi sonra da  siyasi hayatınızı anlatırmısınız?

R.V:  Hocam, ben 1980 yılında Gaziantep’ten Gölbaşı’na geldim. Babamın memur olmasından dolayı oradaydık. Lise son sınıfı burada okudum, İnönü üniversitesi muhasebe bölümünü bitirdim, daha sonra burada büro açtım kısaca yerleştik. 1989’dan sonra da siyasi hayatım başladı, CHP yönetim kuruluna girdim, daha sonra da ilçe sekreteri oldum. 3 dönem ilçe başkanlığı yaptım. Siyasi geçmişim böyle, en sonunda da istifa ettim, Belediye Başkanı aday adayı oldum ama tekrar göreve dönmedim.

E.K: Belediye Başkanı aday adayı olma bölümünü biraz açar mısınız??

R.V: Benim aday adayı olma dönemim aslında açık, yani Gölbaşı bu konuyu iyi biliyor. Belki bazı şeyler, bazılarının hoşuna gitmese de biliyorlar. Gölbaşı’nda ilçe başkanlığı yaptıktan sonra istifa ettim, aday adayı oldum.( İşte AKP’nin kurduğu 63 kişilik bir akil insanlar vardı ya onlar gibi Gölbaşı’nın da davetsiz akilleri var).

E.K: Çok ilginç bir benzetme değil mi? Orada bir şey söyleyeyim de biri bana sorsa o akil insanlar nedir? Diye; içi boşaltılmış misyonu bitmiş insanlar derim.siz de burayı nasıl değerlendirirseniz değerlendirin.

R.V: Aynı şekilde değerlendiririm, yani boş laf üretmekten başka bir şey bilmeyen  insanlar, başka bir şey demiyorum. Burada bu bahsettiğimiz insanlar aday belirlemeye kalkıştılar, belirledikleri adayında durumu ortada, bütün çabalara rağmen alınan oy ortada benim zamanımda alınan oy ortada, bunu övünme amaçlı söylemiyorum.Çok üzüldüğümü de belirteyim gerçekten acı bir sonuçtu. Geriye dönük bu konuyu yeniden

 işlemek istemiyorum.

E.K:  3-4 gün önce Yusuf Çöplü ile karşılaştık, konuşurken gelecek dönemde de yeniden adayım dedi. Önümü de kimse kapatamaz dedi. Ne dersiniz bu konuda?

RAMAZAN VURUŞKAN:  Ben şöyle söyleyeyim, tabi ki aday adayı olabilir, herkes olabilir, önemli olan toplumun çoğunluğunun onu aday olarak görmesidir. Gölbaşı halkının bu bizim belediye başkanı adayımızdır demesi gerekir. Yoksa aday olmanın hiçbir anlamı olmaz.

 

ETEM KARAÜZÜM: Pardon, geçen dönemde toplum onu tanımıyordu toplum aday etmedi ama aday oldu.

R.V: İşte  yanlış burada, toplumun aday olarak görmediği bu kişinin de seçimde aldığı oy ortada, sonuç vahim oldu. Eğer toplum onu onaylasaydı zaten seçilirdi. Demek ki seçilmek için önce tarlada izin olacakmış ki ekinde gözün olsun. Diğer bir konu da CHP üst kademesi önümüzdeki seçimde alınan sonuçlara göre bunu hala aday ederse CHP de düzelen bir şey yok demektir.

E.K: Peki, çok deneyimli bir ilçe başkanlığı ile uzun bir siyasi süreç yaşadınız, çok deneyim kazandınız, şimdi o deneyimlerinizden yararlanarak siyasete geri dönmeyecek misiniz? Burada söz sahibi olmayacak mısınız? Bakın bu ilçe deneyimli insanlara hasret, ileriyi gören insanlara hasret iyi tecrübeli bir siyasetçiye hasret.

R.V: Hocam ben şunu söyleyeyim rahmetli İsmet İnönü’nün bir sözü var. ‘’ Bir memlekette namuslu insanlar da en az namussuzlar kadar cesur olmadan o memlekete kurtuluş yoktur.’’Der.Bende Gölbaşı’nda aynı şeyi söylüyorum. Yani Gölbaşı’nda namuslu insanlar namussuzlar kadar cesaretli olmalı. Kısaca çıkarı için oy kaybı endişesiyle davranmamalı. Bir siyasetçinin, ancak o zaman  yanındaki  insan sayısı artar ve gerçekten kazanır. Bunu söyler buna inanırım. Yoksa tek başına namuslu bir insan cesur dahi olsa bunlarla mücadele etmesi çok zor hatta  imkânsız. Bu tür insanların çoğalması gerekir.

E.K: Yani teslim mi olalım?

R.V: Teslim olalım demiyorum. Dikkat ederseniz o sessiz ama bilinçli, doğruları gören, çıkarsız insanları siyasetin içine davet ediyorum gelsinler söz sahibi olsunlar, çoğalsınlar, meydanı bu çıkarcı insanlara bırakmasınlar. Memleketin bu vahim durumunda bile bu insanlar hala sadece kazanmak uğruna oy kaybederim endişesiyle yanlış davranışları olan siyasetçileri bitirsinler. Öyle birkaç kişi değil.

E.K:  Peki, ben geçen gün CHP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Veli Ağbaba’ya bir soru yönelttim. Ona dedim ki; Toprağa düşen tohumu, toprak yeşertmiyorsa, toprak utansın, dedim. Bunu oradan alıp ( bu halk deyimidir) siyaset olarak değerlendirirsek mesela ben size şöyle bir soru sorsam; Burada bir siyasete atılmış güzel bir tohum var. O tohum yıllardır yeşermeyi bekliyor, çürütülecek mi yeşermeyecek mi o tohum?

R.V: Umarım yeşerir, hocam yine aynı şeye dönüyoruz, biraz önce de dediğim gibi düzgün insanların bu siyaset alanında çoğalması gerekir cesur bir şekilde, hiçbir beklentisi olmayan çıkar gözetmeyen insanlarımız, bu insanlar da zaten doğru zamanda doğru zeminde doğru insanı bir yerler getireceklerdir. Ülkenin durumu ortada, bu ülkenin içinde bulunduğu kaostan kurtulması için, CHP iktidarı için bu olmazsa olmazlardandır. Yoksa tek hedefi seçilmek olan insanların, oy kaybı kaygısıyla sergilediği herkesle iyi geçineyim fikri o insanları sessizliğe götürür sessiz olunca da o sesi çok çıkan bilinçsiz siyasetçiler hâkim oluyorlar oralarda endişe verici bir şekilde ve parti iktidar olamıyor bu nedenle.

E.K:  O sesi çok çıkanlar derken onu şöyle değerlendirebilir miyiz? Bazı insanlar mezarlıktan geçerken gece bağırırlar korkularından. Onlar korktukları için mi çok bağırıyorlar?

R.V: Hayır öyle değil hocam bu ses korku sesi değil sessizlerin meydanda olmamasından kaynaklanan ses, ya da kişisel olarak bir şeyler koparamaz mıyım endişesiyle çıkardıkları ses, ya da kendini öne çıkarmak için dikkat çekme sesi boş tenekeden çok ses çıkar doludan ses çıkmaz değil mi?

E.K:  Bana bir kişi, bir vatandaş, hocam dedi; size tek bir cümle söyleyeceğim dedi; Evlere gidildiği zaman gittiği evin oyunu alabilecek iki tane bayan var bu partide dedi. Birisi Lütfiye Vuruşkan öbürü Fatma Ulubey dedi. Bunlar hangi eve girerse girsin oradan boş çıkmazlar dedi. Mutlaka oy alırlar dedi. Başka yok mu dedim; yok dedi. Onun görüşü böyleymiş. Bu ikisi çok önemli dedi Peki, bu konuda ne dersin?

R.V: Şimdi bu ikisinden başka kimse yok demek haksızlık olur. Bu iki insanın konuşulmasının nedeni çok emek verdiklerinden dolayı, şu ana kadar parti içerisinde olsun, dışarıda olsun, ikili ilişkilerde olsun her tarafta bir şeyler yapmaya çalıştıklarından dolayı partiye gerçekten hizmet etme çabası içerisinde olmalarından dolayı bu iki insandan bahsediliyor. Belki başka insanlar da vardır. Buna haksızlık etmeyelim ama o insanın dediği doğrudur ikisi de gerçekten toplum içerisinde gerek yapılarıyla gerekse ilgi alakalarıyla yer edinmiş kişilerdir. Partiye çok faydaları oldu ikisi de kendi mesleklerinde de başarılılar. Arkadaşları arasında da çok sevilen insanlar böyle düşünmekte haklı vatandaş doğru düşünüyor diye bilirim.

E.K:  Peki, o zaman şöyle sorayım ben size, siz ya da Lütfiye Hanım önümüzde ki genel seçimlerde siyaseti düşünebilir misiniz? Belki bir aday adayı olmak gibi!

R.V: Yani benim düşünmeyeceğim kesin, ama eşimi bilmiyorum, onun adına da ben konuşmak istemiyorum.

E.K:  Soralım o zaman kendisine önümüzde ki dönem milletvekilliği adayı adaylığını düşünüyor musunuz?

 

LÜTFİYE VURUŞKAN: Ben size daha önce de söylediğim gibi Milletvekilliği aday adayı olmayı düşünmüyorum.

E.K:  Yani bu iki asil insan biz siyasete girmeyi şimdilik düşünmüyoruz diyor diyelim. Pekâlâ, Ramazan Bey siz herkes için siyasette Belediye başkan adayları için Milletvekilleri için seçimlerde para harcadınız, bunu kendi cebinizden harcadınız ektiğinizi biçecek misiniz, birilerinde alacağınız var mı? Bu konuda da bilgilerinizi alalım.

R.V: Ben şöyle söyleyeyim, ektiğimi kişisel anlamda biçmek için ekmedim. Biraz önce de söylediğim gibi, ben ülke genelini partinin durumunu her zaman düşündüm, ben partim için ektim. Ama maalesef partim de burada bir şey biçemedi, beni üzen durum bu, hatta uğruna ektiklerimiz kalktılar başka partiye gittiler. Bu kişi Salih Fırat, biz onun için burada çok çaba gösterdik.

E.K:  Ona da para harcadınız mı? Ya da para verdiniz mi?

R.V: Mutlaka, ama ben ona elden para vermedim, yani nakit olarak para vermedim, ama burada bir karargâh açılacaktı, seçim çalışmaları sırasında o zaman Salih bey’in durumu da iyi değildi, biz durumunu biliyorduk yani, Adıyaman’da ki durumu da iyi değildi.

E.K:  Siz o zaman ilçe başkanıydınız değil mi?

R.V: Tabi, Salih Bey geldi Gölbaşı’nda bir karargâh açılması gerektiğini söyledi ama maddi durumunun iyi olmadığını yardımcı olmamız gerektiğini söyledi, hatta Tut’da biliyor Salih Beyin durumunu Adıyaman’da diş doktoru bir damadı vardı, o damadıyla geldi, bu seçim döneminde bu külfeti siz kaldırın kazandığımda karşılayacağız dedi. Biz de burada karargâhın yerini ayarladık açtık ve o 40 günlük seçim döneminde burada ki harcamaların tamamını (kira, mazot, çay, şeker) biz yaptIK. yardımda bulunduk falan demesinler. O 40 günlük dönem içerisinde 4000 TL para verdiler. Kirayı diğer masrafların hepsini ben yaptım.

E.K:  Ne kadar diğer masrafların toplamı bir hesap tuttunuz mu?

R.V: Hocam ben 17 bin lira civarında para harcadım.

E.K:  4 bin lirasını aldım diyorsunuz.

R.V: Bana 4 bin lira verdi gitti. Bana oradan (Ankara) gönderirim dedi. Ankara’ya gitti partiden 2500 lira aldı gönderdi, yani o masrafı partiden aldı bana gönderdi. CHP Genel Merkezden ilçeye yardım gibi, kendi kesesinden para çıkmadı. Oysa burada ki seçim çalışmalarında bütün masrafları kendinin karşılaması gerekirdi etik olan buydu. Partiden gelen bir para yoktu. Verdikleri paranın tamamı budur. Bize Genel Merkezden para gelmezdi. Salih Fırat CHP milletvekiliyken, hem siyasi duruşum siyasi terbiyem, hem de insani terbiyem bundan borcunu istemeyi uygun görmedi. Partimin milletvekilidir Adıyaman CHP milletvekilimizdir. Ben bu masrafı yaptım, ayıp olur diye kendime yakıştıramadığım için isteyemedim. Fakat o partiden ayrıldıktan sonra çok düşündüm, tabi evde konuşulurken oğlum da bunu duydu, partiden ayrıldıktan sonra da insani terbiyem bu borcu istemeyi elvermedi. Fakat oğlum duyduğu için onun zoruna gitmiş telefon ediyor. Salih Bey böyle böyle bir durum varmış bunu ne yapalım deyince ben böyle bir şey hatırlamıyorum diyor. Bana söyledi, bunu duyunca terbiyesiz olmaya karar verdim. Yani bunu anlatmaya karar verdim. İşin doğrusu Salih Fırat buna hırsız da denmez hırsızın dahi bir şerefi var, bu insanların sırtından geçinen, çıkarcı, kemirgen bir şey yaa! Aldı başını gitti Ankara’ya. O dönemde akrabalarının bir de inek davası vardı o konuya da gireyim. Olay o kadar uzun ki ben kısa anlatacağım. Akrabası mı köylüsümüdür birileri geliyor Yarbaşı köyünden Salih Fırat’ın adını kullanarak Seyit Bener’den,  o kişi de CHP yönetim kurulunda üyemiz. Pazarlık ediyorlar inek satın alıyorlar en az 40- 50 bin liralık adamlar para vermeden  en kısa zamanda hemen getireceğiz vaadiyle inekleri götürüyorlar bunlarda güveniyorlar hani ucunda Salih Fırat var  ya! İnekleri götüren adamlar kayboluyor para falan getirdikleri yok, bunun üzerine Seyit abi Salih Fırat’ı telefonla arıyor.

E.K:  İnekleri götürenler mi yoksa inekleri satanlar mı arıyor Salih Fırat’ı?

R.V: Seyit abi arıyor böyle böyle inekleri sizin adınıza aldılar diye durumu anlatıyor. Salih Fırat da diyor ki keşke vermeseydin falan diyor. Seyit abi telaşlanıyor malın arkasına düşüyorlar. Şimdi burada Salih Bey’in aslında hatası yok ben her zaman söylüyorum. Keşke inekleri vermeden önce Salih Bey’i arasaydınız diye, adam size söylemiş keşke vermeseydiniz diye dedim. Onlar da demek ki yakınıdır, diye verdik dediler. Mal gittikten sonra asıl boyut, Adıyaman’ın bir beldesi var Yayla Konak beldesi oraya cem evine gittik, Salih Fırat da yanımda işin ilginç tarafı, bu defa Salih Bey’in amcası (Ali FIRAT) Seyit abiye geliyor diyor ki malı çıkarmak için bana 5 bin lira ver ben o malı kurtarayım diyor.

E.K:  Bunu milletvekili Salih Fırat’ın amcası mı diyor? Adeta Romanlara konu olacak konuymuş.

R.V: Tabi, evet çok ilginç o 5 bin lirayı da onlar alıyor ve vermiyorlar mal da gidiyor para da gidiyor. Seyit abi bana söyledi iyice canım sıkıldı. Yayla konak’da Cem Evinde Salih Fırat’a dedim ki bakın işin başından beri sizi haklı buldum, birinci olaydan dolayı haberiniz yok diye, akrabanız da olabilir o beni çok bağlamaz beni sizin kişiliğiniz bağlar dedim. Ama şu ikinci konu gerçekten çok ayıp, utanç verici bir şey sizin öz yakınınız (Ali FIRAT) meseleyi halletmek için bu 5 bin lirayı alıyor üstüne yatıyor bu para bir şekilde ödenmeli dedim. Aslında bunları anlatmak benim kişiliğim değil.

E.K:  Adamın inekleri gidiyor. Salih Fırat’ın amcası da diyor ki ben senin ineklerini kurtarmak için bunlar senin bu mallarını vermezler sen bize5 bin lira ver de ineklerini kurtaralım diyor değil mi? İnekler gittiği gibi Seyit Bey’in 5 bin lirası daha gidiyor ve Salih Bey’in bunlardan haberi var değil mi? Ne dedi peki?

R.V:  Tabi haberi var ben her şeyi söyledim. Yani onu bizzat yiyenler Salih Bey’in akrabaları. Söylediğim de doğru dedi ben hallederim dedi. Maalesef halletmedi.

E.K:  Buna ne diyelim ne terim kullanalım Ramazan Bey?

R.V: Vallahi onu da sizin takdirinize bırakıyorum. Böyle insana bir kere insan dememek lazım, insan olmayınca da terim kullanmaya gerek yok

E.K:  Şimdi bu röportaj Alternatif Bakış gazetesinde ve Gölbaşı Güncel Haber sitesinde yayınlanacak Siz bunu TBMM başkanlığına göndereceksiniz, hatta muhalefet liderlerine de göndereceksiniz, bu ropörtaj yayınlandıktan sonra Salih Bey önümüzde ki 8 ay sonra Adıyaman da iktidar partisinden aday olup Gölbaşı’ndan oy isteyecek mi? ister mi sizce?

R.V: Bence cesaret edemez, sanıyorum zaten iktidar partisi de aday eder mi onu da bilmiyorum. Yani o muhtemelen şöyledir.  Benim için son, alacağımı aldım aday olmama gerek yok diye düşünmüştür.

E.K:  Salih Bey o partiye neden geçti Ramazan Bey sizce. Tamamen rant mı acaba?

R.V: Kesinlikle çıkar meselesi başka açıklaması yok.

E.K:  Bu konuda söyleyeceğiniz başka bir şey var mı daha ne diyelim, çok şey var aslında siz hani biraz önce terbiyem müsaade etmedi demiştiniz ya o bölümleri de açarsanız daha da koku gelir burnumuza gibi geliyor bana.

 

R.V: Hocam hiç gerek yok olayları bu kadar deşelemeye ama seçmenin de bazı onur kırıcı davranışları bilmesi gerek oy vereceği kişinin öz geçmişi hakkında yalan yanlış bir şeyler bilerek oy vermesi vebaldir topluma zarar verir günümüzde örneklerini görüyoruz. Bu tür insanlar partinin de adını araya veriyor ve silinmiyor. Zaten toplum benim anlattıklarımı bilmesi yeter diye düşünüyorum çünkü bu tür davranışlar o insanın karakterini ortaya koyuyor, oy verenlerimizin bunu görebilmesi çok önemli olay çözülür.

E.K:  Peki, bu gazetenin bu röportajı en az 10 gün basması gerek, Gölbaşı’nda ki bütün evlere dağıtılması gerek sizce yanlış mı olur?

R.V: Sorun bir tek Gölbaşı ile ilgili değil ki, asıl sorun Adıyaman’ın sorunu, ona bakarsan bütün Adıyaman’a dağıtmak gerekir.  Şunu söyleyeyim hocam Gölbaşı seçmeni gerçekten harika bir seçmen, ben onların ne kadar temiz duygularla partilerine sahip çıktıklarını gördüm ve görüyorum da ve onları gerçekten çok seviyorum hele partide bir tutarlılık  seçilecek insanda dürüstlük, temizlik, samimiyet ve liderlik özelliği gördükleri zaman partilerine dört elle sarılıyorlar kimse onlara kötü demesin eleştirmesin harikalar. Gölbaşı’nda CHP seçmeni çok fedakâr bunu gördüm bunu söylüyorum.

E.K:  Ben CHP’li arkadaşların eşlerini daha çok takdir ediyorum. Bayanlar seçim zamanı arı gibi çalışıyorlar. Her seçimde erkek arkadaşlar kahvelerde oturup sigara içip okey oynarken bayanlar arı gibi çalışıyorlar, aslında bir bayan aday lazım önümüzde ki Belediye Başkanlığı seçimlerinde ben bunu buradan ilan ediyorum. Bir bayan aday kazandığında Gölbaşı’nın çehresi değişir diye düşünüyorum.

R.V:  Olabilir benim hiçbir şekilde itirazım zaten olamaz, ama şunu söyleyeyim. Siz çalışmadan bahsettiniz asıl çalışanlar sessiz sessiz evlerinde oturuyorlar yani partiye gelip de boy gösterenler değil, evinde oturup sağında solunda komşularıyla iyi geçinen o insanlar oy topluyorlar benim bahsettiğim seçmen onlar. Biz bahsettiklerin siyasetçileriz, biz siyasetçiler bu seçmene gerçekten layık değiliz,  onları anlayamayan yakınlaşmayan değerini bilmeyen biz siyasetçileriz.

E.K: Seçimden 3 ay önce bugünkü Belediye Başkanı Yusuf ÖZDEMİR dedi ki, bir küçük röportajımda daha doğrusu bireysel röportajımda ‘’ Bu seçim benim en kolay kazanacağım seçim, otururum ayak ayağın üstüne atarım bu seçimi alırım’’ dedi. Neydi bunun anlamı sizce?

 

R.V:  Bunun anlamı bizim adayımızın yapısından kaynaklanıyor.

E.K:  Ama bunu bana yazılmamak şartıyla söylemişti.

R.V:  Emin olsaydı yazdırırdı.

E.K:  Teşekkür ederim başka diyeceğiniz var mı?

R.V:  Hayır teşekkür ederim söyleyeceğimi söyledim. Ama şunun bilinmesini istiyorum. Bana sorulan soruların cevaplarımın kesinlikle hepsinin doğru olduğunu herkesin bilmesini istiyorum. Kimin kafasında ne soru varsa bana sorabilir. Ben açıklamaktan çekinmem ama tabi bazı şeyleri aleni olmaktan ziyade böyle teke tek merak edilen konular olursa ben bunlara da cevap veririm. Ama her şeyi de aleni olarak anlatmak doğru olmaz diye düşünüyorum.

E.K:  Keşke anlatsanız yani bence bazı öyle bilgiler var ki sizde saklanıyor, tamam sizin o siyasi yapınız, kişiliğiniz ve uygarca düşündüğünüzden dolayı bazı şeyleri söylemiyorsunuz. CHP sini bir aile gibi görüyor bazı olayların aile içinde çözümlenmesi gerekliliğine inandığınız için. İşte o söylenmeyen tarafları da partiye zarar veriyor açığa çıkmadığı için onlar öyle olmaya devam ediyorlar o kirli işlerini oralarda devam ettiriyorlar söylemediği için konuşulmadığı için!

R.V:  İşte ben konuşmamızın başında söylemiştim bu seçmenin içerisinde de olsun parti içerisinde de olsun insanlar haksız demeleri gerekiyor. Yani çünkü bahsettiğimiz konuları bir tek ben veya iki kişi bilen insanlar değiliz etrafımızda ki insanlar da biliyor ama kimse konuşmuyor. Yani bu doğrudur demiyor. İşte bana zarar gelir, işte benim gelecekte beklentilerim var şöyle yapmam lazım ne bileyim yani bu partiyi Gölbaşı’nı sıkıntıya sokan bu, yani dürüst konuşan doğru konuşan insanların çoğalması gerekir.

E.K:  Ramazan Bey, Millet vekili aday adaylarını partinin kayıtlı seçmenlerinin seçmesi gerekir diye düşünüyorum. Siz ne diyorsunuz?

R.V:  Hocam aday adaylarımız da seçmenle ilgilenmiyor ki onlar da bu işin yukardan bittiğini  bildikleri için hepsi yukarıdakilere bakıyor, yani kimse toplumun içerisinde yok. Allah aşkına bir sürü milletvekili aday adayımız var hatta 7 tane kadar varlar, bu insanların bu vatandaşla ne kadar ilişkileri var siyaset anlamında Allah aşkına hangi birine ne kadar yakınlar kime ne kadar faydaları var bana söyler misiniz?

E.K:  İşte karar mercii yukarıda ya onun için böyle.

R.V:  Ben Ankara’da da söyledim zaten bunu.  Bırakın oradakilere sorun ki bu adaylarda da gitsin  biraz halkla haşır neşir olsunlar onlara kendilerini anlatsınlar, halkı tanısınlar, biraz faydaları olsun insanlara yok böyle bir şey yok. Yanlışlık zaten orada eğer bu işi doğru dürüst yapsalar bu aday adaylarımız halkın içine girecekler.

E.K:  Siyasetin en önemli noktası burası, bir de halkı tanırlar vatandaşla ilgilenirler.

R.V:  Hocam, iş yukarıda bitiyor nasılsa boş ver bunları deyip gidip orada işlerini bitiriyorlar, işte bir şekilde yani!!!

E.K:   Burada bir milletvekili kazanma ihtimali var partinin o da kazanabilirse, yani ikisi çok zor önceki deneyimlerimiz bunu gösteriyor, o bir milletvekili için en az Adıyaman bölgesinde 20–25 tane aday adayı çıkıyor.

R.V:   Geçen dönem 30’un üzerindeydi yanılmıyorsam bu sene de 40’ta olabilir 50’ de olabilir.

E.K:   Peki, ben eşinize de soru sormak istiyorum. Şimdi ben gördüğüm kadarıyla uygar ailelerden birisisiniz eğer eşiniz siyasete girerse siz önünü kesmezsiniz değil mi?

R.V:   Kesinlikle kesmem hatta yardım da ederim, bunu kendisi biliyor zaten!

E.K:   Lütfiye öğretmenim var mı böyle bir düşünceniz?

 

LÜTFİYE VURUŞKAN: Milletvekili aday adaylığı için mi?

E.K:    Evet!

LÜTFİYE VURUŞKAN: Ben milletvekili aday adaylığı düşünmüyorum

E.K:   Neden?

LÜTFİYE VURUŞKAN: Hocam ben buradan aday adayı olan arkadaşlarıma yolları açık olsun diyorum. Bu sayıyı çoğaltmak bence doğru değil, her ne kadar demokratik bir hak gibi dursa da ben doğru bulmuyorum. Vasıflı, hakikaten orada Adıyaman ili ve çevresine yararlı olacağına inanılan kişilerin aday adayı olması taraftarıyım. Aday adayı olan kişi öyle birileri olmalı ki herkesin onun yararlı olacağına inanması gerekir ki kararsız oyların tamamını alabilmeli çünkü sonucu bunlar belirliyorlar. İkinci konu biraz önce Ramazan Bey’le yaptığınız söyleşide dediği gibi adayın belirlenme yeri Adıyaman ili ve çevresinde ki CHP nin kayıtlı seçmenleri olmalı, Ankara değil.

R.V:   Hocam beni üzen konulardan bir tanesi de hatırlarsanız Murat Karayalçın gelmişti. Lokantanın altında  konuşma yapmıştı, yukarıya çıkarken Murat Karayalçın bana gitmeyin eşiniz de birlikte yemekte olun dedi ben de peki dedim. Yemek yiyorduk il başkanımız da orada dedi ki bizim Gölbaşı’nda ki Belediye Başkan adayımız Lütfiye Hanım dedi, Ramazan bey değil dedi Murat Karayalçın’da tabi neden olmasın dedi. Bir gün sonra bizi topa tuttular kocası da aday kendi de aday diye, memleket böyle bir memleket.

E.K:   Olamaz mı, bu sizin çok uygar bir aile olduğunuzu gösterir. İkimiz de adayız birimizi seçin birimiz diğerimiz için fedakârlık yapabiliriz demektir bu.

R.V:   Hani biz konuşmamızın başında demiştik ya akillerle ilgili, boş konuştular işin özü bu!

E.K:   Peki, o boş insanlardan ilçemiz nasıl kurtulacak, ne zaman kurtulacak?

R.V:   Benim dediğim insanlar çoğalırsa çoğalmazlarsa bunlar devam edecek. Söyleyeceklerim bu kadar ben teşekkür ederim.

E.K:   Lütfiye öğretmenime dönelim soralım siz ne diyorsunuz eşinizin anlattıklarına katılıyor musunuz?

LÜTFİYE VURUŞKAN: Kesinlikle katılıyorum, çünkü o siyasi konularda asla yalan söylemedi, bundan sonra da söyleyeceğini zannetmiyorum. Çünkü ilçe başkanlığı yaptığı dönemlerde siyaseti bir beklenti uğruna yapmadı özveriyle yaptı CHP ni daha yukarılara çekmek için yaptı üstlendiği görevi en doğru şekilde yürütmeye çalıştı, sağlığından oldu maddi kaybı çok oldu, her şeye rağmen yürüttü bu görevini, o kadar söz duydu eleştiri aldı tabi o akillerden(!)  ama yılmadan 6  sene dimdik yoluna devam etti. Öyle bir insandan da yalan beklemiyorum. Hatta ben bazen zaman zaman çok fazla özveride bulunuyorsun yönetiminle paylaş bunları dediğimde hayır ben yönetime haber vermem hallederim diye tepki verirdi. Bu kadar partisini seven bir insan o partinin bir yerlere gelmesi için elinden geleni yapacak başka bir insan düşünemiyorum kendini göstermeye de çalışmadı ön planda olayım hevesi yoktur eşimin. çok mütevazidir.

E.K:   Zaten yalan söyleyecek bir karakterin sahibi değil Ramazan Bey. Bir şey söyleyeceğim bir de böyle bir eşe sahipsiniz herkesin saygı duyduğu çok ender bir insanlardan biri.

R.V:   Eşime ben de saygı duyuyorum.

E.K:  Ben sizi kutluyorum söyleyeceğiniz bir şey varsa buyurun.

LÜTFİYE VURUŞKAN:  Evet biraz önce sordunuz ya siyasete girmek ister misiniz diye siyasete girmek nasıl mümkün biliyor musunuz? Ramazan Bey’in işaret ettiği o asil insanlar, o onurlu insanlar, beklentisi olmayan insanlar, partisini gerçekten çok seven insanlar çoğaldığı zaman girilir. Ve inanın CHP si de kesinlikle bir yerlere gelir. Umarım o insanlar çıkıp partileri için çalışırlar. Biz olmak gerek.

E.K:  O halde sabırla bekleyelim onların çoğalmasını yoksa bu ülkenin durumu vahamete gidiyor.

LÜTFİYE VURUŞKAN:   Bilemiyorum bizlerin o insanları öne çıkmasına yardımcı olmamız gerektiğini düşünüyorum. Siyaset yol arkadaşlığı gerektiriyor. Ekip işidir diyorum siyasette tek başına yürünmez eşinle dostunla arkadaşınla beraber yürümelisin, işte o olmasını istediğimiz insanlarla yürümelisin, senin farkın sadece seçilme özelliğine sahip olmak olmalı başarı böyle gelir diye düşünüyorum.

E.K:  Bu anlatımınız bir soru sorma cesareti verdi bana; O Ramazan Bey’e söylediğim evlere gidipte orayı ikna edip oy alabilen iki kişiden biri sizsiniz, bundan dolayı Belediye Başkanlığına aday olur musunuz? Gerçi daha 5 yıl var.

LÜTFİYE VURUŞKAN:  5 yıl çok uzun bir zaman ne getirir ne götürür bilemiyorum şimdiden adayım demek olmaz. Belediye Başkanlığı adayı olmak çok da kolay değil. Gerçekten çok fazla özveriyle çalışma gerektiren bir iş, çünkü halkın bu partiye daha önce seçilip de başarı sağlayamayan Belediye Başkanlarımız yüzünden,  işimiz çok zor insanların güvenini kazanacaksın gönüllerinde yer alacaksın eşimin dediği gibi hem hürmet edeceksin hem de hizmet edeceksin yanlış yapmadan o zaman olursa olur kısmet bakacağız.

E.K:  Ramazan Bey Lütfiye Hanım aday olursa destekler misiniz?

R.V:  Destekliyorum. Biraz önce Yusuf Bey’in aday adaylığı ile ilgili; şimdi aklıma bir şey geldi Yusuf bizim arkadaşımız aday adayı olabilirdi seçimi kaybettikten sonra facebook’tan yayınladığı bir iletiyle o şansını kaybetti.”Yani Gölbaşı’nda 8000 tane satılık oy” çok çirkin bir cümle keşke böyle bir söz söylemeseydi.

 E.K:  Ben onu sordum da ben onu yazmadım sadece paylaştım dedi.

R.V:  Ne fark eder ha paylaştın ha da yazdın. Herkes Gölbaşı’nda satılık seçmen var der, ben yok diyorum. Elbette bazı gruplar var isimlerini söylemek istemiyorum, onlar da Gölbaşı’lı değiller zaten onların Gölbaşı’nın geleceği ile ilgili düşünceleri olmadığı için bazı küçük şeylere heves edebiliyorlar. Ama ben Gölbaşılılarda satılık oy olduğuna inanmıyorum.

E.K:   Biz de o seçmenlerden birisiyiz kimseye oyumuz satılık değil. Her ikinize de çok teşekkür ederim

Alternatif Bakış Gazetesi

ETİKETLER :
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer RÖPORTAJ haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Gölbaşı Güncel
                    
© Copyright 2013 Gölbaşı Güncel Haber. Tüm hakları saklıdır. Bu site KOMMANGENE Gazeteciler Cemiyeti Üyesidir.